<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
                 <rss version="2.0" 
                 xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
                 xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" 
                 xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" 
                 xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
                 <channel><title>Hatay Son Dakika Haberleri Yerel Gündem Son Dakika Samandağ Antakya Defne Haberleri Hatay Haberleri</title>
                      <link>https://www.sovtna.net/rss.xml</link>
                      <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.sovtna.net/rss.xml" type="application/rss+xml" rel="self"/>
                      <language>tr</language>
                      <description>Gerçekler Karanlıkta Kalamaz
Hatay Merkezli Bağımsız Halk Gazetesi</description>
                      <category>News</category>
                      <lastBuildDate>Mon, 16 Mar 2026 20:39:03 +0000</lastBuildDate>
                      <ttl>1</ttl>
                      <generator>Hatay Son Dakika Haberleri Yerel Gündem Son Dakika Samandağ Antakya Defne Haberleri Hatay Haberleri - Haberler</generator>
                      <copyright>Copyright - 2026 - Hatay Son Dakika Haberleri Yerel Gündem Son Dakika Samandağ Antakya Defne Haberleri Hatay Haberleri</copyright><item><title><![CDATA[Nereye Gidiyor Bu Gençlik?]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.sovtna.net/haber-nereye-gidiyor-bu-genclik-17989.html</guid>
                    <link>https://www.sovtna.net/haber-nereye-gidiyor-bu-genclik-17989.html</link>
                    <description><![CDATA[Nereye Gidiyor Bu Gençlik?]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Nereye Gidiyor Bu Gençlik?
Nereye gidiyor bu gençlik?
Kardeş kardeşi tanımaz hâle geldi,
öldürüp geçiyor…
Ne oluyor bize, sizlere, herkese?
Hani kardeşlik,
hani dostluk?
Sahi, neydi kardeşlik?
Korumak mıydı,
sahip çıkmak mıydı,
yoksa öldürmek miydi?
İnsan, insana nasıl kıyar?
Bir cana kıymak bu kadar kolay olmamalı.
Dünya çok güzel.
Yaşamak apayrı bir güzellik.
Bu güzelliklere sahipken
bu miras kavgaları,
bu kardeşlik çatışmaları neden?
Bu ölüm,
bu şiddet,
bu hırs ne diye?
Nereye gidiyor bu gençlik?
Güzergâh neresi?
Hayat sevince güzel,
birlik olunca anlamlı.
Bu güzellikler bizi bulmuşken
biz, siz, onlar
neden başka bir yol arayışındayız?
Bu güzellikleri
ailemize,
sevdiklerimize,
dostlarımıza,
arkadaşlarımıza yaşatmak varken
bu ölüm, bu kavga neden?
Hadi bırakın kavgayı, savaşı.
Beraberlik olma zamanı.
İnsan, savaşmayı değil
birlik olmayı seçmeli.
Yeterince kaybetmedik mi sevdiklerimizi?
(6 Şubat…)
Güçlü ve birlik olma zamanı.
Biz değil miydik kardeşliği, barışı savunan?
Hadi el ele verelim;
bu savaşa,
bu cinayetlere,
bu kavgalara son verelim.
Yaşasın kardeşlik.
Var olsun barış.
Daim olsun birlik.
Sonsuz olsun dostluk.
 
Erdİ Taş ]]> </content:encoded><category domain="https://www.sovtna.net/kose-yazilari-haberleri">KÖŞE YAZILARI </category><dc:creator><![CDATA[Nereye Gidiyor Bu Gençlik? - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 22 Jan 2026 17:15:43 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.sovtna.net/images/haber/nereye-gidiyor-bu-genclik-201610-20260122.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.sovtna.net/images/haber/nereye-gidiyor-bu-genclik-201610-20260122.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.sovtna.net/images/haber/nereye-gidiyor-bu-genclik-201610-20260122.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[“BU ÜLKEDE ALEVİLERE HAKARET SERBEST Mİ?" Ali Arslan Yazdı...]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.sovtna.net/haber-bu-ulkede-alevilere-hakaret-serbest-mi-ali-arslan-yazdi-17885.html</guid>
                    <link>https://www.sovtna.net/haber-bu-ulkede-alevilere-hakaret-serbest-mi-ali-arslan-yazdi-17885.html</link>
                    <description><![CDATA[“BU ÜLKEDE ALEVİLERE HAKARET SERBEST Mİ?" Ali Arslan Yazdı...
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ “BU ÜLKEDE ALEVİLERE HAKARET SERBEST Mİ?" Ali Arslan Yazdı...

Adaletin terazisi artık sadece güçlüden yana tartıyor.
Alevilere hakaret edenler hakkında yapılan suç duyurularının neredeyse tamamı “takipsizlik” kararıyla sonuçlanıyor.
Bir inanca, bir topluma, bir yaşam biçimine hakaret etmek suçtur  hem hukuk önünde hem de insanlık önünde!

Bu ülkede Alevi olmak hâlâ bedel ödemek anlamına geliyor.
Kimi zaman işte, kimi zaman okulda, kimi zaman da mahkeme koridorlarında...
Hakarete uğrayan Aleviler “adalet” arıyor, savcı “takipsizlik” veriyor.
Bu kararlar sadece dosyaları kapatmıyor; aynı zamanda halkın vicdanını da kanatıyor.
Her “takipsizlik” kararı, bir inancın, bir topluluğun sesini biraz daha kısmaya çalışıyor.
Bugün bazı çevreler, Alevilere yönelik hakaretleri “ifade özgürlüğü” diye savunarak bu nefretin üzerini örtmeye çalışıyor.
Bu, alenen nefretin meşrulaştırılmasıdır.
Devletin görevi, inançlara hakaret edenleri korumak değil, cezalandırmaktır.
Ama gelin görün ki, iktidar yanlısı bir kalem Alevilere saldırdığında “görüş beyan etti” deniyor;
bir Alevi kendi inancını savunduğunda ise “halkı kin ve düşmanlığa tahrik”le suçlanıyor.
Bu nasıl adalet?
Bu nasıl eşitlik?

Gerçeği konuşanlar susturuluyor, hakaret edenler ödüllendiriliyor.
Bu tablo, sadece Alevilere değil, bu ülkenin tüm vicdan sahiplerine ihanettir.
Alevilere hakaret edenleri aklayan her karar, yarın başka bir topluma, başka bir inanca yöneltilmiş nefretin zeminini hazırlar.
Bugün Aleviler hedefte, yarın kim bilir kim?
Adaletin sustuğu yerde nefret konuşur — biz buna izin vermeyeceğiz.

Yanı başımızda Suriye’de Aleviler hâlâ katlediliyor, köyleri yakılıyor, evlerinden ediliyor.
Biz bu acının ne demek olduğunu biliyoruz.
Aynı zihniyetin, farklı maskelerle aramızda dolaştığını da görüyoruz.
Kelimelerle başlıyor her şey önce hakaretle, sonra iftirayla, sonra linçle...
Tarih bunu defalarca yazdı: Susturulan adalet, bir gün herkesin kapısını çalar.

Gerçek adalet, sadece yasada değil, vicdanda da yer bulmalı.
Ama bu ülkede vicdan da artık susturulmak isteniyor.
Alevilerin sabrını sınayan her takipsizlik kararı, bu ülkenin hukuk sistemine vurulmuş kara bir lekedir.
Biz susmayacağız, geri çekilmeyeceğiz, unutmayacağız.
Çünkü adalet isteyen bir halkı susturamazsınız!
Aleviler boyun eğmeyecek — çünkü bu topraklarda biz, korkunun değil hakikatin çocuklarıyız!
Ve biz o hakikati, her ne pahasına olursa olsun, söylemeye devam edeceğiz. ]]> </content:encoded><category domain="https://www.sovtna.net/kose-yazilari-haberleri">KÖŞE YAZILARI </category><dc:creator><![CDATA[“BU ÜLKEDE ALEVİLERE HAKARET SERBEST Mİ?" Ali Arslan Yazdı... - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 28 Oct 2025 08:18:15 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.sovtna.net/images/haber/bu-ulkede-alevilere-hakaret-serbest-mi-ali-arslan-yazdi-111954-20251028.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.sovtna.net/images/haber/bu-ulkede-alevilere-hakaret-serbest-mi-ali-arslan-yazdi-111954-20251028.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.sovtna.net/images/haber/bu-ulkede-alevilere-hakaret-serbest-mi-ali-arslan-yazdi-111954-20251028.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Başkalarının Tarihiyle Övünmek: Kendi Köklerinden Kopmanın Sessiz Çığlığı-Ali Arslan Yazdı ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.sovtna.net/haber-baskalarinin-tarihiyle-ovunmek-kendi-koklerinden-kopmanin-sessiz-cigligi-ali-arslan-yazdi-17871.html</guid>
                    <link>https://www.sovtna.net/haber-baskalarinin-tarihiyle-ovunmek-kendi-koklerinden-kopmanin-sessiz-cigligi-ali-arslan-yazdi-17871.html</link>
                    <description><![CDATA[Başkalarının Tarihiyle Övünmek: Kendi Köklerinden Kopmanın Sessiz Çığlığı-Ali Arslan Yazdı ]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Başkalarının Tarihiyle Övünmek: Kendi Köklerinden Kopmanın Sessiz Çığlığı-Ali Arslan Yazdı 

Kendi tarihini bilmeyen bir millet, başkalarının tarihiyle övünür. Bu söz sadece bir uyarı değil, aynı zamanda içten içe yaşanan bir kimlik krizinin yankısıdır. Bu kriz, bugün pek çok topluluğun hafızasında derin izler bırakıyor. Özellikle de biz Arap Aleviler için...

Yüzyıllardır bu toprakların bir parçasıyız. Diller, inançlar, kültürler arasında çoğu zaman görünmeyen, çoğu zaman da görmezden gelinen bir yerimiz oldu. Tarihin sayfalarına kendimizi yazamadık. Yazmak isteyenler ya susturuldu ya da asimile edildi. Bugün geldiğimiz noktada, kendi geçmişimize dair sorduğumuz soruların çoğu yanıtsız. Kendimize “Biz kimiz?” diye sorduğumuzda, cevaplar ya başkalarının tanımlarında gizli ya da belleğimizde silik.

Kendi tarihini bilmemek, sadece geçmişi unutmak değil, geleceği de başkalarının ellerine bırakmaktır. Çünkü kimliğini tanımlayamayan bir topluluk, başka kimliklerin gölgesinde yaşamaya mahkûmdur. Bu da bizi, başkalarının kahramanlarını alkışlamaya, kendi değerlerimizi ise unutmaya iter.

Bugün ne yazık ki pek çok Arap Alevi gencin, kendi inançsal kökenine, kültürel mirasına, tarihi yolculuğuna dair bilgisi ya yok ya da oldukça sınırlı. Bunun sebepleri çok katmanlı: sistematik yok sayılma, eğitimde yer bulamama, toplumsal baskılar, medya temsiliyetsizliği ve içimizdeki sessizlik... Evet, bazen kendi içimizde de konuşmuyoruz. Konuşamıyoruz. Çünkü ne zaman kimliğimizi dillendirmeye kalksak, ya ötekileştiriliyoruz ya da “bölücülük”le suçlanıyoruz.

Ama kimlik talebi bir ayrışma değil, bir varoluş çabasıdır. Kendini tanımak, başkasını dışlamak değil; tersine, farklılıklar içinde kendine yer açmaktır.

Artık suskunluğu bırakmanın zamanı geldi. Tarihimizi öğrenmeli, anlatmalı, yazmalı ve sahiplenmeliyiz. Sözlü geleneklerin arşivlerden çıkıp yazılı tarih haline gelmesi gerek. Gençlerimize bu bilinci aktarmalı, kimliklerinden utanmadan konuşabilecekleri zeminleri kurmalıyız. Çünkü biz de bu coğrafyanın parçasıyız. İnancımızla, dilimizle, kültürümüzle, direnişimizle...

Unutmayalım: Tarihini yazamayanlar, başkalarının tarihinin dipnotu olmaya mahkûmdur. ]]> </content:encoded><category domain="https://www.sovtna.net/kose-yazilari-haberleri">KÖŞE YAZILARI </category><dc:creator><![CDATA[Başkalarının Tarihiyle Övünmek: Kendi Köklerinden Kopmanın Sessiz Çığlığı-Ali Arslan Yazdı  - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 28 Aug 2025 09:44:13 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.sovtna.net/images/haber/baskalarinin-tarihiyle-ovunmek-kendi-koklerinden-kopmanin-sessiz-cigligi-ali-arslan-yazdi-124544-20250828.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.sovtna.net/images/haber/baskalarinin-tarihiyle-ovunmek-kendi-koklerinden-kopmanin-sessiz-cigligi-ali-arslan-yazdi-124544-20250828.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.sovtna.net/images/haber/baskalarinin-tarihiyle-ovunmek-kendi-koklerinden-kopmanin-sessiz-cigligi-ali-arslan-yazdi-124544-20250828.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA["Yaralı Bir Şehrin Sessiz Çığlığı" (Damla Kudret)]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.sovtna.net/haber-yarali-bir-sehrin-sessiz-cigligi-damla-kudret-17870.html</guid>
                    <link>https://www.sovtna.net/haber-yarali-bir-sehrin-sessiz-cigligi-damla-kudret-17870.html</link>
                    <description><![CDATA["Yaralı Bir Şehrin Sessiz Çığlığı" (Damla Kudret)]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ "Yaralı Bir Şehrin Sessiz Çığlığı" (Damla Kudret)

Hatırlarsınız, iki yıl önce yalnızca binalarımızı değil, kalplerimizi de yerle bir eden büyük bir felaket yaşadık. Bu acının izlerini hâlâ taşıyor, yıkıntılar arasında yaşamaya çalışıyoruz. Bugün bu konuyu yeniden gündeme getirmek istemezdim. Ancak sormadan da edemiyorum: Geride bıraktığımız bu iki yıl içinde gerçekten bir şeyler değişti mi?

Ne yazık ki, hayır. Hatta bazı göstergeler daha da zor günlerin kapıda olduğunu işaret ediyor. Bilimin rehberliğinde baktığımızda, sadece doğa olaylarının değil, insan eliyle tetiklenen felaketlerin de giderek arttığını görüyoruz. Aşağıda paylaşacağım birkaç gözlem bile, içinde bulunduğumuz tabloyu anlamak için yeterli olacaktır.

Hatay; tarihiyle, kültürüyle, medeniyetlerin buluştuğu o eşsiz dokusuyla yalnızca biz Hataylıların değil, yolu buraya düşen herkesin hayran kaldığı bir şehir. Ancak bu büyüleyici coğrafya, yalnızca güzellikleriyle değil; karşı karşıya olduğu tehditlerle de konuşulmalı artık.

Önce deprem… Hâlâ çözülememiş enkazların gölgesinde yaşıyoruz. Ardından gelen altyapı krizleri; elektrik, su ve temel yaşam kaynaklarına erişimde yaşanan sıkıntılar. Ve şimdi—yeni bir kabus: orman yangınları.

Bir kıvılcım… Belki de sadece yere atılmış küçücük bir cam parçası… Bir anda binlerce ağacın, yüzlerce canlının sonunu hazırlayabiliyor. Ekolojik olarak baktığımızda her yangın; toprağın canlılığını kaybetmesi, su döngüsünün bozulması, yerel iklimin değişmesi ve biyoçeşitliliğin yok olması demektir. Ama mesele yalnızca bilimsel kayıplarla sınırlı değil… Bu yangınlar, dedemizin ektiği zeytin ağacını, teyzemizin büyüttüğü keçiyi, kardeşimizin koştuğu ormanı da alıp götürüyor.

Gözlerimizin önünde yanan sadece doğa değil; geçim kaynaklarımız, hayallerimiz, inşa etmeye çalıştığımız umutlar da kül oluyor. Depremden sonra zar zor kurduğumuz barınaklar, bir anda alevlere teslim oluyor. İçlerinde yaşlılarımız, hastalarımız, engelli kardeşlerimiz varken…

Bir yanda sağlık görevlileri, itfaiyeciler, gönüllüler…
Uykusuz, yorgun ama yine de mücadele ediyorlar.
Bir yanda ise omzunda artık ceset değil, canı gibi sevdiği hayvanların cansız bedenini taşıyan insanlar var.

Elektriksizliğe, susuzluğa bir şekilde katlanıyoruz. Ama çaresizliğe katlanamıyoruz. Çünkü zaman daralıyor. Eğer harekete geçmezsek, bir buçuk ay sonra yeniden o acı dolu günlere dönebiliriz.

Her yanan ağaç, kaybolan bir canlı, aslında bizim de içimizde bir şeyleri alıp götürüyor.
Ümidimiz azalsa da, halk olarak direniyoruz.
Ama şunu da biliyoruz: Bizim çabamız, tek başına yeterli değil.

Tıpkı depremin ilk günlerinde olduğu gibi, bugün de yardımlarınıza ihtiyacımız var.
Yalnızca fiziksel değil; bilimsel, teknik ve moral desteklere…
Sesimizi duymanızı istiyoruz.
Duyanların da duyurmalarını…

Çünkü Hatay bir şehirden fazlasıdır.
Hatay; bir hafızadır, bir tarihtir, bir yaşam alanıdır.
Ve hiçbir hafıza, bu kadar kolay silinmeyi hak etmez.

Yalnızca bugünü kurtarmak değil, yarını inşa etmek için de buradayız.
Ama birlikte olursak… ]]> </content:encoded><category domain="https://www.sovtna.net/kose-yazilari-haberleri">KÖŞE YAZILARI </category><dc:creator><![CDATA["Yaralı Bir Şehrin Sessiz Çığlığı" (Damla Kudret) - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 28 Aug 2025 09:36:55 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.sovtna.net/images/haber/yarali-bir-sehrin-sessiz-cigligi-damla-kudret-123739-20250828.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.sovtna.net/images/haber/yarali-bir-sehrin-sessiz-cigligi-damla-kudret-123739-20250828.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.sovtna.net/images/haber/yarali-bir-sehrin-sessiz-cigligi-damla-kudret-123739-20250828.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Başkalarının Tarihiyle Övünmek: Kendi Köklerinden Kopmanın Sessiz Çığlığı-Ali Arslan Yazdı ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.sovtna.net/haber-baskalarinin-tarihiyle-ovunmek-kendi-koklerinden-kopmanin-sessiz-cigligi-ali-arslan-yazdi-17819.html</guid>
                    <link>https://www.sovtna.net/haber-baskalarinin-tarihiyle-ovunmek-kendi-koklerinden-kopmanin-sessiz-cigligi-ali-arslan-yazdi-17819.html</link>
                    <description><![CDATA[Başkalarının Tarihiyle Övünmek: Kendi Köklerinden Kopmanın Sessiz Çığlığı-Ali Arslan Yazdı ]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Başkalarının Tarihiyle Övünmek: Kendi Köklerinden Kopmanın Sessiz Çığlığı-Ali Arslan Yazdı 

Kendi tarihini bilmeyen bir millet, başkalarının tarihiyle övünür. Bu söz sadece bir uyarı değil, aynı zamanda içten içe yaşanan bir kimlik krizinin yankısıdır. Bu kriz, bugün pek çok topluluğun hafızasında derin izler bırakıyor. Özellikle de biz Arap Aleviler için...

Yüzyıllardır bu toprakların bir parçasıyız. Diller, inançlar, kültürler arasında çoğu zaman görünmeyen, çoğu zaman da görmezden gelinen bir yerimiz oldu. Tarihin sayfalarına kendimizi yazamadık. Yazmak isteyenler ya susturuldu ya da asimile edildi. Bugün geldiğimiz noktada, kendi geçmişimize dair sorduğumuz soruların çoğu yanıtsız. Kendimize “Biz kimiz?” diye sorduğumuzda, cevaplar ya başkalarının tanımlarında gizli ya da belleğimizde silik.

Kendi tarihini bilmemek, sadece geçmişi unutmak değil, geleceği de başkalarının ellerine bırakmaktır. Çünkü kimliğini tanımlayamayan bir topluluk, başka kimliklerin gölgesinde yaşamaya mahkûmdur. Bu da bizi, başkalarının kahramanlarını alkışlamaya, kendi değerlerimizi ise unutmaya iter.

Bugün ne yazık ki pek çok Arap Alevi gencin, kendi inançsal kökenine, kültürel mirasına, tarihi yolculuğuna dair bilgisi ya yok ya da oldukça sınırlı. Bunun sebepleri çok katmanlı: sistematik yok sayılma, eğitimde yer bulamama, toplumsal baskılar, medya temsiliyetsizliği ve içimizdeki sessizlik... Evet, bazen kendi içimizde de konuşmuyoruz. Konuşamıyoruz. Çünkü ne zaman kimliğimizi dillendirmeye kalksak, ya ötekileştiriliyoruz ya da “bölücülük”le suçlanıyoruz.

Ama kimlik talebi bir ayrışma değil, bir varoluş çabasıdır. Kendini tanımak, başkasını dışlamak değil; tersine, farklılıklar içinde kendine yer açmaktır.

Artık suskunluğu bırakmanın zamanı geldi. Tarihimizi öğrenmeli, anlatmalı, yazmalı ve sahiplenmeliyiz. Sözlü geleneklerin arşivlerden çıkıp yazılı tarih haline gelmesi gerek. Gençlerimize bu bilinci aktarmalı, kimliklerinden utanmadan konuşabilecekleri zeminleri kurmalıyız. Çünkü biz de bu coğrafyanın parçasıyız. İnancımızla, dilimizle, kültürümüzle, direnişimizle...

Unutmayalım: Tarihini yazamayanlar, başkalarının tarihinin dipnotu olmaya mahkûmdur. ]]> </content:encoded><category domain="https://www.sovtna.net/kose-yazilari-haberleri">KÖŞE YAZILARI </category><dc:creator><![CDATA[Başkalarının Tarihiyle Övünmek: Kendi Köklerinden Kopmanın Sessiz Çığlığı-Ali Arslan Yazdı  - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 27 Aug 2025 16:24:27 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.sovtna.net/images/haber/baskalarinin-tarihiyle-ovunmek-kendi-koklerinden-kopmanin-sessiz-cigligi-ali-arslan-yazdi-192458-20250827.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.sovtna.net/images/haber/baskalarinin-tarihiyle-ovunmek-kendi-koklerinden-kopmanin-sessiz-cigligi-ali-arslan-yazdi-192458-20250827.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.sovtna.net/images/haber/baskalarinin-tarihiyle-ovunmek-kendi-koklerinden-kopmanin-sessiz-cigligi-ali-arslan-yazdi-192458-20250827.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[TEK BİR YOL VAR:KENDİ ÖZ KİMLİĞİMİZLE MÜCADELE! Ali Arslan Yazdı...]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.sovtna.net/haber-tek-bir-yol-varkendi-oz-kimligimizle-mucadele-ali-arslan-yazdi-17818.html</guid>
                    <link>https://www.sovtna.net/haber-tek-bir-yol-varkendi-oz-kimligimizle-mucadele-ali-arslan-yazdi-17818.html</link>
                    <description><![CDATA[TEK BİR YOL VAR:KENDİ ÖZ KİMLİĞİMİZLE MÜCADELE! Ali Arslan Yazdı...]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ TEK BİR YOL VAR:KENDİ ÖZ KİMLİĞİMİZLE MÜCADELE! Ali Arslan Yazdı...

Ben bir Arap Aleviyim. Yüzyıllardır bu topraklarda yaşıyor, zulmü de ihaneti de çok iyi tanıyoruz. Bizi tarih boyunca yok saymaya, inancımızı, dilimizi, kültürümüzü silmeye çalıştılar. Ama olmadı! Ne asimilasyon politikaları, ne baskılar, ne de kanlı katliamlar bizi kimliğimizden koparamadı.

Bugün Ortadoğu’ya baktığımızda, karşımıza iki farklı maskeyle aynı faşist zihniyet çıkıyor.
Bir yanda Suriye’de Alevilere yapılan katliamları meşrulaştıran, halkların kanı üzerinden iktidar devşiren zihniyet!
Diğer yanda ise Ortadoğu’yu parçalayıp kendi çıkarı için kan gölüne çeviren, ABD ve İsrail’in taşeronluğunu yapan zihniyet!

İkisi de aynı kapıya çıkıyor: Kimliklerimizi yok etmek, halklarımızı köleleştirmek, bizi kendi coğrafyamızda esir hale getirmek!

Buradan açık söylüyorum: Biz bu oyunun piyonu olmayacağız!
Ne içeride faşist politikalara teslim oluruz, ne de emperyalizmin kanlı senaryosuna figüranlık yaparız. Bize dayatılan her türlü rolü reddediyoruz. Çünkü bizim tek yolumuz var: Kendi öz kimliğimizle direnmek, kendi mücadelemizi vermek!

Biz ne başkasının taşeronu oluruz, ne de başkasının zulmüne boyun eğeriz!
Bu topraklarda onurlu bir yaşamı, eşit yurttaşlığı, özgürlüğü biz kendi ellerimizle kazanacağız.

Unutulmasın: Bizim susmamız yok! Bizim geri adımımız yok! Bizim boyun eğmemiz yok!
Ya özgürlük ya hiç!
Ya direniş ya yok oluş!
Ve biz, yok olmayı değil, özgürlüğü seçeceğiz!
Kendi öz kimliğimizle bu topraklarda onurlu bir yaşamı savunmaya devam edeceğiz! ]]> </content:encoded><category domain="https://www.sovtna.net/kose-yazilari-haberleri">KÖŞE YAZILARI </category><dc:creator><![CDATA[TEK BİR YOL VAR:KENDİ ÖZ KİMLİĞİMİZLE MÜCADELE! Ali Arslan Yazdı... - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 19 Aug 2025 10:53:14 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.sovtna.net/images/haber/tek-bir-yol-varkendi-oz-kimligimizle-mucadele-ali-arslan-yazdi-135436-20250819.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.sovtna.net/images/haber/tek-bir-yol-varkendi-oz-kimligimizle-mucadele-ali-arslan-yazdi-135436-20250819.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.sovtna.net/images/haber/tek-bir-yol-varkendi-oz-kimligimizle-mucadele-ali-arslan-yazdi-135436-20250819.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Kehf’in Işığında – Noor’un Gündelik Günlüğü]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.sovtna.net/haber-kehfin-isiginda-noorun-gundelik-gunlugu-17773.html</guid>
                    <link>https://www.sovtna.net/haber-kehfin-isiginda-noorun-gundelik-gunlugu-17773.html</link>
                    <description><![CDATA[Kehf’in Işığında – Noor’un Gündelik
Günlüğü]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Kehf’in Işığında – Noor’un Gündelik
Günlüğü
Giriş – 6 Şubat’tan Sonra Hiçbir Şey Aynı Değildi
İlk geceyi hatırlamıyorum. Sadece sabahında, gökyüzüne bakarken içimden geçen cümleyi:
“Eğer Tanrı varsa, neden bu kadar sessiz?”
Ben Noor. Psikolojik danışmanım. Ama o sabah itibarıyla hiçbir teorim, hiçbir bilgim, hiçbir
“mantığım” kalmadı. İçimde sadece enkaz vardı. Dışarıdaki kadar sessiz ve yıkık.
1. Gönüllü Değil, Yaralı Gibi Gelenler
Samandağ’da çalışmalara katıldım. Yemek dağıttım. Çocuklarla oyun oynamaya çalıştım.
Ama gerçek şu: Ben orada yardım etmeye değil, yardım bulmaya gitmiştim.
İçimden Tanrı’yı kovmuştum. Ama sonra bir çadırda yaşlı bir teyzenin gözlerindeki ışık beni
susturdu. Evini, çocuklarını kaybetmişti. Ama hâlâ dua ediyordu.
Dedim ki:
“Neden hâlâ dua ediyorsun?” Gülümsedi: “Çünkü başka bir şey kalmadı.”
2. Depremin Yıkamadığı Duvar: İnsanlar
Yardım çığlıklarını değil, yardım etmeyenleri unutamıyorum. Bir adam, 3 koliyi kendi
ailesine alırken başkasının ‘benim de bebeğim var’ demesini duymazdan geldi. İlk hafta herkes
kahramandı. İkinci haftadan sonra işler yine eskiye döndü.
Defterime şu notu yazdım:
"Deprem, binaları değil; insanlık hâllerimizi ortaya çıkardı. Kimi yıkıldı, kimi güçlendi. Ama
çoğumuz çürük kaldık.”
3. Bilgiyle Kapanmayan Boşluk
Psikoloji okumuş olmak bana hiçbir şey kazandırmadı. Post-travmatik büyüme, krizle başa
çıkma, kognitif yeniden yapılandırma... Hepsi kitapta kaldı.
Bir gün çocuk resim atölyesinde bir oğlan çizdiği resmi gösterdi. Hiçbir şey yoktu resimde.
Sadece karalanmış bir daire ve ortasında tek kelime: “Neden?” Bir çocuğun “neden”i, bin
profesörden daha gerçekti.
4. O Gece Biriyle Konuştum (Kim Olduğunu Hâlâ
Bilmiyorum)
Gece saat 03:00. Enkazlardan uzak bir dere kenarında sigara içiyorum. Üşüyorum. Yanıma biri
geldi. Ne sesini hatırlıyorum, ne yüzünü. Ama söyledikleri hâlâ içimde.
– “Kimi arıyorsun?”
– “Tanrı’yı.”
– “Yanlış yerde arıyorsun.”
– “Nerede peki?”
– “İnsanların dayanamadığı yerde.”
Sonra üç taş bıraktı önüme:
1. 2. 3. Bilgi: Bilmeden yaşamanın sancısını öğren.
Sabır: Acıyı çözüp geçmeyi değil, onunla oturmayı dene.
Rahmet: Bazen yıkım, bir şeyi korumak içindir.
Sordum:
– “Sen kimsin?”
Gülümsedi:
– “Ben, Hızır değilim. Ama birini bekliyordum. Belki sendin.”
5. Bugünlerde Ne Yapıyorum?
Artık yardım dağıtmıyorum. Koli değil, kelime taşıyorum. İnsanların hikâyesini dinliyorum.
Konuşmaktan çok duyuyorum. Bir kadın geçen gün bana “Kızımı kurtaramadım” dedi. Sadece
elini tuttum. Çünkü bazen “hiçbir şey söylememek”, en yüksek anlam oluyor.
6. Hâlâ İnançlı mıyım?
Açık konuşayım: İnançlı mıyım bilmiyorum. Ama anlam arayışımı bırakamadım. Kehf Suresi
artık bir metin değil, bir metafor benim için.
Mağara: İnsan içine çekilince bulduğu boşluk.
Hızır: O boşluğa gelen sezgi, kişi ya da tesadüf.
Musa: Hep soran tarafım.
Allah: Belki hâlâ çok uzakta. Ama sessizliğiyle beni düşünmeye zorluyor.
7. Günlüğümün Son Sayfası
“Depremden önce Tanrı’ya inanırdım. Depremde Tanrı’ya kızdım. Şimdi Tanrı hakkında
emin değilim. Ama hâlâ biri bana ‘Neden buradasın?’ dese, Cevabım şu olurdu: İnsanların
unutmaması için. Çünkü unutan bir toplum, tekrar gömülür.”
Sonuç – Sıradan Bir Hayatın İçindeki Kehf
Bana göre Kehf artık eski bir sure değil. Bir kafede sessizce ağlayan bir kadın, Bir toplu
taşımada boş boş bakan bir adam, Bir çocuk parkında annesiz oynayan çocuk…
Hepsi birer mağara. Ve belki Hızır, artık pelerin giymiyor. Sadece aramızda dolaşıyor. Belki
bakkalda, belki minibüste… Belki senin içinde.
   Not: Bu yazı, hayatını bir soruya adamış herkes içindir.
Bir dini arayış, bir seküler sorgulama, bir psikolojik çözülme ya da sadece insanca bir
dayanma hâli. ]]> </content:encoded><category domain="https://www.sovtna.net/kose-yazilari-haberleri">KÖŞE YAZILARI </category><dc:creator><![CDATA[Kehf’in Işığında – Noor’un Gündelik Günlüğü - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 08 Jul 2025 08:46:51 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.sovtna.net/images/haber/kehfin-isiginda-noorun-gundelik-gunlugu-114725-20250708.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.sovtna.net/images/haber/kehfin-isiginda-noorun-gundelik-gunlugu-114725-20250708.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.sovtna.net/images/haber/kehfin-isiginda-noorun-gundelik-gunlugu-114725-20250708.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Tarafsızlık mı, Sessiz Onay mı?  Bülent Can Yazdı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.sovtna.net/haber-tarafsizlik-mi-sessiz-onay-mi-bulent-can-yazdi-17760.html</guid>
                    <link>https://www.sovtna.net/haber-tarafsizlik-mi-sessiz-onay-mi-bulent-can-yazdi-17760.html</link>
                    <description><![CDATA[Tarafsızlık mı, Sessiz Onay mı?
           Bülent Can]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Tarafsızlık mı, Sessiz Onay mı?
           Bülent Can
Son yıllarda özellikle siyasi ve insani krizlerde giderek sıkça duyduğumuz bir söylem var: “Ne o ne bu, biz üçüncü yolun savunucularıyız.” Bu yaklaşım, ilk bakışta akılcı ve sağduyulu gibi görünebilir. Herhangi bir kutba çekilmeden, olaylara mesafeli durarak değerlendirme yapma iddiası taşıyor. Ancak iş, insanlık suçlarına, savaşlara, katliamlara geldiğinde bu mesafeli duruş gerçekten bir erdem mi, yoksa sessiz bir onay mı, o tartışılır.
Tarihi ve güncel pek çok örnekte gördüğümüz gibi, kimi zaman tarafsız kalmak, aslında güçlüden yana tavır almak anlamına gelebilir. Hele ki söz konusu olan, sivillerin hedef alındığı açık bir saldırıysa, “üçüncü yol” bir kaçıştan ibaret olur. Sessizlik, bazen en yüksek sesle atılan imzadır zulme.
Bugünlerde özellikle Orta Doğu'da yaşananlar bu tartışmayı yeniden gündeme taşıyor. İran’a yöneltilen saldırılar karşısında, “Ama onlar da şöyleydi, ama orada da bu vardı” diyerek denge kurmaya çalışanlar, aslında dengenin çoktan bozulduğunu gözden  kaçırıyorlar. Çünkü hedef alınanlar siviller; çünkü ölen, yaralanan, göç etmek zorunda kalan insanlar var. Bu noktada vicdan, artık siyasi hesapların önüne geçmelidir.
Elbette ki hiçbir halkın acısı diğerinden daha az önemli değildir. İsrail'de yaşanan sivil kayıplar da yüreğimizi yakar. Ama zulmün ve saldırganlığın kaynağını görmezden gelip her iki tarafı aynı kefeye koymak, adaletin terazisini çarpıtmak olur. Bugün Filistin'de, Lübnan'da, İran'da yaşananlar İsrail devletinin sistematik saldırganlığının sonuçlarıdır ve bunu görmemek, istemeden de olsa bu saldırganlığa zemin hazırlamak demektir.
Bir başka can sıkıcı durum da, sözde tarafsızlık söylemi altında kendi pozisyonunu gizleyenlerin, kendileri gibi düşünmeyenleri linç etmeye çalışmaları. Ne acıdır ki, bu “üçüncü yol” bazen aslında birinci yolun daha kamufle hali olabiliyor. Ele ele yürüdükleri büyük güçlerle ters düşmemek adına susanlar, susmadığı için başkalarını susturmaya çalışıyor.
Bugün, mazlum İran’ın yanında yer almak bir tercihten öte bir sorumluluktur. İran’ın maruz kaldığı saldırılar karşısında taraf olmak, bir hükümetin ya da rejimin değil, oradaki halkın yanında durmaktır. Bunu yaparken de insanlık onurunu koruyarak, savaşın her türlüsüne karşı çıkmak gerekir. Bizim tarafımız net: savaş varsa, önce masumları koruyarak barıştan yana tarafız. Ama eğer illa ki bir taraf belirtilecekse, o zaman da mazlumun yanındayız.
Bu dünya aslında herkese yeter. Paylaşamayacağımız hiçbir şey yok. Fakat paylaşmaya yanaşmayanların hırsı, gözyaşına ve kana dönüşüyor. O yüzden bir yanda onlara karşı dururken öte yanda bir kez daha ve her yerde haykırmak gerekir:
Yaşasın barış!
Yaşasın barış!
Yaşasın barış! ]]> </content:encoded><category domain="https://www.sovtna.net/kose-yazilari-haberleri">KÖŞE YAZILARI </category><dc:creator><![CDATA[Tarafsızlık mı, Sessiz Onay mı?  Bülent Can Yazdı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 20 Jun 2025 18:00:53 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.sovtna.net/images/haber/tarafsizlik-mi-sessiz-onay-mi-bulent-can-yazdi-210151-20250620.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.sovtna.net/images/haber/tarafsizlik-mi-sessiz-onay-mi-bulent-can-yazdi-210151-20250620.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.sovtna.net/images/haber/tarafsizlik-mi-sessiz-onay-mi-bulent-can-yazdi-210151-20250620.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[İran-İsrail Savaşı emperyalizmin çöküşünün başlangıç noktası olabilir mi?  Avukat Ali Yüksel yazdı..]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.sovtna.net/haber-iran-israil-savasi-emperyalizmin-cokusunun-baslangic-noktasi-olabilir-mi-avukat-ali-yuksel-yazdi-17752.html</guid>
                    <link>https://www.sovtna.net/haber-iran-israil-savasi-emperyalizmin-cokusunun-baslangic-noktasi-olabilir-mi-avukat-ali-yuksel-yazdi-17752.html</link>
                    <description><![CDATA[İran-İsrail Savaşı emperyalizmin çöküşünün başlangıç noktası olabilir mi?  Avukat Ali Yüksel yazdı..]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ İran-İsrail Savaşı emperyalizmin çöküşünün başlangıç noktası olabilir mi?  Avukat Ali Yüksel yazdı..

İran’ın bugüne dek düzenlediği en etkili saldırı olan 13.06.2025 tarihli saldırısı İsrail’e etkili bir cevap mı oldu yakında göreceğiz. Ancak dünyada bu kadar şiddetin tırmanmasının, İsrail’in BOP denen safsatayı dünyaya dayatmasından çok, Amerika’nın dünyada gitgide yitirdiği Hegemonyasını, kaybetmediğini ve halen dünyanın en büyük gücü olduğunu kanıtlama isteği asıl bu savaşın konusudur. Dünya genelinde yükselen bu gerilimin İsrail-İran çatışması gibi gösterilmesi aslında Amerikanın gücünü kaybetmeye başladığının gerçekliğini örtbas etmeye çalışmak ve müttefiklerinin yanındaki yerini korumaktan öte değildir. Bugün, İsrail’in, İran’ın başkenti Tahran’ı vurması aslında Amerika eliyle gerçekleştirilen bir saldırının sonucudur. İran’ın Ortadoğu’da gücünü test etme ve zayıflığını ortaya koyma çabasıdır. Bu çabanın sonucunda İran’ın korkmadan, cesurca ayakta kalması, emperyalizmin çöküşünün başlangıç noktası olabilir. İran’ın bu güce karşılık vermesi hiç kuşkusuz Ortadoğu’da ve dünyada bir çok ülkeye cesaret verecektir. Sami DİYAP’ın da dediği gibi “İsrail, Amerikanın Ortadoğu’daki ileri karakolu”dur.  Yani, savaş merkezden, Amerika’dan, planlanır, İsrail ise, bu planı işletir ve bu doğrultuda hamleler yapar. Bugünkü savaş İsrail-İran değil, aksine Amerika ve İran’ında savaşıdır. Mazlum halkların emperyalizmle, siyonizmle olan savaşıdır.

Devamı bir sonraki yazımda. ]]> </content:encoded><category domain="https://www.sovtna.net/kose-yazilari-haberleri">KÖŞE YAZILARI </category><dc:creator><![CDATA[İran-İsrail Savaşı emperyalizmin çöküşünün başlangıç noktası olabilir mi?  Avukat Ali Yüksel yazdı.. - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 14 Jun 2025 21:35:35 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.sovtna.net/images/haber/iran-israil-savasi-emperyalizmin-cokusunun-baslangic-noktasi-olabilir-mi-avukat-ali-yuksel-yazdi-003636-20250615.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.sovtna.net/images/haber/iran-israil-savasi-emperyalizmin-cokusunun-baslangic-noktasi-olabilir-mi-avukat-ali-yuksel-yazdi-003636-20250615.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.sovtna.net/images/haber/iran-israil-savasi-emperyalizmin-cokusunun-baslangic-noktasi-olabilir-mi-avukat-ali-yuksel-yazdi-003636-20250615.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[ALİ YÜKSEL:MEZHEPÇİ AKLIN MASKESİ DÜŞÜYOR ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.sovtna.net/haber-ali-yukselmezhepci-aklin-maskesi-dusuyor-17679.html</guid>
                    <link>https://www.sovtna.net/haber-ali-yukselmezhepci-aklin-maskesi-dusuyor-17679.html</link>
                    <description><![CDATA[ALİ YÜKSEL:MEZHEPÇİ AKLIN MASKESİ DÜŞÜYOR ]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ HBB’nin, terör yuvası İdlip’i,  Hatay ile kardeş şehir  ilan etmesi, Hatay’ın, her seferinde, ne denli mezhepçi bir yönetimin elinde olduğunu bize adeta ders verircesine gösteriyor. Suriye’deki Alevi katliamları en yoğun dönemini yaşarken, HBB başkanı Halep’i ziyaret etmiş ve teröristlerin elinde bulunan Suriye için kardeşlik çağrısı yapmıştı. Hatta ve hatta o zamandan beridir İdlip’i kardeş şehir ilan etmişti. Lazkiye’yi de kardeş şehir ilan etmesinin nedeni, mezhepçi aklın, “biz herkese eşitiz” yalanı ile bu gerici karara kılıf uydurma çabasından öteye gitmez. Kelimeleriniz süslü olsa da, kalbiniz nefret dolu. Samandağı dış kapının dış mandalı gibi görmeniz ve her yaptığınız hizmeti, Samandağ halkına bir lütufmuşçasına, dile getirmeniz de cabası. Hatay ile İdlip değil kardeş şehir, aynı sokakta yaşayan iki komşu dahi olamaz. Birisi terörün diğeri ise kardeşliğin sembolü. Mezhepçi varoluşsal sancılarınız, niyetinizin ne olduğunu, maskelerinize rağmen açıkça gösteriyor. 

Sevgili dostlar, böylesine içinde nefret dolu insanlara methiyeler düzmeyin! Kalplerinin karanlık tarafını görmezden gelmeyin!

 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.sovtna.net/kose-yazilari-haberleri">KÖŞE YAZILARI </category><dc:creator><![CDATA[ALİ YÜKSEL:MEZHEPÇİ AKLIN MASKESİ DÜŞÜYOR  - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 21 May 2025 20:13:50 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.sovtna.net/images/haber/ali-yukselmezhepci-aklin-maskesi-dusuyor-231445-20250521.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.sovtna.net/images/haber/ali-yukselmezhepci-aklin-maskesi-dusuyor-231445-20250521.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.sovtna.net/images/haber/ali-yukselmezhepci-aklin-maskesi-dusuyor-231445-20250521.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Türk ve Kürt Modernitesinin Sonu Mu? ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.sovtna.net/haber-turk-ve-kurt-modernitesinin-sonu-mu-17665.html</guid>
                    <link>https://www.sovtna.net/haber-turk-ve-kurt-modernitesinin-sonu-mu-17665.html</link>
                    <description><![CDATA[Türk ve Kürt Modernitesinin Sonu Mu? ]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Türk ve Kürt Modernitesinin Sonu Mu? 

Kürt Modernitesinin Batılılaşması ve Sekülerleşmesinin ana aktörlerinden biri Aleviler’dir.
Türk Modernitesinin Demokratikleşmesini sağlayanlar Aleviler’dir.
Zaza Modernitesinin, sekülerleşmesine katkı sunan Aleviler’dir.
Arap Modernleşmesi ve Batılılaşmasında Hristiyanlarla birlikte katkı sağlayan Aleviler’dir.
Ortadoğu’da Sekülerizm, Hümanizm, Çoğulcu Demokrasiyi gelişmesine vesile olanlar Aleviler’dir. 
Yukarıda ilk üç etnik merkezli ulusal modernitelerde bilhassa en fazla bedel ödeyen ve emek verenler Dersimli Aleviler’dir. 
Dersim Aleviler’in  bu modernitelerde başarılı ve etkin olduğunu gören FETÖ terör örgütünün en büyük amaçlarından biri de Dersimli Aleviler’e “Lahnet” ederek , Dersim’i Aleviler’den, Aleviliği Dersimliler’den koparmaya çalışma politikası olmuştur. 

Bu çalışma bugün çok daha hızlı devam ediyor. 
Şimdi Fetö’nün yerini ise Türk-İslam-Emevi Milliyetçiliği, Kürt-İslam Emevi Milliyetçiliği ve Türk Emevi Ulusalcılığı alarak ; Kürt ve Türk Modernitesini ortadan kaldırmak için Aleviler’i tasfiye, Anti-Alevi bir ittifakı geliştirmeye, Aleviler’e karşı büyük bir propaganda yapma gayretindeler. 

Bu şartlar dahilinde Türk ve Kürt Modernitesinde ki Aleviler’in tasfiye edilmek istendiğini, bilmek gerekiyor. Emevi İmparatorluğunun tekrardan diriltilmeye çalışıldığını görmek gerekiyor. Kürt Modernitesi ve Türk Modernitesinin Aleviler dışındaki seküler çoğunluk bileşenleri “Emevi Siyasal İslamcılığı” ile hareket etmemellidir. Türk ve Kürt Modernleşmesinin, Ortaçağ Dünyasının Kılıç sallayan Müslüman Fatihleri üzerinden bir ufuk daralmasına hapis olması ve Fransız İhtilalinden bu yana Ortadoğu’da mücadalesi verilen “Hümanizm-Sekülerlik-Aydınlanma” Mücadelesine sırt çevirmesi ve “Emevi Kardeşliği” temelinde hareket, herkes için sonu acı ve hüsran olan bir girdap yaratır. 

Bu girdaba girmek isteyenler ve Ulus-Modernitesini “Emevi Akl-ı Siyasetine” mahkum etmek isteyenler, lütfen bir kere değil milyon kez düşünsünler. Yoksa 10 yıl sonra hiç bir Türk/Kürt şehrinde seküler yaşam kalmayacak ve onca yılda yaratılan seküler demokratik çoğulculuktan eser kalmayacaktır. 13.05.2025

Av. Cihan Söylemez/Dersim ]]> </content:encoded><category domain="https://www.sovtna.net/kose-yazilari-haberleri">KÖŞE YAZILARI </category><dc:creator><![CDATA[Türk ve Kürt Modernitesinin Sonu Mu?  - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 13 May 2025 08:45:47 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.sovtna.net/images/haber/turk-ve-kurt-modernitesinin-sonu-mu-114620-20250513.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.sovtna.net/images/haber/turk-ve-kurt-modernitesinin-sonu-mu-114620-20250513.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.sovtna.net/images/haber/turk-ve-kurt-modernitesinin-sonu-mu-114620-20250513.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Sosyalist Başkan’a Bak Sen!-Psikolog Mehmet Can Yazdı ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.sovtna.net/haber-sosyalist-baskana-bak-sen-psikolog-mehmet-can-yazdi-17652.html</guid>
                    <link>https://www.sovtna.net/haber-sosyalist-baskana-bak-sen-psikolog-mehmet-can-yazdi-17652.html</link>
                    <description><![CDATA[Sosyalist Başkan’a Bak Sen!-Psikolog Mehmet Can Yazdı ]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Sosyalist Başkan’a Bak Sen!-Psikolog Mehmet Can Yazdı 

İdeolojisini bir bağnaz gibi savunmak yerine, halkın yararına olan her adımı atmaktan geri durmayan bir başkan… Yıkılmış bir şehrin geleceği için, kimden gelirse gelsin, fayda sağlayacak her kapıyı çalacak kadar cesur ve akılcı bir duruş sergiliyor.

Ama bir de sosyal medyada yaratılmak istenen algıya bakıyorum. Adamı hain ilan etmedikleri kaldı! Ayıptır, günahtır! Hiç mi ders almadık biz? Kendimi bildim bileli aynı şeyi yapıyoruz: Bir partiyi kutsal bir bayrak gibi savunuyor, karşıt tüm fikirlere kör, sağır ve dilsiz kalıyoruz.

Peki sonuç? 
Lütfen bunu kendinize bir sorun, çocukluğumuzdan bugüne Samandağ’ında ne değişti?
Hâlâ çevre yolumuz yok.
Hâlâ bir sebze halimiz yok.
120.000 nüfuslu ilçede terminalimiz bile yok..
Yollarımız, kaldırımlarımız dökülüyor.
Çarpık kentleşmeyi saymıyorum bile…
Dünyaca ünlü iş insanlarımız, tüccarlarımız var; ama tek bir sanayi tesisimiz yok!
Ve en acısı… Yıllardır övündüğümüz o meşhur sahilimizde, bırakın yüzmeyi, doğru düzgün bir plajımız bile yok. Sahilde bir tuvalet dahi bulamıyoruz! Dikkatinizi çekerim mega projelerden bahsetmiyorum bir ilçede olması gereken en temel şeylerden bahsediyorum.

Bu kadar basit ve temel ihtiyaçlar karşılanmamışken, hâlâ ders almamakta ısrarcı olmak, farklı tüm fikirlere sırt çevirmek sosyalistlik değil; olsa olsa bağnazlıktır.

Bakmayın siz, sahte hesapların “vatansever” kisvesiyle attığı ideolojik taşlara. Onların derdi Samandağ değil, bağlı oldukları siyasilerin çıkarlarıdır. Acemi başkanın!tökezleyeceğini düşünen bu çevreler, onun başarılı bir ivme yakalaması karşısında açıkça tedirgin oldu. 
Çünkü onlarda farkında, şu ana kadar vadettiği projelerin büyük bir kısmını hayata geçiren acemi başkanın böyle devam ederse o koltuğu bir daha onlara bırakmayacağına..

Lafı çok dolaylamadan, dedelerimizden bu yana Samandağ’a yakışan ideolojik duruşu ziyadesiyle gösterdik. Artık fanatizmi bir kenara bırakıp AKILCI davranma zamanı. Yıkılan bir şehri ancak bu şekilde ayağa kaldırabiliriz. Dolayısıyla bugün Samandağ için kim bir tuğla koyuyorsa, hangi partiden hangi ırktan, düşünceden olursa olsun başımızın üstünde yeri olmalıdır.

Bu nedenle Emrah Başkan’ı hem Türkiye Cumhuriyeti Çevre ve Şehircilik Bakanı’na gösterdiği siyasi nezaket ve aynı zamanda bu süre zarfında izlediği akılcı ve yapıcı tutumu nedeniyle yürekten tebrik ediyorum. ]]> </content:encoded><category domain="https://www.sovtna.net/kose-yazilari-haberleri">KÖŞE YAZILARI </category><dc:creator><![CDATA[Sosyalist Başkan’a Bak Sen!-Psikolog Mehmet Can Yazdı  - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 08 May 2025 11:08:52 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.sovtna.net/images/haber/sosyalist-baskana-bak-sen-psikolog-mehmet-can-yazdi-140941-20250508.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.sovtna.net/images/haber/sosyalist-baskana-bak-sen-psikolog-mehmet-can-yazdi-140941-20250508.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.sovtna.net/images/haber/sosyalist-baskana-bak-sen-psikolog-mehmet-can-yazdi-140941-20250508.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[EMPERYALİZMİN KAOSUNA KARŞI DİRENİŞİN ANLAMI-Müslüm Kabadayı Yazdı ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.sovtna.net/haber-emperyalizmin-kaosuna-karsi-direnisin-anlami-muslum-kabadayi-yazdi-17616.html</guid>
                    <link>https://www.sovtna.net/haber-emperyalizmin-kaosuna-karsi-direnisin-anlami-muslum-kabadayi-yazdi-17616.html</link>
                    <description><![CDATA[EMPERYALİZMİN KAOSUNA KARŞI DİRENİŞİN ANLAMI-Müslüm Kabadayı Yazdı ]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 
EMPERYALİZMİN KAOSUNA KARŞI DİRENİŞİN ANLAMI-Müslüm Kabadayı Yazdı 

	Emperyalizm sürekli kaostan beslenir ya da empeyalizm kendisinin sonunu getirecek direniş cephesinin oluşmaması için ülkesek, bölgesel ve küresel ölçeklerde kaoslar yaratır. İki büyük savaş, onlarca bölgesel ya da ülkesel, hatta iç savaşlar başta olmak üzere Türkiye’de birkaç kez olmak üzere birçok ülkede gerçekleştirilen darbeler, ticaret savaşları, hükümet-devlet müdahaleleri, operasyonlar Dünya halklarının kafalarını sürekli karıştırmak ve korku-kaygı-ölüm üçgeninde sıtmaya razı etmek için gerçekleştirilir. Bunun 2001’den itibaren Türkiye’de devreye sokulan uygulamasını da “Yağma ve Yıkım Düzeni” olarak nitelemeliyiz.
	Türkiye’yi de içine alan BOP’un adım adım hayata geçirildiğini konuyla ilgili herkes görüyor ve bunun daha büyük yıkımlara yol açmaması için kafa yoruyor. 1990’lı yıllarda Irak üzerinden düğmeye basılarak harekete geçen ABD’nin başını çektiği emperyalist ülkeler ve onların yerli işbirlikçileri, ardından Kuzey Afrika’da düğmeye basarak özellikle Lübya’da hedeflerine ulaştılar. 2011’de çubuğu tekrar Ön Asya’ya büküp Suriye’de düğmeye bastılar. Irak ve Libya’dan farklı olarak Suriye’de büyük bir direnişle karşılaştılar. Devreye Suriye’de Rusya’nın 2015’te girmesiyle sınırlı bir başarı elde ettiler. BAAS ve müttefiklerini iktidardan uzaklaştıramadılar. İşin baş aktörü olan ABD, ülkedeki hatta bölgedeki Kürt siyasi ve askeri hareketlerine oynarken Türkiye de ne yazık ki Müslüman Kardeşlerin yeni türevleri üzerinden rol almaya çalıştı. 8 Aralık 2024’te Suriye’nin HTŞ cihatçılarına teslim edilmesi sürecinde de Türkiye aktif rol oynadı. Aradan yaklaşık dört ay geçtikten sonra Suriye odaklı Ön Asya’daki tabloya baktığımızda ne görüyoruz?
	Bir; Filistin halkının büyük bedeller ödeyerek elde ettiği kazanımlar, başta toprakları olmak üzere önemli oranda ellerinden alınmıştır. Özellikle 7 Ekim 2023’te Hamas adına yapılan operasyonun İsrail tarafından saldırıya geçmenin bahanesi olarak kullanılmasıyla başlayan süreç, bölgede Direniş Cephesini kuran İran ve müttefiklerinin, başta Lübnan Hizbullah’ı olmak üzere iç ve dış yıkıma uğratılmasına yol açmıştır. 
	İki; ABD’nin başına silah-enerji-bilişim sektörlerindeki savaşçı oligarkların desteklediği Trump geçince Filistin halkının öz topraklarında barınma hakkı da elinden alınmak isteniyor. Bu amaçla Filistin soykırımına dönüşen Gazze katliamlarının ardından burayı Trump ve ekibinin nasıl görmek istediğine ilişkin görüntülerle neyin amaçlandığı net biçimde ortaya çıkmıştır. Körfez ülkelerinin bir benzeri, yani Batılı emperyalist devletlerin, onların uluslararası tekellerinin para aklama, eğlence merkezi haline getirmek istedikleri bir Gazze’yle karşılaştık. Emperyalist kaosun yakın coğrafyamızdaki hedeflediği manzaraya bakıldığında, bölge ülkelerindeki işçi ve emekçi sınıfların derin uykudan uyanmalarının daha fazla gecikmemesi gertiği bir döneme girdiğimiz görülüyor. Bu uyanışı gerçekleştirmek, Gazzede 16 ayda ölen gazetecilerin sayısı modern Dünya tarihinde öldürülen tüm gazetecilerin sayısını geçmesi acı tablosuna son vermek için bile çok anlamlı ve değerlidir. 
	Üç; Kapitalizmin yapısal özelliği olan yıkıcı rekabet, piyasa ilişkilerinde yeni bir “ticaret savaşı”na dönüşüyor Trump dönemiyle. 1991’den beri Dünya’da emperyalist devletlerin başını çeken ABD ve AB’nin uzlaşarak hegomonya kurdukları tek kutuplu dünyanın yerini Çin’in başını çektiği ikinci bir kutubun yanında Hindistan vd. Ülkelerin başını çıkardığı çok kutuplu bir dünya alıyor. ABD’nin Rusya’yla uzlaşıp Ukrayna vd. Konularda AB’yi açmaza düşürmesi de önümüzdeki sürecin önemli parametrelerinden biri olarak karşımıza çıkıyor. 
	Dört; tekrar ülkemize ve bölgemize dönecek olursak, BOP çerçevesinde Suriye fiilen parçalanmış durumda. Lübnan, ABD-İsrail-Fransız işgal güçlerinin kıskacında. ABD-İsrail ve AB projesi olarak (iç çelişkilere karşın) Türkiye’yi de hedefleyen kendilerine bağımlı bir Kürdistan devletinin kurulmasının adımları hızlanıyor. 10 Mart 2025’te HTŞ’yle SDG arasında imzalanan 8 maddelik anlaşma bunun ilk örneğiydi. Halkımızın deneyimle vecizleştirdiği bir söz vardır: “İtle çuvala girilmez.” CİA tarafından ABD hapishanesinde devşirilip yine kendilerinin kurdurduğu El-Kaideüzerinden bölgemizdeki anti-emperyalist ve Siyonizme karşı duruşuyla öne çıkan Suriye’nin çökertilmesi için görevlendirilen Culani ile Mazlum Abdi’nin yapmış olduğu bu anlaşmanın ilk bedelini, ağırlıklı olarak Lazkiye-Tartus-Banyas-Humus bölgesinde yaşayan Arap Alevi halk ödedi. Vahşice yapılan katliamlar, soykırıma dönüşmeye başlamışken, ülkemizde ve Avrupa başta olmak üzere Dünya’nın birçok ülkesinde yapılan eylemler, soykırımı durdurmaya yönelik girişimler sonucunda bu önlendi. Ancak, emperyalist kaos yeni boyutlar kazanmaya devam ediyor. Özellikle hedefe konan İran’ı düşürmek için yazılan senaryolarda görev verilenlerin izledikleri politikalara bakınca bu daha net anlaşılıyor.
	Beş; yukarıdaki maddeden hareketle emperyalist kaosun bölgemizde en çok odaklandığı halk Kürtler olup BOP’a uyum gösterecek yapıları devşirmek için yoğun çaba gösteriyorlar. Bunun için de Türkiye sermayesinin “Yeni Osmanlıcı” alt-emperyalist güç olma hevesini öne çıkartarak Bahçeli-Öcalan kardeşliğini gündeme getiriyor. Bunun bölgemizdeki emekçi halkların geleceğini BOP’a teslim etmeye yol açacağını görmek için kahin olmaya gerek yok. Satranç tahtasındaki oyuncuların dizilişine bakmak ve hamleleri, öncekilerden hareketle tahmin etmek hiç de zor değil. Bu gerçeğin kitleler tarafından görülmemesi için de “barış” sözcüğünü araşsallaştırıyor. Oysa, gerçek barışın nasıl sağlanacağını, uzun yıllar İngiliz emperyalizmine karşı savaşmış İrlanda’nın kurtuluş örgütü İRA’nın gönüllüsü Kieran McCarthy’nin şu sözü ortaya koymaktadır: “Görüyorsunuz, barış silahlar sustuğunda gelmez. Gerçek barış, ancak adalet ve eşitlik tam anlamıyla sağlandığında gelir. Adalet olmadan barış, yalnızca bir başka adaletsizlik biçimidir ve adaletsizlik hüküm sürdüğünde, çatışma çok uzakta değildir ve siz sahte bir barışla başbaşa kalırsınız. Bunun mükemmel bir örneği bugün Gazze'deki durumdur; burada bir tür ateşkes var, ancak tüm dünya bunun gerçek olmadığını biliyor.” Demek ki eşitlik ve adaletin olmadığı bir coğrafyada, toplumda gerçek barış sağlanamaz. Dolayısıyla BOP’a dahil olanlarla iş tutanlar, bundan sonra kendilerini anti-emperyalist, yurtsever ve özellikle sosyalist olarak nitelemeyezler. Artık şunun bir kez daha bölgemizdeki ülkeler ve halklar tarafından bilince çıkarılması gerekir: Cehenneme giden yol iyi niyet taşlarıyla döşenir. Bölgemizden tüm emperyalist devlet ve onların oligarklarını kovmalı, enerji yataklarımız başta olmak üzere tüm yeraltı ve yerüstü değerlerimizi eşit ve özgür biçimde paylaşmalıyız.
	Altı; 19 Mart kararlarıyla yurttaşın en önemli kazanımlarından olan “genel oy hakkı”nı ortadan kaldırmayı hedefleyenlere karşı açlık-yoksullukla yaşamak istemeyen, yaşam biçimlerine müdahale edilmesine karşı çıkan vd. Nedenlerle öğrenci gebçlik başta olmak üzere halk sokağa çıktı. Milyonlarca insanın günlerce sokağı tüm zorbalık ve yasaklamalara karşın ele geçirmesi, ülkemiz açısından olduğu kadar bölgemizde uygulanmak istenen BOP’a karşı da bir duruşun işaret fişeğini atmıştır. Bu fişeği esas hedefine ulaştırmak için mücadele etmeyenlerin de toplum vicdanında yargılanacağı bir dönemdeyiz. Bu dönem,Dünya’yı sömürü, savaş ve katliamlarla karanlığa sürükleyen kapitalist-emperyalist güçlerin kaos stratejisine karşı emekçi halkların örgütlü direnişlerin yükseldiği ve doğayla insanlığı bu kahrolası kaostan kurtaracağı dayanışmayla zafere götüreceği aydınlık günlerle örmeliyiz. Gerisi lafıgüzaftır.          ]]> </content:encoded><category domain="https://www.sovtna.net/kose-yazilari-haberleri">KÖŞE YAZILARI </category><dc:creator><![CDATA[EMPERYALİZMİN KAOSUNA KARŞI DİRENİŞİN ANLAMI-Müslüm Kabadayı Yazdı  - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 05 Apr 2025 12:53:51 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.sovtna.net/images/haber/emperyalizmin-kaosuna-karsi-direnisin-anlami-muslum-kabadayi-yazdi-155436-20250405.jpeg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.sovtna.net/images/haber/emperyalizmin-kaosuna-karsi-direnisin-anlami-muslum-kabadayi-yazdi-155436-20250405.jpeg"/>
                    <enclosure url="https://www.sovtna.net/images/haber/emperyalizmin-kaosuna-karsi-direnisin-anlami-muslum-kabadayi-yazdi-155436-20250405.jpeg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[USLUOĞLU: SURİYE'DE 200 BİN ALEVİ KATLEDİLDİ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.sovtna.net/haber-usluoglu-suriyede-200-bin-alevi-katledildi-17111.html</guid>
                    <link>https://www.sovtna.net/haber-usluoglu-suriyede-200-bin-alevi-katledildi-17111.html</link>
                    <description><![CDATA[USLUOĞLU: SURİYE'DE 200 BİN ALEVİ KATLEDİLDİ]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Ortadoğu’da Çanlar Kimin İçin Çalıyor (3)?

Suriye savaşı,  Alevilerin sınavı olmaya devam etmektedir. 

Suriye savaşının başından 8 Aralık 2024’e kadar toplam 19 katliama uğrayan Aleviler, 200.000 civarında insanı toprağın koynuna bırakmıştır. Yani 200.000 Alevi katledilmiştir.

8 Aralık 2024 sonrası “ Esad Artığı” söylemiyle gerçekleştirilen operasyonlarda (?!) katledilen Alevi sayısı 30.000’i geçmiştir.

“Esad Artığı”(?!) çocuklar, kadınlar  öldürülmekte, erkekler toplu infaz edilmekte, hatta “ Esad Artığı (?!) ormanlar yakılmaktadır. 

Evler, içindeki insanlarla yakılmakta, ormanlara kaçan insanların öldürülmesi için, ormanlar yakılmaktadır.

Cesetler, yol kenarında yakılmaktadır…

Aleviler üzerine uygulanan bu jenosid, tarihe geçecektir.

HTŞ’nin Suriye’yi yönetme ihtimalı yoktu, şimdi hiç kalmamıştır. 

HTŞ’nin Suriye’de iktidarda kalma süresi muhtemelen bu yaz mevsimini geçmeyecektir. Bu   İhtimali gören HTŞ bir taraftan Şam’da elini güçlendirmek için anlaşmalara gitmekte, bir taraftan çekilme ihtimaline karşı sahilde ki hastanelerden, fabrikalara kadar her şey sökülerek  İdlib’e   taşınmaktadır. 

Alevi katliamları nedeni ile daha önce var olan vekâlet savaşı, iç savaşa evrilmiş, Alevi öldürme motivasyonu ile Suriye’ye getirilen cihadist terör, İslamın doğduğu topraklarda Yezit Ruhu ile katledilmesi bir daha gerçekleşmiştir. 

Suriye için BM son açıklamalarından sonra, dış müdahale açık hale gelmiştir.

Sistematik olarak, Suriye’de yaşananlar bir çok uluslararası güç tarafından tasarlanmış, planlanmış ve bu sürece getirilmiştir.

Bu planlama bir çok ülkeyi yakacak hale evrilmekte, mezhepsel gerilim ve yaratıcı anarşi ile yeni müdahaleler adım adım gelmektedir.

Komşuda ki ateş adım adım ülkemize sirayet etme olasılığı her gün artmaktadır.

Esad’ın devrilmiş olması ülkemize pozitif sonuçlar getirmeyecektir. Özelikle bu katliamlardan sonra, ülkemizde ki iktidarda,  bundan olumsuz etkilenecektir. Başta oluşturulan tablo ile bugün gelinen tablo arasında Türkiye açısından ve mevcut iktidar açısından ters orantı oluşmaktadır.

Ortadoğu kararsız bir dengedir. Bu dengede bir çok alternatif üzerinden hesap yapmayanlar, her zaman ciddi zararlar görür.

Gerek Suriye’de gerekse bölgenin tamamında ciddi bir çözülme ve çürüme yoğunluğu artmaktadır. Bu süreçte ciddi ihanetler oluştu ve oluşmaya devam etmektedir. 

Buna karşın Alevilerde kimlik mücadelesi  ve güç oluşturma olasılığı her zamankinden çok olası haline gelmiştir.

Muhtemelen Alevi katliamlarında öldürülecek sayı yüzbinleri bulacaktır. Yani katliamlar devam edecektir. Uluslararası kimi güçler Alevi kanı istemekte ve bu süreci Truva atı olarak kullanmak istemektedirler. 

Geldiğimiz dönemde açlık, yoksulluk, işsizlik, barbarca uygulamalar artacaktır. Bu süreç 1903 ve 1929 buhranlarını aratmayacak, uygulama ve sonuçlarında benzer olacaktır.

Çürüyen sadece  insanlar, iktidarlar yada dünyada ki uygulamalar değil, uygarlığın kendisidir. Var olan Uygarlık sürdürülebilir olmaktan çoktan çıkmıştır. Bu uygarlık onurluca  ölüme yatmak yerine, her şeyi yok ederek sona doğru ilerlemektedir.

Geldiğimiz nokta, insaniyetini tamamen yitirmiş bir ruh hali hakim görünmektedir. 

Suriye için ise çoktan HTŞ yerine kimin ve nasıl bir iktidarın getirileceği konuşulmakta, her ülke kendi hesaplarına uygun birini işaret etmektedir. Şuan da öne çıkan isim Manaf Tlas görünmektedir. Ancak kararsız denge niteliği taşıyan bölgenin, uluslar arası güçlerin pastadan pay kapma hesapları ile tırmandırılan gerilim den daha güçlü kimin çıkacağına bağlı olarak her ihtimal masadadır.

Şimdilik Aleviler için çalan çanlar, yarın önüne geçilmez ise Suriye’deki tüm kimleri daha da tehdit edecektir…

Suriye’de bulunan tüm yabancı terör gurupları yok edilmeli, Suriye’nin geleceği Suriyelilere bırakılmalıdır. Bunun için de Suriye’de ki her kimliğin, her inancın, demokratik bir Suriye isteyen her siyasetin içinde olacağı bir Suriye konferansı gerçekleşmeli , alınacak kararlar Anayasa, seçimler, gelecek tasarımı için yeni Suriye için tavsiye niteliğinde olmalıdır. 

Suriye’de ki kanlı terör, bölgede büyük hesaplaşmaların, kırımların muhtemelende direnişin de habercisi olacaktır….

Bugün Suriye’de katliam yapanlar sadece katiller. Katil.. Katil. Katil olmanın dışında başka kimlikleri yoktur. Hiç bir insani kimlikleri yok… Tek gerçekleri katil olmak….

Sormak lazım, bugün “Alevi katliamı”  yapanlar: “ Esat Artığı” söylemiyle katliamlara kılıf uydurmaktalar. Peki bu katiller kimin artığı? El Kaide, İŞİD, Nusra artığı değiller mi? Bu terör artıkları yada terörün her boyutuyla vücut bulmuş hali kim ve kimler tarafından beslendi, bu hale getirildi..??!!

Ya Barbarlık yada İnsanlık kazanacak…

İnsanlığın kazanması bugün için, ahlaki, vijdani ve bir bütün olarak insani duruşumuzu ilgilendirmektedir…..
Araş. Yaz. Tevfik Usluoğlu  ]]> </content:encoded><category domain="https://www.sovtna.net/kose-yazilari-haberleri">KÖŞE YAZILARI </category><dc:creator><![CDATA[USLUOĞLU: SURİYE'DE 200 BİN ALEVİ KATLEDİLDİ - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 15 Mar 2025 11:02:14 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.sovtna.net/images/haber/usluoglu-suriyede-200-bin-alevi-katledildi-140344-20250315.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.sovtna.net/images/haber/usluoglu-suriyede-200-bin-alevi-katledildi-140344-20250315.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.sovtna.net/images/haber/usluoglu-suriyede-200-bin-alevi-katledildi-140344-20250315.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Alevilik ve Yalnızlık Av. Ali Yüksel Yazdı ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.sovtna.net/haber-alevilik-ve-yalnizlik-av-ali-yuksel-yazdi-17059.html</guid>
                    <link>https://www.sovtna.net/haber-alevilik-ve-yalnizlik-av-ali-yuksel-yazdi-17059.html</link>
                    <description><![CDATA[Alevilik ve Yalnızlık Av. Ali Yüksel Yazdı ]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Suriye’de yaşanan Alevi katliamı bugün yine bize gösterdiki örgütsüz olduğumuz sürece bu katliamlar hep bizim hayatımızın bir parçası olacak. Örgütlenmediğimiz ve de başkalarından medet beklediğimiz, başkalarının himayesini talep ettiğimiz her anda bunlarla karışılacağız. Artık tüm Aleviler tüm ideolojik düşünce ve durumlardan kurtulup, kendi özlerine dönerek mücadelesini başlatmalıdır. Aksi bizim için çok daha felaket sonuçlar doğuracaktır. Gerçekten insanca var olup insanca yaşamak istiyorsak bunu yapmak, hayati önem arz etmekle birlikte, bu bir zorunluluktur. Emperyalist ve siyonist güçlerin güdümünde olan hayali özgürlükçü tüm oluşumlardan da uzak durmak ve mücadelelerinin bir kurtuluş mücadelesi yerine Ortadoğu’da emperyalizmin güdümünde olduklarını bilen bir bilinç ile bunu devam ettirmeliyiz. Bugün Ortadoğu’daki sürecin bir parçası olan, Türkiye’deki barış sürecinin de oyundan ibaret olduğunu, asıl amacın Amerikan ve siyonist güdümünde olan bu silahlı örgütlerin de kullanılarak Ortadoğu’yu tamamen emperyalizmin eline bırakmaktır. Kürt Özgürlük hareketi adı altında başlatılan, Kürtleri yıllardır sömüren, sözde mücadele, özde ise Ortadoğu’yu bir ölüm arenasına çeviren emperyalistlerin maşası haline gelen örgütlerin duruşu da bunu açıkça göstermektedir. Amaç kimsenin güdümünde olmadan kendi coğrafyanda söz sahibi olmak ve kendini her zaman korumaktır. Amaç çatışmak değil, kendini koruyabilmek ve buna her zaman hazır olmaktır. İnsan önce yaşadığı evi yaşanır bir hale getirir en son ise dünyayı yaşanır bir hale getirme hayalini kurar. Bizler bugün kendi evimizde yaşayamazken dünyayı yaşanabilir bir hale getirebileceğimizin hayallerini kurmamalıyız. Bu hayal ütopik olmaktan öteye gidemez. Mücadele önce kendi evini yaşatmakla başlar. Amacımız bu olmalıdır. Tarihsel süreç de bunu bize en karanlık yüzüyle gösterdi. Tarihin ilerleyen safhalarında bu karanlıkla yeniden karşılaşmamak ve bizden sonrakilere yaşanabilir bir ev bırakmak için bir an evvel örgütlenerek özümüze dönmeliyiz. Bunu da hep birlikte yapmalıyız. Bizim en yegane sorumluluğumuz budur. Var olmak toplumsal bilinçle başlar, hiç bir kimse yoktur ki tek başına var olsun. Birlikte var olalım! Vesselam! ]]> </content:encoded><category domain="https://www.sovtna.net/kose-yazilari-haberleri">KÖŞE YAZILARI </category><dc:creator><![CDATA[Alevilik ve Yalnızlık Av. Ali Yüksel Yazdı  - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 14 Mar 2025 17:40:20 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.sovtna.net/images/haber/alevilik-ve-yalnizlik-av-ali-yuksel-yazdi-204124-20250314.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.sovtna.net/images/haber/alevilik-ve-yalnizlik-av-ali-yuksel-yazdi-204124-20250314.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.sovtna.net/images/haber/alevilik-ve-yalnizlik-av-ali-yuksel-yazdi-204124-20250314.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA["ALEVİ KATLİAMLARINDAN KEYİF ALDINIZ MI?" Ali Arslan Yazdı! ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.sovtna.net/haber-alevi-katliamlarindan-keyif-aldiniz-mi-ali-arslan-yazdi-17052.html</guid>
                    <link>https://www.sovtna.net/haber-alevi-katliamlarindan-keyif-aldiniz-mi-ali-arslan-yazdi-17052.html</link>
                    <description><![CDATA["ALEVİ KATLİAMLARINDAN KEYİF ALDINIZ MI?" Ali Arslan Yazdı! ]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[  "ALEVİ KATLİAMLARINDAN KEYİF ALDINIZ MI?" Ali Arslan Yazdı! 
Suriye'de 8 Aralık'tan beri iktidarda bulunan terörist yönetim, ilk günden beri Aleviler üzerinde kurduğu baskı ve gerçekleştirdiği katliamlarla ülkeyi kana bulamış, bu katliamların durmasına yönelik çağrılara ise; kulaklar tıkanmıştır. Hatta Hakan Fidan ve İbrahim Kalın bu katliamlar sürerken terörist Colani ile verdikleri pozlarla bütün Alevilerle adeta dalga geçmiştir! 


  24 Aralık günü Hakan Fidan'ın Terörist Colani'yi ziyareti sırasında Şam'da sundukları dostane poz, verilen mesajı çok net bir şekilde gözler önüne sermiştir. 


  Bu ziyaretten bir gün sonra; parkta yürürken bir genç yanıma geldi. "Ali abi sana bir röportaj vermek istiyorum yayınları mısın?"diye sordu. Bende:'Tabi nasıl bir röportaj vermek istiyorsun?' dedim. Bana:"Hakan Fidan'a şu soruyu sormak istiyorum:'Colani ile o manzarayı izlerken Alevi katliamlarından yeterince keyif aldınız mı?' dedi. 


  Tabi 8 Aralık'tan bu yana Alevilere; sırf Hz. Muhammed'e ilk inananlardan, Hz. Muhammed'in en sevdiği isim, damadı olan Hz. Ali ve Ehlibeyt'e tabi oldukları için kan kusturan terörist yönetim, başta katliamlarını sistematik bir şekilde gerçekleştirirken 6 Mart'tan sonra Alevileri çocuk, genç, yaşlı demeden toplu bir şekilde katliamlar gerçekleştirmeye başladı!
  Başta Türkiye olmak üzere dünyanın dört bir yanından katliamı durdurun çağrıları yapılırken; Hakan Fidan ve İbrahim Kalın Alevilerle alay edercesine Terörist Colani'yi ziyaret ediyor, hiçbir şey olmamış gibi pozlar veriyorlar! 
        
Yaptığı açıklamalarla Rusya ve İran'ı ikna ettik dünyanın terör listesinde bulunan bu eli kanlı terör örgütünü Suriye'nin başına biz getirdik diye övünen Hakan Fidan, bugün Türkiye'de yaşayan Alevileri hiçe saymış bu katliamların ortağı olmuştur! 
Siz bu Katliamlar yaşanırken Terörist Colani ile gülümseyerek pozlar vermeye ve bu ülkenin yapı taşı olan Alevilerle alay etmeye devam edin! 
Tarih sizi asla affetmeyecek! Bu katliamı tıpkı; Maraş, Sivas, Çorum, Dersim bütün Alevi katliamlarını andığımız gibi her yıl anacağız, gelecek nesillere de sizlerin bu katliamların baş aktörleri arasında yer aldığınızı aktaracağız! 
 Unutmayın ki; Aleviler Kerbela'dan beri size asla boyun eğmedi, eğmemeye de devam edecekler!  ]]> </content:encoded><category domain="https://www.sovtna.net/kose-yazilari-haberleri">KÖŞE YAZILARI </category><dc:creator><![CDATA["ALEVİ KATLİAMLARINDAN KEYİF ALDINIZ MI?" Ali Arslan Yazdı!  - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 14 Mar 2025 16:37:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.sovtna.net/images/haber/alevi-katliamlarindan-keyif-aldiniz-mi-ali-arslan-yazdi-194617-20250314.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.sovtna.net/images/haber/alevi-katliamlarindan-keyif-aldiniz-mi-ali-arslan-yazdi-194617-20250314.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.sovtna.net/images/haber/alevi-katliamlarindan-keyif-aldiniz-mi-ali-arslan-yazdi-194617-20250314.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[GIDA SEKTÖRÜNE DENETİM ŞART-Ali Ceren Yazdı ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.sovtna.net/haber-gida-sektorune-denetim-sart-ali-ceren-yazdi-16221.html</guid>
                    <link>https://www.sovtna.net/haber-gida-sektorune-denetim-sart-ali-ceren-yazdi-16221.html</link>
                    <description><![CDATA[GIDA SEKTÖRÜNE DENETİM ŞART-Ali Ceren Yazdı ]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ GIDA SEKTÖRÜNE DENETİM ŞART-Ali Ceren Yazdı 

Deprem sürecinden bu yana şehir ayağa kalkmalı, esnaf kendini toplamalı, iş istihdam artmalı diyerek yetkililerimize çağrıda bulunmaya devam ediyorum. Uzun zamandan bu yana bayramlık ağzımı açmadım. Herkesin şikayet ettiği konu hakkında müsaadenizle bayramlık ağzımı açacağım. Mübarek Ramazan ayı öncesinde gıda sektörüne yönelik derinlemesine bir denetim yapılmalı. Vatandaş ucuzluğu kaliteye tercih eder oldu son dönem şartlarından dolayı. Bunu fırsat bilen esnaflar da kaliteyi düşürdü. Kimisi ise fiyatları istediği gibi değiştirmeye, halkı zorla isyana teşvik etmeye devam ediyor. Çorba hiçbir yerde aynı fiyata değil. Ev yemekleri lezzetleri de, fiyatları da biri birini tutmuyor. Nasıl ki berberlerde bir fiyat tarifesi varsa burada da ilgili oda ve STK’ların bu yönde bir çalışma yapması ve standart oluşturulması gerekliliğine inanıyorum. 
Hele ki merdivenaltı üretim yapan tesisler bu dönemde daha da fazla rastlanır oldu. Bu gibi kaçak göçek iş yapan, vatandaşın canına kast eden zehir tacirlerine nefes aldırılmaması şart olmuştur. 
İlk çağrım Lokantacılar Odası Başkanlığına olsun. Kentimiz gastronomi kenti. Lokanta ve dönerci cennetiyiz adeta. Bu konuda iftihar etmekle birlikte fiyat ve kalite konusunda belli bir standardın oluşturulması gerektiğine inanıyorum kamuoyu vicdanı adına. 
Lokantacılar Odası olarak bu işe kafa yorulmalı ve bir fiyat tarifesi ilan edilip her önüne gelenin restoran lokanta açmasına engel olunmalı ki sektördeki keyfiyet önlenebilsin. Eline neşter alanın doktor olamadığı memlekette eline bıçak alan da dönerci olamamalı. 
İkinci çağrım Tatlıcılar ve Şekerciler Odasına olsun… 
Her tesiste ayrı fiyat, her tesiste ayrı özellikte olan tatlılara bir standart getirilmelidir. Bu anlamda vatandaşın cebine göz diken işletmelerle ilgili yakı geçmişte kaleme aldığım tatlı kabının ücretini fahiş şekilde vatandaştan talep eden tatlıcılara yönelik yazım ses getirmiş, çeşitli işletmeler biz tatlı paketinden para almıyoruz, ya da buna benzer yazıları dükkanlarına asmıştı. Tatlıcılar olarak bu konuda da denetim yetkinizi kullanarak sektöre bir standart getirilmesi gerektiğini düşünüyorum. ]]> </content:encoded><category domain="https://www.sovtna.net/kose-yazilari-haberleri">KÖŞE YAZILARI </category><dc:creator><![CDATA[GIDA SEKTÖRÜNE DENETİM ŞART-Ali Ceren Yazdı  - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 20 Feb 2025 21:18:57 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.sovtna.net/images/haber/gida-sektorune-denetim-sart-ali-ceren-yazdi-002005-20250221.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.sovtna.net/images/haber/gida-sektorune-denetim-sart-ali-ceren-yazdi-002005-20250221.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.sovtna.net/images/haber/gida-sektorune-denetim-sart-ali-ceren-yazdi-002005-20250221.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[GEÇ KALMIŞ TEŞEKKÜR]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.sovtna.net/haber-gec-kalmis-tesekkur-15720.html</guid>
                    <link>https://www.sovtna.net/haber-gec-kalmis-tesekkur-15720.html</link>
                    <description><![CDATA[GEÇ KALMIŞ TEŞEKKÜR]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ GEÇ KALMIŞ TEŞEKKÜR

Depremle girmişti her şey birbirine
Evimiz nerde biz nerdeyiz sevdiklerimiz nerde bilemedik  
Devlet yoktu kimse yoktu yanımızda
Biz yıkıntıların mahşerinde ölülerini gömen
sevdiklerini arayan uyurgezerdik 
Uzaktan geldiler çok uzaklardan 
Kimi bir adım uzaklıktan kimi dünyanın bir ucundan 
Kimi on sekizinde kimi yetmişindeydi 
Kiminin küreği vardı kiminin kalemi yüreği
Bizi kazmayla makasla çıkardılar yıkıntılardan 
Kaynattılar kazanlarımızı kurdular çadırlarımızı  
Kamerayla telefonla ses verdiler uzaklara
Uzandı uzak eller yaralarımıza
Kimi çorabını yağını yolladı 
Kimi aşını ekmeğini harçlığını 
Kimi geldi kattı emeğini
Mavi saçlıydı hepsi 
Umut mavisi sabır mavisi inat mavisi 
Sarıp sarmaladılar mavileriyle
Biz teşekkür sunmak için yardım edene etmeyene 
Ektik hala ekeriz mavileri toprağa yüzlere dillere 
O mavi saçlı insanların 
kimi sürgün yedi bize yardım yataklıktan kimi işten atıldı 
Kusura bakmayın hala uzatamadık elimizi 
Elbet bir gün uzatacağız ama
Hep beraber maviden menekşeye yeşile 
örüyoruz öreceğiz dünyamızın renklerini
Hep beraber gökkuşağına dönüştüreceğiz dünyamızı 
                                               Meryem Fehime Oruç ]]> </content:encoded><category domain="https://www.sovtna.net/kose-yazilari-haberleri">KÖŞE YAZILARI </category><dc:creator><![CDATA[GEÇ KALMIŞ TEŞEKKÜR - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 13 Feb 2025 07:37:23 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.sovtna.net/images/haber/gec-kalmis-tesekkur-103807-20250213.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.sovtna.net/images/haber/gec-kalmis-tesekkur-103807-20250213.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.sovtna.net/images/haber/gec-kalmis-tesekkur-103807-20250213.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Bu Coğrafyada Alevi olmak çok zor! Suriye’de vahşet sürüyor… ALİ YOLCU]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.sovtna.net/haber-bu-cografyada-alevi-olmak-cok-zor-suriyede-vahset-suruyor-ali-yolcu-15275.html</guid>
                    <link>https://www.sovtna.net/haber-bu-cografyada-alevi-olmak-cok-zor-suriyede-vahset-suruyor-ali-yolcu-15275.html</link>
                    <description><![CDATA[Bu Coğrafyada Alevi olmak çok zor!
Suriye’de vahşet sürüyor…
ALİ YOLCU]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Bu Coğrafyada Alevi olmak çok zor!
Suriye’de vahşet sürüyor…
ALİ YOLCU

İmam Ali ile başlayan, İmam Hasan, İmam Hüseyin ve diğer Ehlibeyt Mensupları ile devam eden Kin, Nefret ve Vahşetin bugün bile sürdüğü bir sürecin adıdır; Alevi katliamları…
Bugün Suriye’de yaşanan katliamları veya geçmişte Türkiye’de meydana gelen birçok vakayı bu gerçeklikten uzak ele almak ancak aptalların yapabileceği iştir.
Mesele Esat meselesi değildir. Bugün Suriye’de yaşanan cinayetlerin Esat’la hiçbir ilgisi yoktur ve sadece bu maske ile kamufle edilmeye çalışılmaktadır. Bu cinayetler tarihten bugüne taşınan Muaviye zihniyetinin eseridir. Bu zihniyet ise ‘Her Fırsatı’ ganimet olarak görmüş ve tarih boyunca bu fırsatları Muaviye oğlu Yezit yöntemleri kullanarak Alevi katliamlarına çevirmişlerdir. 
Hz, Ali’nin “Beni Dağ Bile Sevse Musibete Uğrayacak’ söyleminin kurbanımı Aleviler ve veya yoksa başka bir şey mi bilmiyorum. Ancak bu katliamların bugün bile 1978 Kahramanmaraş ve Malatya, 1980 Çorum, 1993 Sivas Madımak, 1995 Gazi ve Ümraniye’de sürdüğüne şahit olduk. Anne karnında ki bebeklerin bile öldürüldüğü Maraş katliamının bugün Suriye’de yaşananlarla ne kadar benzeştiğini görmek mümkün.
Yavuz Sultan Selim meselesini bu yazdıklarımdan soyutlamak ne yazık ki mümkün değildir. Ancak bir başka yazı konusudur.
Bu gerçeklikler ortada iken Suriye’de olup bitenleri kabinesinin neredeyse tamamı Sünnilerden oluşan Esat veya orada yaşayan bir avuç Alevi ile bağdaştırmak işin en kolay yoludur ki an itibariyle bu yapılıyor. ]]> </content:encoded><category domain="https://www.sovtna.net/kose-yazilari-haberleri">KÖŞE YAZILARI </category><dc:creator><![CDATA[Bu Coğrafyada Alevi olmak çok zor! Suriye’de vahşet sürüyor… ALİ YOLCU - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 24 Jan 2025 17:00:32 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.sovtna.net/images/haber/bu-cografyada-alevi-olmak-cok-zor-suriyede-vahset-suruyor-ali-yolcu-200057-20250124.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.sovtna.net/images/haber/bu-cografyada-alevi-olmak-cok-zor-suriyede-vahset-suruyor-ali-yolcu-200057-20250124.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.sovtna.net/images/haber/bu-cografyada-alevi-olmak-cok-zor-suriyede-vahset-suruyor-ali-yolcu-200057-20250124.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Ortadoğu’da Çanlar Kimin İçin Çalıyor?-Tevfik Usluoğlu Yazdı ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.sovtna.net/haber-ortadoguda-canlar-kimin-icin-caliyor-tevfik-usluoglu-yazdi-15022.html</guid>
                    <link>https://www.sovtna.net/haber-ortadoguda-canlar-kimin-icin-caliyor-tevfik-usluoglu-yazdi-15022.html</link>
                    <description><![CDATA[Ortadoğu’da Çanlar Kimin İçin Çalıyor?-Tevfik Usluoğlu Yazdı ]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Ortadoğu’da Çanlar Kimin İçin Çalıyor?-Tevfik Usluoğlu Yazdı 

Ortadoğu’da bir söz var; “Masada yoksan, bir de menüye bak. Orada olabilirsin.” 
1.
Yarın İtalya’da :

İtalya, Fransa, Almanya, Birleşik Kralık ve Amerika Dışişleri  Bakanları Suriye’nin geleceği ile ilgili toplantı yapacaklar…

Masada kimler yok?

2.
Yarın Ahmet El Şar’a ( Jolani), Türkiye’ye geliyor. Ortak Savunma Anlaşması İmzalayacak.

3.  

Samuel Hungtington’un “ Medeniyetler Çatışması” tezi, tesadüfi bir söylem değil, bir aklın ve stratejinin ürünüdür.

Yakın tarihte, ABD’de yaşanan 11 Eylül saldırısı ve Batıda yükseltilen İslamofobi bu aklın ürünüdür.

Dünyanın bir çok yerinde ötekilere, göçmenlere, Müslümanlara

Bugünde Suriye’de Alevilere karşı yürütülen saldırı, provakasyon, bilinçlice tertip edilen dinsel, mezhepsel ve etnik düşmanlık, katliam ve savaş bu aklın ürünüdür.

Dünyanın her yerinde ırkçılık, milliyetçilik, yabancı düşmanlığı, dinsel ve mezhepsel söylem ve eylemler tırmandırılıyor.

Dünyanın bir çok yerinde tırmandırılan bu olgular üzerinden yönetimler Otoriterleşiyor.

Dünyanın bir çok yerinde halklar, emekçi kitleler, kazanılmış haklarını kaybediyor.

 Şii olan Azerbaycan ile İsrail onlarca işbirliği anlaşması imzalarken, Şii İran ve Yemen Husi güçleri şer ekseninde yer alıyor.

Şer ekseninde yer alan Suriye, yönetimin devrilmesi ve HTŞ’nin etkin olması ile, ABD şer ekseninizden Suriye’yi çıkarıyor.

Ortadoğu’da Radikal İslam, Batı eliyle tırmandırılırken, Batı siyasetinin eksenini Müslüman ve Arap karşıtlığı oluşturuyor.

Avrupa’da Sağcı siyasetinin eksenini İslamofobi ve göçmen karşıtlığı oluşturuyor. 

Ortadoğu, Batı ve Hıristiyan karşıtlığı üzerinden, içe dönük mezhep ve etnik kavgalar üzerinden dizayn ediliyor.

4. 

Lübnan’da Cumhurbaşkanlığı seçimi gerçekleşti.
Jozef Aun seçildi. Aun Amerikan güdümlü.
Eğer İran- İsrail arasında geniş çaplı bir savaş olmaz ise ( bu ihtimal çok düşük) Lübnan yeni Ortadoğu’nun şekillenmesinde yerini alan ilk ülke olacak. 

Hizbullah askeri olarak bitirilmek istenecek. Siyasi olarak belki varlığı kabul edilebilecek.

 Lübnan Cumhurbaşkanlığı seçimi, adaylar ve Lübnan ayrı bir yazıda ele alınacak.

5.

Suriye’de ortaya çıkan yeni durum ile, Suriye Halklarının bugüne kadar ki tüm kazanımları tasfiye edilmek için her türlü çalışma yapılacak.

Hafız Esad döneminde gerçekleştirilen toprak reformunun kapsamı yok edilmek istenecek. Eski toprak ağaları ve Suriye’de bulunan kimi aşiretler- özelikle Dayr-ı Zor’hattında bulunanlar, Humus ve Hama’da alan kapmaya çalışacak. Köyler terör eylemleri ve katliamlarla tasfiye edilmeye çalışılacak.

Suriye’de eğitim müfredatı değiştirilirken, yeni anayasa için 3 yıl sonrasına işaret edildi. 

Seçimler için 4 yıl sonraya tarih verildi. Tabi 4 yıl sonra bir seçim olur mu? Nasıl bir seçim olur? Bu şimdilik soru işareti kalsın.

Bu süre içinde demografya ne olur, nasıl şekillendirilir, şimdilik soru işareti kalsın…

Maar’rat Numan’da Ebul Alaa El Maar’a ve Halep’te Ebul Firas El Hamadani’nin heykelleri yıkıldı. 

Mısır ve BAE siyasi nedenlerden dolayı uçak seferlerini  durdurdu.

Resmî olarak Halep Güzel Sanatlar ve Müzik Meslek Yüksek Okulu kapatıldı.

Beşşar Esad’ın Suudi, Katar’a yakınlaşması ile hesap hatası mu yaptı? Bu iki ülke ABD’nin güdümünde ve bilgisi ile hareket ettiğini bilmiyor muydu? ( Bu şimdilik soru işareti olarak kalsın.)

Suriye’nin her yerinde kanlı bir hesaplaşma var. Rakka’da, Halep’te, Şam’da insanlar kaçırılıyor. Akibetleri belli değil. 

Humusta, Hama’da onlarca köye ve şehir merkezlerinde açık saldırılar gerçekleşiyor.

Ceble’de Ayn eş- Şarkiyye köyünde tarlasında çalışan köylüler katledildi. Faili belli olan bu katliamların benzeri ve onlarcası Suriye’de yürütülüyor.

HTŞ içinde yer alan 12 guruptan 10’ununa Jolani söz geçiremiyor. Her ne kadar Jolani bir çok Dışişleri Bakanı ile görüşüyor olsa da, bu guruplar arasında yakında kanlı hesaplaşmalar başlayabilir.

Hums- Tartus yolu üzerinde üç Alevi Şeyhine suikast düzenlenerek katledildi. 

Tartus’un Dahr Matrou köyünden Şeyh Cabir Mahmud İsa ( Ebu Ali) ve Bakku’dan Şeyh Heysem Mualla katledildi.

Şeyh Cabir İsa, Suriye’deki Ulusal Uzlaşı Girişimi Başkanı idi.

Üç Alevi din adamının öldürülmesi ile , Suriye İnsan Hakları Gözlemevi’nin yaptığı açıklama (SOHR’a) göre bir ay içerisinde işlenen 100’ün üzerinde suçta katledilen sayı 187’ye yükseldi.

İHD açıklama yaptı.
 Suriye’de yaşam hakkı sistematik olarak ihlal ediliyor. 
 
“ Evrensel insan hakları normlarının açıkça çiğnendiği bu süreçte , işkence, zorla alı koyma, yaşam hakkının ihlali, sistematik şiddet, konut hakkının dokunulmazlığı ihlali gibi insanlık dışı uygulamalarına tanıklık etmekteyiz” dendi.

Alevi Kurumları, Avrupa  Konseyi Önünde Protesto Eylemi Gerçekleştirdiler.

Alevi Kurumları TBMM’de görüşmeler gerçekleştirdiler. Bir kaç gün içinde İç İşleri  Bakanı Ali Yerlikaya ve Dış İşleri Başkanı  Hakan Fidan ile farklı sitasi parti yöneticileri ile de görüşecekler.

6. 
Suriye 14 yıl direndi. 12 günde teslim oldu.

Esad devrildi. Akibeti belli değil. 

İsrail, Suriye’nin güneyini işgal ederek, 6 büyük su kaynağını kontrolü altına aldı.

Suriye’nin su kaynaklarını %30’u, Ürdün’ün su kaynaklarını % 40’ı İsrail’in kontrolü altında.

Devrim diyorlar. Akibet ne olacak şimdilik soru işareti olarak kalsın.

Özelikle Hama ve Humusta gerçekleştirilen alan boşaltmalarda yabancı silahlı kişilerin ve ailelerin yerleştiği, bu sayının 171.000 olduğu bu kişilerin aileleri ile birlikte 500.000 i aşan bir sayı olduğu  bildiriliyor.

Suriye halklarının, emekçilerinin, yoksul köylülerinin bugüne kadar elde ettikleri tüm kazanımları tasfiye edilmeye çalışılıyor.

Suriye’de HTŞ’nin 30.000 kişilik bir liste hazırladığı ve bu listede yer alan insanların tasfiye edileceği gelen bilgiler arasında….

Süreç kanlı ve istikrarsızlığa doğru  evriliyor. 

7.

Yakında tüm Kudüs İsrail’in başkenti ilan edilecektir. Filistin davasına son çivi çakılıp, tabut kapatıldı.

Trump önceki yönetimi döneminde bunu ilan etmişti. Şimdi resmileştirecek.

Trump’un başkan olarak  koltuğa oturması ile Dünyanın bir çok yeri cehenneme dönecek.

2003 Irak işgal edildi. Saddam ABD eliyle astırıldı. Irak o günden bugüne gün yüzü görmedi. Irak ve Bağdat bir dönem bilim merkezi iken bugün ne halde..

2011 Libya’da kanlı bir hesap gerçekleştirildi. Libya parçalandı. ABD Kaddafi’yi linç ettirdi. Libya o günden bugüne gün yüzü görmedi.

Dünyada var olan güncel durum, 1903 buhran dönemi ve sonuçlarını hatırlatıyor. Dünyada var olan sistem açısından 1. Buhran dönemi olarak adlandırılan bu süreç, dünyada kanlı kıyımlara ve 1. Paylaşım savaşını getirmişti. Benzer durum bir süredir farklı bölgeler de sergilenmektedir. Dünya da ki sistemin kronik krizi ve büyüme teorisi bir daha insanlığı tehdit etmektedir.

 Büyük insanlık nereye gidiyor. Hangi yol ayırımında….

Not:  Suriye’de gerçekleştirilen Alevi katliamları için söylenmesi gereken söz: “Zulmü duyurun ki bu zulmü engellemeye gücü yeten birileri ortaya çıksın” .

-Hz.Ali ]]> </content:encoded><category domain="https://www.sovtna.net/kose-yazilari-haberleri">KÖŞE YAZILARI </category><dc:creator><![CDATA[Ortadoğu’da Çanlar Kimin İçin Çalıyor?-Tevfik Usluoğlu Yazdı  - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 10 Jan 2025 02:32:36 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.sovtna.net/images/haber/ortadoguda-canlar-kimin-icin-caliyor-tevfik-usluoglu-yazdi-053341-20250110.jpeg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.sovtna.net/images/haber/ortadoguda-canlar-kimin-icin-caliyor-tevfik-usluoglu-yazdi-053341-20250110.jpeg"/>
                    <enclosure url="https://www.sovtna.net/images/haber/ortadoguda-canlar-kimin-icin-caliyor-tevfik-usluoglu-yazdi-053341-20250110.jpeg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[HADDİNİ BİL TİP'li ARKADAŞ! Ali Arslan Yazdı!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.sovtna.net/haber-haddini-bil-tipli-arkadas-ali-arslan-yazdi-15005.html</guid>
                    <link>https://www.sovtna.net/haber-haddini-bil-tipli-arkadas-ali-arslan-yazdi-15005.html</link>
                    <description><![CDATA[HADDİNİ BİL TİP'li ARKADAŞ! Ali Arslan Yazdı!]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[    HADDİNİ BİL TİP'li ARKADAŞ! Ali Arslan Yazdı!
Türkiye İşçi Partisi'nin üyesi Erkan Düzce Suriye'deki Alevi katliamlarına yeterince tepki gösteremeyen partisini eleştiren bir yazı kaleme almış. Bizde bu eleştirisini gazeteciler olarak dikkate alıyor ve yayınlıyoruz. 
Ardından yayınladığımız haberi WhatsApp hattımıza; Türkiye İşçi Partisi'nin Yerel Yönetimlerden Sorumlu Görevlisi olduğunu öğrendiğimiz Barış Kineşçi isimli haddini bilmez;"BU HABERİ YAPMAK İÇİN KAÇ PARA ALDIN" diye küstahça bir mesaj atmış! Hemde gazetemizin WhatsApp iletişim numarasına!
  Biz yaptığımız haberlere para almıyoruz da sen bir gazeteciye bu şekilde bir hakare etme rahatlığını kimlerden aldığınla, buluyorsun! 
  Bugün sosyalistlere en çok zarar veren, popülist sol akımını başlatarak sadece tribünleri coşturmaya yönelik çalışmalarla, devrimci pratiye darbe vuran anlayışınızla siz kimin değirmenine su taşıyorsunuz? 
 DEM Parti'nin kapı açmasıyla mecliste yer edindiniz! Sosyalistlerin içerisine yerleştirilmiş bir Truva atı gibi; yerel seçimlerde DEFNE'de, Hatay'da, Kadıköy'de, sosyalistlere kurduğunuz tuzaklarla düzen partilerine adeta kırmızı halı açarak sosyalistlere çelme taktınız! Peki bunların karşılığında siz kimlerden ne vaatler aldınız? 
  Kendi üyenizin size yaptığı eleştiriyi yayınlayan gazeteciyi aşağılayacak kibire ve acziyete sizi bu kadar iten ne oldu? 
Biliyoruz o kadar çok hata yaptınız ki; koltuklarınız sallantıda! Bir daha umduğunuzu bulamayacaksınız! 
Mesela genel seçimlerde DEFNE'de size oy vermiş binlerce insanı, yerel seçimlerde hüsrana uğrattığınız için, bir daha HATAY'dan vekil çıkaramayacaksınız! 
Diğer illerlerde yaptığınız hatalar ve küstürdüğünüz sosyalistler nedeniyle önümüzdeki genel seçimlerde vekil sayınız 2'yi ya geçer ya geçmez! 
Ama İktidarlar; sizin gibi popülistleri çok sever! Onları memnun etmeye devam edin! 
Bütün meslektaşlarımın 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü'nü şimdiden kutlar, gazetecilerin onurunu ayaklar altına almaya çalışanların her zaman haddinin bildirilmesini dilerim....

    ]]> </content:encoded><category domain="https://www.sovtna.net/kose-yazilari-haberleri">KÖŞE YAZILARI </category><dc:creator><![CDATA[HADDİNİ BİL TİP'li ARKADAŞ! Ali Arslan Yazdı! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 08 Jan 2025 10:24:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.sovtna.net/images/haber/haddini-bil-tipli-arkadas-ali-arslan-yazdi-132615-20250108.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.sovtna.net/images/haber/haddini-bil-tipli-arkadas-ali-arslan-yazdi-132615-20250108.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.sovtna.net/images/haber/haddini-bil-tipli-arkadas-ali-arslan-yazdi-132615-20250108.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[SURİYE’de “DEVRİM” DEĞİL DARBE OLDU! (1) Ferhat Aktaş yazdı!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.sovtna.net/haber-suriyede-devrim-degil-darbe-oldu-1-ferhat-aktas-yazdi-14749.html</guid>
                    <link>https://www.sovtna.net/haber-suriyede-devrim-degil-darbe-oldu-1-ferhat-aktas-yazdi-14749.html</link>
                    <description><![CDATA[SURİYE’de “DEVRİM” DEĞİL DARBE OLDU! (1) Ferhat Aktaş yazdı!]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ SURİYE’de “DEVRİM” DEĞİL DARBE OLDU! (1) Ferhat Aktaş yazdı!
Selefi terör aparatları Halep’ten başlayıp sırasıyla Hama, Humus ve Şam’ın Emevi meydanına çıkan yolu 13 günde arşınladı.
Sayıları birkaç bine tekabül eden HTŞ’liler motosiklet, pikap ve jip türü araç konvoylarıyla güle oynaya “fetih” yolculuğu yaptı.
İstisnai olarak Hama’nın Zeynelabidin dağı mevkiinde (emir-komuta zincirinin dışında gelişti ve kısa sürede dağıtıldı) mukavemet gösteren az sayıdaki SAA askeri ve NDF savaşçısını dışında tutarsak Halep’ten Şam’a uzanan lokasyonların tamamı çatışmasız bir şekilde kendilerine teslim edildi.
2012-17 arasında (o dönem açısından selefi-ihvancı terörü yenilgiye uğratan) yüzlerce cephede birden savaşan ordu, ulusal savunma güçleri ve müttefik kuvvetlerden geriye buhar olup bir bilinmeze karışanların terk ettiği etiketler, flamalar ve tabelalar kaldı.
Tıpkı Irak ve Libya’da olduğu gibi alelacele üniformalar çıkarıldı, silahlar bırakıldı ve ortalıkta kala kalanlar sağa sola kaçıştı.
78 yıl süren Suriye Arap Cumhuriyeti, 61 yıl (Ulusal İlerici Cephe’nin küçük ortakları ile) iktidarda kalan Baas partisi, 13 güne sığan gelişmelerin toplamında tarihe karıştı.
**********
Halihazırda sövgü sırasına giren ve ‘titreyip kendine gelen' malum zevatı ciddiye almamalıyız.
Kaybedene (bu kaybeden ABD’nin ifadesiyle “çıbanbaşı bir rejim” ise) vurmak kolaydır.
Suriye Arap Cumhuriyeti tarihinde olumlu yönde görülen kazanım ve halklar lehine olan verili pratiklerini sahiplenirken son kertede çöküşüne zemin hazırlayan iç-dış etkenleri, milliyetçilik batağı ve politik-askeri tasfiyeciliği mahkum edeceğiz.
İlgili olduğumuz bu tarih öğretici, çarpıcı, hazin ve trajik dersler barındırıyor.
Bölgesel düzlemde bağımsızlıkçı bir rol üstlenen eski Suriye’nin stratejik önemini yadsıyan, toptan reddeden karşı-devrimcilerin ve bu koroya katılan inkarcıların söylediklerinin nazarımızda geçerliliği yok.
Manda dönemini sembolize eden bayrak ile el-Kaide paçavrasını yan yana getirip “özgürleşen Suriye” çığırtkanlığı yapanlar, “Alevi-Nusayri rejimden” kurtulma piyesleri oynayanlar, Amerikancılık ekseninde ‘Şam fatihliğine’ soyunanlar ve saplantılı zihin ortaklığıyla Emeviyye Camiinin avlusunda buluşanların ‘kazandığı’ kesitte katmerli yalanların alıcısı çok olur.
**********
İsrail’in güvenliği ve yayılmacılığını garanti altına alma kararlılığı, emperyalistler arası güncellenen uzlaşıyla somut bağlamını buldu.
Aralarında tüm rekabet, çelişki ve çatışkılara rağmen Atlantik, Avrupa, Avrasya hattı bu konuda bütünlük oluşturan bir tutum takındı.
Hakim sınıfların Suriye bağlamında sunduğu perspektiflerin benzerlik taşıması vurguladığımız ‘uzlaşıya’ işaret eder.
ABD, AB ve Rusya’da burjuva medyanın nerdeyse aynı dili tutturması, darbe sonrası tahkim edilmesine mesai harcanan ‘selefistan’ yapılanmasını gözeten çıkarımlar yarıştırmaları kesişen çıkarların ifadesidir.
Herhangi bir rahatsızlık belirtmeden, darbedeki rollerine vurgu yapmadan konuşan V. Putin’in ağzından duyduğumuz üzere; “Suriye’deki gelişmelerden en fazla yararlanan İsrail oldu.”
Bölgesel taşeron AKP’nin İsrail hesabına üstlendiği HTŞ hamiliği görünürde hanelerine başarı olarak yazıldı.
İcazetli bu başarı kalıcı bir kazanıma dönüşür mü?
Emperyalistler ‘selefistan’ inşası için muslukları açık tutarsa neden olmasın...
Şam’ın teslim alınmasının öncesinde AKP-MHP ortaklığının “İsrail tehlikesi” vurgulu komplo teorilerini dillerine dolamaları, NATO’cu D.Bahçeli’nin bölgeyi işaret edip “iç cepheyi güçlü tutma” uyarıları, siyasal islamcı cenah ile ordu sözcülerinin “3. dünya savaşı yaklaşıyor” minvalindeki mesnetsiz üfürmeleri pratikte yüklendikleri rollerini perdeleme, iç kamuoyunu manipüle etme ve ardından sahte fetihlerle şevke getirme adımlarıydı.
Devlet sistematiğinin çökertilerek Şam’ın orta çağ karanlığına teslim edilmesinin ana sponsorlarından İsrail rejiminin Savunma Bakanı Israel Katz taşeronlara da gerçeği hatırlatarak sözde ‘devrimi’ kendilerinin yaptırdığını söyledi. 
23 Aralık günü basın toplantısında konuşan Katz; “Suriye’de Esad rejimini devirdik, şer eksenine ağır bir darbe vurduk” dedi.
**********
Devrik Cumhurbaşkanı B. Esad’ın başında bulunduğu Baas iktidarının ‘kazanımdan kaybedişe’ sürüklenen serüveni ‘küçük burjuva’ çizgisi, ittifaklar siyasetinin çürüklüğü ve payandacı hesaplarının ayyuka çıktığı düzlemde şekillendi.
Askeri kazanımlar maalesef siyasi kazanımlarla taçlandırılamadı.
Özellikle Halep’in SAA tarafından geri alındığı koşullarda ‘mezhepçi terör’ aparatları bozgun haliyle kaçışırken akabinde işletilen süreç bugün alenen ortaya çıktığı üzere Şam’ın teslim alınmasına hizmet eden yolun önünü düzledi.
ABD ve Rusya arasında varılan mutabakat hali neticesinde sorunun çözümü donduruldu, Şam’ın zaafiyet noktalarının altı oyuldu ve takatten düşürüldüğü elverişli zemin hazırlandı.
Kritik ‘İdlib başlığı’ ülkenin dört bir yanından oraya taşınan onbinlerce silahlı unsurla baş ağrıtıcı vaziyet aldığı herkes tarafından görülürken iradesini Rusya’ya emanet eden B. Esad’ın konu bağlamında siyasetsizliği tercih etmesi düşündürücüydü.
2017 öncesinde değişik şehirlerde faaliyet gösteren, farklı öncelikleri olan, irili ufaklı onlarca silahlı çetenin Halep sonrası İdlib’e transferinin gerçekleşmesi pratikte Şam’ın aleyhine sonuçlar üretti.
El Nusra-HTŞ’nin kontrolü altındaki İdlib çetelerin buluştuğu, yeniden koordine olduğu ve ortak komuta zinciriyle hareket ettiği bir kaldıraç işlevi gördü.
Açık hava garnizonu görüntüsü veren İdlib, çokuluslu selefi-tekfirci örgütlerin emperyalistler arası mutabakatlarla korunup kollandığı ‘güvenli alan’ haline getirildi.
Adına “Suriye kurtuluş hükümeti” dedikleri fiili yönetim süreciyle yönetsel becerilerini geliştiren, maket devletçik dönemi boyunca herhangi bir engelle karşılaşmayan El Nusra-HTŞ’nin bir nevi bugünlere hazırlanması sağlandı.
Suriye’ye yönelik uygulanan katı ambargo ve yaptırımlar İdlib ve Fırat’ın doğusu için geçerli olmadı.
Uyuşturucu ve silah kaçakçılığında önemli bir durağa dönüşen İdlib, narko-terör yapılanmasına ‘altın dönemini’ yaşattı.
Astana formatlı toplantıların sahaya yansıması da bu fiili durumu kalıcılaştıran, savaşın başlangıcından itibaren Şam’ın vurguladığı “tekfiri terörle mücadele” çizgisinde aşınmaları derinleştiren açmazları büyüttü.
Şam ile müttefikleri arasında 2017 sonrası açığa çıkan açı uyuşmazlığı zamanla ‘çatışan çıkarların’ basıncı altında satış ilişkisine zemin sundu.
Rusya; SSCB ile başlayan Baas partisiyle müttefiklik ilişkisini, Şam’ın oldubittiyle El Nusra-HTŞ’ye teslim edilmesi projesine destek vererek sona erdirdi.
Rusya’nın bu minvalde rolü SAA komuta kademesi, iktidar bürokrasisi ve paramiliter karakterli yerel savunma güçlerini kapsayan ‘darbe sistematiğini’ hayata geçiren paydos düdüğünü çalmasıyla pratikleşti.
Rusya ve dolayısıyla V. Putin lafızda şikayetçi olduğu Batı ve NATO bloğuyla ‘uzlaşma’ niyetinin bir hediyesi olarak Suriye halkını orta çağ artıklarına terk ederek mevcut dosyayı kapattı. 
Bunu da ‘satranç masasında’ piyon olmayı kabul eden Baas iktidarının asker-sivil elit kadroları aracılığıyla yaptı.
150 bin evladını 13 yıl süren savaşta kaybeden, açlık, yoksulluk ve uluslararası tecritle acı bir şekilde sınanan vatansever halkı yüzüstü bırakıp kaçanların, El Nusra-HTŞ’ye angaje olanların garantörü Rusya olabilir lakin tarihe ihanetle anılan tükenişleriyle geçecekleri tartışma götürmez bir gerçektir.
Ukrayna’da Batıyla “Barış”, İsrail, Körfez ve Türkiye ilişkilerine biçtiği stratejik değer Rusya burjuvazisinin “Ver, Kurtul” pragmatizmine sarılmasını koşulladı.
V.Putin’in “Halep'e 350 muhalif savaşçı girdi, 30 bin hükümet askeri ve İran yanlısı birlikler ise savaşmadan geri çekildi" açıklaması suçlamadan ziyade ibretlik rollerinin itirafı biçiminde okunmalıdır.
Rusya, tahakkümü altına aldığı Suriye Genelkurmayını Suriye halkına karşı ihanete, savaşmadan teslimiyet göstermeye ikna etti.
Rusya, İsrail ve Türkiye istihbaratları ‘satın aldıkları unsurları’ ortak planlamaya dahil ederek Suriye devletini yıkmak için harekete geçirdi.
Askeri haberleşme kanallarını kapalı tutarak SAA ve NDF birliklerini koordinesizliğe mahkum eden, bu günler içinde kayda değer tek bir önleyici saldırı yaptırmayan ve Genelkurmaylığı devre dışı bırakan Rusya’ydı. ‘Büyük ihanet’ Moskova odaklı gerçekleşti.
**********
Şam’ın teslim alınması hususunda esas ile tali yönler karıştırılıyor.
Ülkede sosyo-ekonomik şartların kötülüğü üzerinden okumalar yapan kimileri “rejim bundan dolayı yıkıldı” diyor.
Tetikleyen etkenlerden biridir ama başlıca sebebi değildir.
‘Sezar Yasası’ gibi onlarca yaptırım kararıyla muhatap olan, savaşın altyapıyı büyük ölçüde tahrip ettiği Suriye’de yoksulluk rutinleşmişti.
Elektriğin günde birkaç saat verilebildiği, ABD işgali altındaki petrol-doğalgaz sahaları nedeniyle yakıt ihtiyacını karşılamakta ciddi problemler yaşayan Şam’ın gelecek açısından umutvar bir profil çizemediği doğrudur.
Yeniden yapılanma konusunda rezervleri sınırlı Şam yönetimi dost ve müttefik devletlerden kalkınma temelinde gerekli desteği alamadı.
Sistemsel yozlaşma, savaş ve uluslararası yaptırımlar birbirini kovalarken ister istemez bu tablo her türlü kayıtdışılığı, rüşvet ve yolsuzlukları körükledi.
Üretim ve ticaret alanlarını geliştirmesine izin verilmeyen, sınai ve tarımsal araçlar için hammadde bile ithal etmesi katı ambargolarla engellenen bir ülkeden bahsediyoruz.
Mesela; ekranlara çokça yansıdığı gibi El Nusra-HTŞ’li unsurların kullandıkları NATO menşeili silahların son sürüm stoklardan karşılandığı ortadaydı. 
Suriye askerlerinin kullandığı silahlar ise ağırlıkla Rusya’nın lütfettiği eski ve yıpranmış silahlardı.
El Nusralı unsurların kullandıkları gelişmiş ekipmanlar, teçhizatlı kamuflajlar yeni parti malzemelerdi.
Suriye askerleri de yıllardır kullanmak zorunda kaldığı malzemelere sahipti.
Vatansever halkı gibi askeri de yoksuldu; ekipman, teçhizat ve silah niteliği noktasında ordunun modernizasyonu sağlanamadı.
Tüm bu olumsuzluklara rağmen şu an tahkim edilen ‘selefistan’ geniş halk yığınlarının tercih edebileceği bir seçenek değildi.
Suriye Genelkurmayı, istihbaratın sorumlu yetkilileri darbe sistematiğiyle teslim alınmasıydı, El Nusra üyelerinin bırakın Şam’ı Halep’e girişi dahi söz konusu olamazdı.
Bu kadar hızlı çöküşü beklemeyen vatansever halk yaşananları şaşkınlık, kaygı ve endişeyle takip etti.
Medya abartılarını saymazsak 13 gün süresince ‘gelenleri’ selamlayan kitlesel gösteriler yoktu...
İdlib ve çeperindeki ahali hariç halkın parçası olmadığı sözde “devrim, cihat” bu tiyatral koşullarda gerçekleşti.
**********
(Devam edecek..!) ]]> </content:encoded><category domain="https://www.sovtna.net/kose-yazilari-haberleri">KÖŞE YAZILARI </category><dc:creator><![CDATA[SURİYE’de “DEVRİM” DEĞİL DARBE OLDU! (1) Ferhat Aktaş yazdı! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 03 Jan 2025 16:14:13 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.sovtna.net/images/haber/suriyede-devrim-degil-darbe-oldu-1-ferhat-aktas-yazdi-191445-20250103.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.sovtna.net/images/haber/suriyede-devrim-degil-darbe-oldu-1-ferhat-aktas-yazdi-191445-20250103.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.sovtna.net/images/haber/suriyede-devrim-degil-darbe-oldu-1-ferhat-aktas-yazdi-191445-20250103.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Hastane Keşmekeşi-Şahin Say Yazdı ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.sovtna.net/haber-hastane-kesmekesi-sahin-say-yazdi-13253.html</guid>
                    <link>https://www.sovtna.net/haber-hastane-kesmekesi-sahin-say-yazdi-13253.html</link>
                    <description><![CDATA[Hastane Keşmekeşi-Şahin Say Yazdı ]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Hastane Keşmekeşi-Şahin Say Yazdı 

    Resmi olmayan verilere göre 150.000  nüfusa ulaşan ilçemizde Sadece 1 hastane bulunması bölge vatandaşını mağdur ediyor. Özellikle kırsal alanlarda veya düşük gelirli kesimlerde yaşayan vatandaşlarımızın sağlık hizmetlerine ulaşması zor oluyor. Var olan tek hastanenin tam teşekküllü olmaması ve hijyenik olmaması bazı vatandaşlarımızı kilometrelerce uzaktaki hastanelere gitmelerine sebep olabiliyor. 
Hastanenin çok kirli olduğu dile getiren vatandaşlar, sağlık bilgisi (hijyen) olarak hastanenin sınıfta kaldığını söylüyorlar. Bazı asansörlerin çalışmadığı, tuvaletlerin düzenli temizlenmediği vatandaşların şikayetçi olduğu diğer konulardan biri..
Bunların yanı sıra röntgen yaptıracak vatandaşların röntgen demirinin sterilize olmaması ve kan olması yüzeylerin ve aletlerin düzgün bir şekilde temizlenmediğini gösteriyor.
Hastanedeki yetersiz havalandırma ise bakterilerin ve virüslerin havada asılı kalarak yayılmasına neden olurken, refakatçilerin hasta olmaması kaçınılmaz oluyor.  Temizlik ve dezenfeksiyon malzemelerinde eksiklik yaşanması, hijyenin sağlanamamasına yol açıyor. Yatak, çarşaf, battaniye gibi hasta eşyalarının temizliği yetersiz olduğundan, enfeksiyon riski artıyor. 
Hastanedeki Doktor eksikliğinden belli bir kalabalık kitlesinin oluşması dışında, sıra kargaşaları da ortaya çıkıyor. Vatandaşlar; “bu eksiklikten ötürü doktorların hastalara sağlıklı bakamadıklarını, çok yoğun olan bazı doktorların ise hastaları “3’er ya da 2’şer” hasta şeklinde odaya aldıklarını belirttiler.
Sistemin henüz tam oturmadığını, ilçemizdeki hastane için seslerinin duyulmasını isteyen vatandaşlar, yetkililerden bir an önce hastane sorununda iyileştirmeler yapılmasını istiyorlar. ]]> </content:encoded><category domain="https://www.sovtna.net/kose-yazilari-haberleri">KÖŞE YAZILARI </category><dc:creator><![CDATA[Hastane Keşmekeşi-Şahin Say Yazdı  - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 29 Oct 2024 16:44:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.sovtna.net/images/haber/hastane-kesmekesi-sahin-say-yazdi-194443-20241029.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.sovtna.net/images/haber/hastane-kesmekesi-sahin-say-yazdi-194443-20241029.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.sovtna.net/images/haber/hastane-kesmekesi-sahin-say-yazdi-194443-20241029.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[HZ. İSA PEYGAMBER (A.S) KİMDİR? SELİM NARLI YAZDI ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.sovtna.net/haber-hz-isa-peygamber-as-kimdir-selim-narli-yazdi-13107.html</guid>
                    <link>https://www.sovtna.net/haber-hz-isa-peygamber-as-kimdir-selim-narli-yazdi-13107.html</link>
                    <description><![CDATA[HZ. İSA PEYGAMBER (A.S) KİMDİR?]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[  HZ. İSA PEYGAMBER (A.S)
Hz. İsa peygamber (a.s.) kimdir? Nerede ve nasıl dünyaya geldi? Mucizeleri nelerdir? İslamiyetteki yeri nedir? Öldü mü? Çarmıha gerildi mi? Annesi babası kimdir? Kur'an ' da ve hadislerde nasıl zikredilmiştir? Kısaca değinmeye çalışacağım.

Hz. İsa peygamber (a.s.) Allah (c.c.) tarafından İsrailoğullarına gönderilmiş, Yahya peygamber (a.s) doğduktan 6 ay sonra bugünkü Filistin topraklarında bulunan Kudüs'te dünyaya gelmiştir. Kur'an ' da ismi geçen ve hakkında çokça bahsedilen peygamberler arasında yer alır. Dünyaya geldiği zamanı Kur'an dan kısaca örnek verecek olursak : (meryem suresi 27-34) (Derken onu yüklenerek kavmine getirdi. Ey Meryem! Andolsun ki çirkin bir şey getirdin dediler. Ey Harun'un kız kardeşi! Baban bir kötülük adamı değildi, anan da iffetsiz değildi. Bunun üzerine ona (hz. İsa'ya) işaret etti. Beşikteki bir bebekle nasıl konuşuruz? dediler. O (hz. İsa) dedi ki : Ben Allah'ın kuluyum. O bana kitap verdi ve beni peygamber kıldı. Ve beni her nerede olsam mübarek kıldı. Ve hayatta olduğum müddetçe bana namaz ve zekatı emretti. Ve beni anneme hürmetkar kıldı, kötü bir zorba kılmadı. Ve selam bana, doğduğum gün, öleceğim gün, diri olarak döneceğim gün. İşte, hakkında çekişip durdukları Meryem oğlu İsa budur.) (Meryem suresi 27-34) Hz.İsa (a.s.) efendimiz yaşamı boyunca tüm insanlığa ahlak, huy, edep, doğruluk, dürüstlük örneği olmuştur. 33 yıllık yaşamı boyunca çokça mucizeler göstermiş; Allah ' ın emir ve yasaklarını insanlığa iletmiştir. Kitabı İncil'dir. Annesi Hz. Meryem ' dir. Hz. Davut (a.s.) soyundan gelmiştir. Hz. İsa'nın (a.s.) babası yoktur. Hz. Meryem ; hiç kimseden hamile kalmadan ; Allah'ın takdiri ile Hz. İsa'yı dünyaya getirmiştir. Hz. İsa'nın (a.s.) mucizelerine kısaca değinecek olursak: 
- Beşikteyken konuşmaya başlamıştır.
- Müteaddit kere ölüyü diriltmiştir.
- Kör olanların sağlam görmelerini sağlamıştır.
- Kavminin ne sakladıklarını, ne yediklerini bilmiştir.
- Allah ' a dua ederek üzerinde yemeklerin hazır olduğu sofralar indirmiştir. Hangi türde, ne şekilde, hangi yemeği isterse hazır etmiştir. Bu yemeklerde bereket eksik olmamıştır.
- Uykudayken bile yanında olup biteni bilmiştir.
- Allah tarafından kendi katına diri olarak yükseltilmiştir.
Yahudiler kendisinin mucizelerine tanıklık ettiler lakin malesef çok az kişi iman etti.
Hz. İsa (a.s) Allah'ın rasulu, kulu, elçisi, nebisidir.
Yerlerin ve göklerin efendisi Hz. Muhammed efendimiz (s.a.a.s) ile arasında hiçbir fark yoktur. (Peygamberlerin hiçbirinin arasında ayırım yapmayız. Bakara 285.ayet.) Bu bağlamda, Hz. İsa'nın peygamberliğine, Allah 'ın kulu ve elçisi olduğuna inanmayan kişinin müslümanlıkla alakası olamaz. Hz. Muhammed efendimiz Hz. İsa'yı teyid ederek "Ben güzel ahlakı tamamlamaya geldim" demiştir. Yuhanna incilinde "Faraklit" olarak bahsedilen kişi Hz. Muhammed 'tir. Hz. İsa "benden sonra gelecek kişinin ismi Ahmed'tir" demiştir. Hz. Muhammed efendimiz (s.a.a.s.) "İsa ölmemiştir.O kıyametten önce size dönecektir. Ben Meryem oğlu İsa'nın dünya ve ahirette en yakınıyım" demiştir. Allah bizleri tüm peygamberlerin doğru yolundan ayırmasın, ehl-i beytin rızasını ihsan eylesin. Fatıma anamızı ve aziz Meryem' in şefkatini bizlerden esirgemesin. "Ya Ali" diyen canları  tüm kötülüklerden korusun. 
Saygılarımla... ]]> </content:encoded><category domain="https://www.sovtna.net/kose-yazilari-haberleri">KÖŞE YAZILARI </category><dc:creator><![CDATA[HZ. İSA PEYGAMBER (A.S) KİMDİR? SELİM NARLI YAZDI  - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 25 Oct 2024 20:12:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.sovtna.net/images/haber/hz-isa-peygamber-as-kimdir-231410-20241025.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.sovtna.net/images/haber/hz-isa-peygamber-as-kimdir-231410-20241025.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.sovtna.net/images/haber/hz-isa-peygamber-as-kimdir-231410-20241025.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Ortaokul 7. sınıf öğrencilerinden Zehra Güneş ŞAFAK'ın yazdığı kompozisyon]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.sovtna.net/haber-ortaokul-7-sinif-ogrencilerinden-zehra-gunes-safakin-yazdigi-kompozisyon-12895.html</guid>
                    <link>https://www.sovtna.net/haber-ortaokul-7-sinif-ogrencilerinden-zehra-gunes-safakin-yazdigi-kompozisyon-12895.html</link>
                    <description><![CDATA[Ortaokul 7. sınıf öğrencilerinden Zehra Güneş ŞAFAK'ın yazdığı kompozisyon
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Ortaokul 7. sınıf öğrencilerinden Zehra Güneş ŞAFAK'ın yazdığı kompozisyon.

ZORUNLU OLANI KAVRAMAK!
İnsan, evet bencildir. Fakat aynı zamanda iyiyi, güzeli ve doğruyu da inşa edendir. 
Bu konuda bir çelişki yoktur çünkü: Bizler iyiyi, kötüyü ayırt edebilen irade sahibi varlıklarız. Hiçbirimiz ötekinden daha üstün değildir. Neyi yapıp, yapmayacağımızı, iyiyi, kötüyü, doğruyu, yanlışı ayırt edebiliriz.

Her canlı sadece kendi türüne uyum sağlayabilir. Bir aslan, ceylanı avlamazsa kendi türüne ihanet etmiş olur. İnsanlar dışında hiçbir varlık kendi türünde canlıları sebepsiz yere öldürmez. Doğamıza uygun davranmak bizim görevimiz, zorunluluğumuzdur.

Bizi bencil yapan dinimiz, ırkımız, rengimiz ya da farklı bir etken değildir. Bizi bencil yapan sadece kendimizi düşünüp, başkalarından üstün görmektir. Lâkin her insan ne kadar bencil olsa da soyunu devam ettirmesi gerekir. Bu da ancak sosyal bir varlık olarak BİZCİL olmakla mümkündür. Bu; zorunlulukların güzelliğidir. Dayanışmak, paylaşmak, sevmek, sevilmek, düşünmek, düşünülmek gibi...

İnsanoğlunun yaptıklarının, yapmadıklarının ve yapamadıklarının temelinde bastırılmış bir sürü duygu, iradesi dışında yaşanılan olaylar vardır. Ancak hayatımızın büyük çoğunluğunda uğradığımız bencillikler bu nedenlerle gözden çıkarılamaz. 
İnsanların, konfor alanından, rahatlığından, döndükleri çemberin içerisinden çıkmak zorunda olduğunu kavraması gerekir. Çünkü birbirimize muhtacız. Bunun için yapılması gereken de bu bencillik ruhundan tamamen sıyrılmaktır.

Dünya’nın içinde, bulunduğumuz ortamı anlamazsak, Dünya’yı nasıl anlayabiliriz ki!!! ]]> </content:encoded><category domain="https://www.sovtna.net/kose-yazilari-haberleri">KÖŞE YAZILARI </category><dc:creator><![CDATA[Ortaokul 7. sınıf öğrencilerinden Zehra Güneş ŞAFAK'ın yazdığı kompozisyon - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 23 Oct 2024 14:09:36 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.sovtna.net/images/haber/ortaokul-7-sinif-ogrencilerinden-zehra-gunes-safakin-yazdigi-kompozisyon-171016-20241023.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.sovtna.net/images/haber/ortaokul-7-sinif-ogrencilerinden-zehra-gunes-safakin-yazdigi-kompozisyon-171016-20241023.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.sovtna.net/images/haber/ortaokul-7-sinif-ogrencilerinden-zehra-gunes-safakin-yazdigi-kompozisyon-171016-20241023.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[SESSİZCE GELEN KALP HASTALIKLARINDAN KORUNUN]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.sovtna.net/haber-sessizce-gelen-kalp-hastaliklarindan-korunun-12198.html</guid>
                    <link>https://www.sovtna.net/haber-sessizce-gelen-kalp-hastaliklarindan-korunun-12198.html</link>
                    <description><![CDATA[SESSİZCE GELEN KALP HASTALIKLARINDAN KORUNUN]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ SESSİZCE GELEN KALP HASTALIKLARINDAN KORUNUN
Sessiz kalp hastalıkları, genellikle belirgin semptomlar göstermeyen, fakat kalbi etkileyen durumlardır. Sessiz kalp hastalıkları arasında en yaygın olanı sessiz koroner arter hastalığıdır. Bu durumda, kalbe kan sağlayan arterler daralır, ancak kişi tipik göğüs ağrısı hissetmez. Bunun sonucunda kalbe yeterli oksijen gitmeyebilir ve bu da ileride kalp krizi riskini artırır.

Diyabet hastaları, yüksek tansiyon hastaları, yüksek kolesterol seviyesi olanlar, ailede kalp hastalığı öyküsü olanlar, sigara kullananlar ve hareketsiz yaşam sürenlerde bu tür kalp hastalıklarının görülme riski fazladır. Sessiz kalp hastalıklarının erken teşhisi için düzenli kalp kontrolleri yapmak önemlidir.

Uzm. Dr. Cuma KURTDERE
Kardiyoloji Uzmanı

Detaylı Bilgi ve Randevu
0850 305 77 55 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.sovtna.net/kose-yazilari-haberleri">KÖŞE YAZILARI </category><dc:creator><![CDATA[SESSİZCE GELEN KALP HASTALIKLARINDAN KORUNUN - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 09 Oct 2024 17:43:11 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.sovtna.net/images/haber/sessizce-gelen-kalp-hastaliklarindan-korunun-204435-20241009.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.sovtna.net/images/haber/sessizce-gelen-kalp-hastaliklarindan-korunun-204435-20241009.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.sovtna.net/images/haber/sessizce-gelen-kalp-hastaliklarindan-korunun-204435-20241009.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[SESSİZCE GELEN KALP HASTALIKLARINDAN KORUNUN]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.sovtna.net/haber-sessizce-gelen-kalp-hastaliklarindan-korunun-12197.html</guid>
                    <link>https://www.sovtna.net/haber-sessizce-gelen-kalp-hastaliklarindan-korunun-12197.html</link>
                    <description><![CDATA[SESSİZCE GELEN KALP HASTALIKLARINDAN KORUNUN]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ SESSİZCE GELEN KALP HASTALIKLARINDAN KORUNUN
Sessiz kalp hastalıkları, genellikle belirgin semptomlar göstermeyen, fakat kalbi etkileyen durumlardır. Sessiz kalp hastalıkları arasında en yaygın olanı sessiz koroner arter hastalığıdır. Bu durumda, kalbe kan sağlayan arterler daralır, ancak kişi tipik göğüs ağrısı hissetmez. Bunun sonucunda kalbe yeterli oksijen gitmeyebilir ve bu da ileride kalp krizi riskini artırır.

Diyabet hastaları, yüksek tansiyon hastaları, yüksek kolesterol seviyesi olanlar, ailede kalp hastalığı öyküsü olanlar, sigara kullananlar ve hareketsiz yaşam sürenlerde bu tür kalp hastalıklarının görülme riski fazladır. Sessiz kalp hastalıklarının erken teşhisi için düzenli kalp kontrolleri yapmak önemlidir.

Uzm. Dr. Cuma KURTDERE
Kardiyoloji Uzmanı

Detaylı Bilgi ve Randevu
0850 305 77 55 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.sovtna.net/kose-yazilari-haberleri">KÖŞE YAZILARI </category><dc:creator><![CDATA[SESSİZCE GELEN KALP HASTALIKLARINDAN KORUNUN - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 09 Oct 2024 17:43:11 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.sovtna.net/images/haber/sessizce-gelen-kalp-hastaliklarindan-korunun-204433-20241009.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.sovtna.net/images/haber/sessizce-gelen-kalp-hastaliklarindan-korunun-204433-20241009.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.sovtna.net/images/haber/sessizce-gelen-kalp-hastaliklarindan-korunun-204433-20241009.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item></channel></rss>