<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
                 <rss version="2.0" 
                 xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
                 xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" 
                 xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" 
                 xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
                 <channel><title>Hatay Son Dakika Haberleri Yerel Gündem Son Dakika Samandağ Antakya Defne Haberleri Hatay Haberleri</title>
                      <link>https://www.sovtna.net/rss.xml</link>
                      <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.sovtna.net/rss.xml" type="application/rss+xml" rel="self"/>
                      <language>tr</language>
                      <description>Gerçekler Karanlıkta Kalamaz
Hatay Merkezli Bağımsız Halk Gazetesi</description>
                      <category>News</category>
                      <lastBuildDate>Mon, 16 Mar 2026 20:55:22 +0000</lastBuildDate>
                      <ttl>1</ttl>
                      <generator>Hatay Son Dakika Haberleri Yerel Gündem Son Dakika Samandağ Antakya Defne Haberleri Hatay Haberleri - Haberler</generator>
                      <copyright>Copyright - 2026 - Hatay Son Dakika Haberleri Yerel Gündem Son Dakika Samandağ Antakya Defne Haberleri Hatay Haberleri</copyright><item><title><![CDATA[MERAL BAYIR KÜÇÜK, KENDİNE YOLCULUK ŞİFA MERKEZİ İLE İLGİLİ MERAK EDİLEN SORULARI YANITLADI]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.sovtna.net/haber-meral-bayir-kucuk-kendine-yolculuk-sifa-merkezi-ile-ilgili-merak-edilen-sorulari-yanitladi-17723.html</guid>
                    <link>https://www.sovtna.net/haber-meral-bayir-kucuk-kendine-yolculuk-sifa-merkezi-ile-ilgili-merak-edilen-sorulari-yanitladi-17723.html</link>
                    <description><![CDATA[MERAL BAYIR KÜÇÜK, KENDİNE YOLCULUK ŞİFA MERKEZİ İLE İLGİLİ MERAK EDİLEN SORULARI YANITLADI]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[     MERAL BAYIR KÜÇÜK, KENDİNE YOLCULUK ŞİFA MERKEZİ İLE İLGİLİ MERAK EDİLEN SORULARI YANITLADI



Samandağ’da hizmete giren ve kısa sürede dikkatleri üzerine çeken Kendine Yolculuk Şifa Merkezi’nin ortaklarından Meral Bayır Küçük, SOVTNA’nın sorularını yanıtladı. Meral Bayır Küçük ile gerçekleştirdiğimiz röportaj şu şekilde yer aldı:




SOVTNA: Kendine Yolculuk Şifa Merkezi’ni kurma fikri nasıl ortaya çıktı? Bu projeyi başlatmanızdaki en büyük motivasyon neydi?

Meral Bayır Küçük:
Merhabalar. Kendine Yolculuk Şifa Merkezi’ni kurma fikri yaklaşık 9 yıldır zihnimde vardı. Bu süre zarfında birçok eğitim kampına, enerji çalışmalarına katıldım. İnsanların hayatlarına dokunmak, onlara yardımcı olmak, doğa ve hayvanlarla iç içe olmak benim için bir bütünün parçasıydı.

Deprem sonrası kendi iş yerlerimi kaybettim. Kısa da olsa MKA Kalkınma Ajansı’nda güzel insanlarla yol yürüdüm, anlamlı dostluklar biriktirdim. Ancak her yolun bir sonu vardır ve artık kendi hayalimi gerçekleştirme zamanım gelmişti. Yurt dışında yaşamayı düşünürken, spontane gelişen bir süreçle Hüseyin Bey’den ortaklık teklifi aldım ve bu yola birlikte adım attık.




SOVTNA: Merkezinizde sunulan yoga ve terapi çeşitleri arasında bölge halkının en çok talep ettiği uygulamalar hangileri oldu?

Meral Bayır Küçük:
En çok ilgi gören uygulamalarımız şunlar:


Yoga ve meditasyon

Bağ doku masajı

Ayurvedik aromatik yağ terapisi

Bioenerji

Refleksoloji

Çocuk yogası

Aile dizimi

Hacamat



Bu alanlar, bölgemizde oldukça yoğun talep görüyor.



SOVTNA: Bütünsel iyileşme yaklaşımınızdan biraz bahseder misiniz? Fiziksel ve ruhsal sağlık için nasıl bir denge yakalanıyor?

Meral Bayır Küçük:
Kendine Yolculuk Şifa Merkezi’ni açma gayemiz; kadim bilgiler, teknikler ve enerji alanlarını harmanlayarak, özellikle deprem sonrası halkımıza fiziksel ve ruhsal anlamda şifa, dinginlik ve zihin zenginliği kazandırmaktır. Hayat bir deneyimdir ve biz bu deneyimi herkesin yaşaması için farklı bir alan açıyoruz. Bunu da halkımıza armağan etmek istiyoruz.



SOVTNA: Sizce alternatif terapi yöntemleri neden önemli? Bu hizmetler insanların hayatında nasıl bir fark yaratıyor?

Meral Bayır Küçük:
Toplumumuzun büyük bir kısmı ne yazık ki evrenin ve insan bedeninin bir enerjiyle titreştiğinin farkında değil. Oysa bu enerjiyle şifalanmak, tıbbın yanında alternatif yöntemlerle ruh ve beden sağlığına ulaşmak mümkündür. Bilim, ilim ve sevgi enerjisiyle her şey mümkün...



SOVTNA: Gelecekte Kendine Yolculuk Şifa Merkezi için planladığınız yeni hizmetler veya projeler var mı? Bölge halkına sunmayı düşündüğünüz yenilikler neler?

Meral Bayır Küçük:
Kendine Yolculuk Şifa Merkezi’ni sürekli geliştirerek, insana iyi gelecek farklı etkinliklerle zenginleştirmek istiyoruz. Merkezimiz, katılım sağlamak isteyen tüm güzel ruhlara açık. Bu alanı sevgi, şifa, gelişim, sanat ve dönüşüm için kullanabilecekleri bir yer haline getirmeyi hedefliyoruz. Biz bu merkezin sahibi değiliz; aslında evrende hiçbir şey kimseye ait değildir. Burası hepimizin. Tüm canlılar eşit haklara sahiptir. Sevgiyle…  ]]> </content:encoded><category domain="https://www.sovtna.net/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[MERAL BAYIR KÜÇÜK, KENDİNE YOLCULUK ŞİFA MERKEZİ İLE İLGİLİ MERAK EDİLEN SORULARI YANITLADI - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 01 Jun 2025 10:37:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.sovtna.net/images/haber/meral-bayir-kucuk-kendine-yolculuk-sifa-merkezi-ile-ilgili-merak-edilen-sorulari-yanitladi-133920-20250601.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.sovtna.net/images/haber/meral-bayir-kucuk-kendine-yolculuk-sifa-merkezi-ile-ilgili-merak-edilen-sorulari-yanitladi-133920-20250601.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.sovtna.net/images/haber/meral-bayir-kucuk-kendine-yolculuk-sifa-merkezi-ile-ilgili-merak-edilen-sorulari-yanitladi-133920-20250601.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Kılıçdaroğlu Aday Olacak Mısınız Sorusuna Yanıt Verdi!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.sovtna.net/haber-kilicdaroglu-aday-olacak-misiniz-sorusuna-yanit-verdi-17606.html</guid>
                    <link>https://www.sovtna.net/haber-kilicdaroglu-aday-olacak-misiniz-sorusuna-yanit-verdi-17606.html</link>
                    <description><![CDATA[Kılıçdaroğlu Aday Olacak Mısınız Sorusuna Yanıt Verdi!]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Kılıçdaroğlu Aday Olacak Mısınız Sorusuna Yanıt Verdi!
CHP Kurultayında Kılıçdaroğlu'nun Adaylığı Gündemde

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), 6 Nisan’da gerçekleştireceği olağanüstü kurultay sürecine hazırlanırken, partinin eski Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun yeniden aday olup olmayacağı tartışılıyor.

Kılıçdaroğlu, kurultayda genel başkanlığa aday olup olmayacağına dair yöneltilen soruya, "Ben ilk genel başkanlıktan beri hiçbir zaman çıkıp 'Genel başkan adayıyım' demedim. Yani, genel başkan adayı olacağım diye konuşmadım. Benim söyleyeceğim partinin demokratik bir kurultay yapması" ifadeleriyle yanıt verdi.

Bu açıklama, Kılıçdaroğlu’nun adaylık konusundaki tutumuna dair net bir mesaj vermese de parti içindeki hareketliliğin devam ettiği gözlemleniyor. CHP’de kurultay sürecinin nasıl ilerleyeceği ve Kılıçdaroğlu’nun adaylık konusunda nasıl bir tutum sergileyeceği önümüzdeki günlerde netlik kazanacak.


 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.sovtna.net/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Kılıçdaroğlu Aday Olacak Mısınız Sorusuna Yanıt Verdi! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 01 Apr 2025 08:45:42 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.sovtna.net/images/haber/kilicdaroglu-aday-olacak-misiniz-sorusuna-yanit-verdi-114626-20250401.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.sovtna.net/images/haber/kilicdaroglu-aday-olacak-misiniz-sorusuna-yanit-verdi-114626-20250401.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.sovtna.net/images/haber/kilicdaroglu-aday-olacak-misiniz-sorusuna-yanit-verdi-114626-20250401.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Samandağ Devlet Hastanesi’nden Üç Değerli Çalışanına Veda]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.sovtna.net/haber-samandag-devlet-hastanesinden-uc-degerli-calisanina-veda-17291.html</guid>
                    <link>https://www.sovtna.net/haber-samandag-devlet-hastanesinden-uc-degerli-calisanina-veda-17291.html</link>
                    <description><![CDATA[Samandağ Devlet Hastanesi’nden Üç Değerli Çalışanına Veda]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Samandağ Devlet Hastanesi’nden Üç Değerli Çalışanına Veda

Samandağ Devlet Hastanesi, uzun yıllar boyunca büyük özveriyle görev yapan üç değerli çalışanını emekliliğe uğurluyor. Tahsin Sahillioğulları, Murat Arslan ve Fuat Düzel, sağlık camiasına verdikleri hizmetlerle hem hastalar hem de mesai arkadaşları için unutulmaz izler bıraktı.

Hastane yönetimi, emekliye ayrılan çalışanlara teşekkür ederek, “Hizmetleriniz asla unutulmayacak. Ailelerinizle birlikte sağlıklı ve huzurlu bir yaşam geçirmenizi temenni ederiz” mesajını paylaştı.

Samandağ Devlet Hastanesi’nde görev yaptıkları süre boyunca büyük katkılar sunan üç isim, mesai arkadaşları tarafından da sevgi ve saygıyla anılıyor.

 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.sovtna.net/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Samandağ Devlet Hastanesi’nden Üç Değerli Çalışanına Veda - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 19 Mar 2025 10:06:48 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.sovtna.net/images/haber/samandag-devlet-hastanesinden-uc-degerli-calisanina-veda-130827-20250319.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.sovtna.net/images/haber/samandag-devlet-hastanesinden-uc-degerli-calisanina-veda-130827-20250319.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.sovtna.net/images/haber/samandag-devlet-hastanesinden-uc-degerli-calisanina-veda-130827-20250319.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Günlük hayatı zorlaştıran dört ağrıya dikkat !]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.sovtna.net/haber-gunluk-hayati-zorlastiran-dort-agriya-dikkat-16760.html</guid>
                    <link>https://www.sovtna.net/haber-gunluk-hayati-zorlastiran-dort-agriya-dikkat-16760.html</link>
                    <description><![CDATA[]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Yaşam boyunca herhangi bir dönemde ortaya çıkan ağrılar günlük hayatı zorlaştırıyor.Peki en sık görülen ağrılar hangileridir ? Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç.Dr.Ahmet İnanır konu hakkında önemli bilgiler verdi.     İSTANBUL (İGFA) -&nbsp;Ağrı, günlük yaşamda sıklıkla yaşanır ve hayat kalitesini olumsuz yönde etkileyebilir. Farklı ağrı tipleri bulunur. Bu ağrı tipleri, ağrının ne zaman başladığına, neden kaynaklandığına ve yaşanma şiddetine göre farklılık gösterir. İşte dikkat edilmesi gereken ağrı çeşitleri...

BEL AĞRISI

Ağrı&nbsp;bir bulgudur. Hastalık değildir. Tedavi edilmesi gereken şey de&nbsp;ağrı&nbsp;değil; ağrının asıl nedeni olan hastalığın ortadan kaldırılması veya arızanın tamir edilmesidir.

6 haftadan kısa süreli var olan ağrılara Akut&nbsp;Bel&nbsp;Ağrısı&nbsp;denir. Belirli bir aktivite veya travma sonrası gelişebileceği gibi, travmasızda olabilir. Genellikle&nbsp;ağrı, kendiliğinden azalır veya tamamen geçebilir. Bir defa ciddi&nbsp;bel&nbsp;ağrısı&nbsp;yaşayan insanların yaklaşık yüzde 30’u tekrar bir atak geçirebilir. Ancak kontrol ve bakım altında olur ise bu tekrarlama riski en aza indirilebilir. Üç aydan uzun süreli varlığını devam ettiren&nbsp;bel&nbsp;ağrılarına ise Kronik&nbsp;Bel&nbsp;Ağrısı&nbsp;adı verilmektedir.

Var olan doku bozukluğu, ortamdaki sinir uçlarını etkileyerek&nbsp;ağrı&nbsp;ortaya çıkarır. En çok gördüğümüz şey ise akut&nbsp;ağrı&nbsp;döneminde kolayca halledebileceğimiz hastalıkların ehil olmayan ellerdeoyalanarak kronik hale gelmesidir.Fazla kilolu olmak, fıtık yapacak kadar veya&nbsp;bel&nbsp;yapılarını zorlayacak kadar ağır kaldırma, eğilerek çalışıyor olmak, uzun süreli oturmak veya otururken öne eğilerek iş yapmak veya durmak veya aynı pozisyonda uzun süre kalmak, stresli dönemlerin uzun sürmesi, çok doğum yapmak, ev işlerini uygunsuz pozisyonda ve uzun süre yani ara vermeden yapmak, cinsel yaşamda beli korumamak&nbsp;bel&nbsp;sorunları yaşamaya neden olmaktadır.

KAS AĞRISI

Stres vücudun hastalıklarla savaşmasını zorlaştırır. Hasta ve stresli olan insanların kaslarında, vücudun iltihaplanma ya da enfeksiyonla savaşmaya çalışmasından dolayı ağrı yaşanabilir. Ayrıca endişe, korku ve stres birleşerek immüniteyi düşürür ve&nbsp;kas, bel, boyun, baş,&nbsp; hatta eklem ağrısına da neden olabilir. İnsanlar bilişsel ve başa çıkma&nbsp; teknikler öğrenerek ve mümkünse stresli durumlardan uzaklaşarak stresle mücadele etmeye çalışabilirler.

Bir kişi, beslenme düzenlerinden uygun besin maddelerini alamazlar ise&nbsp;kas&nbsp;ağrısı ve acısı yaşayabilir. B12 vitamin eksikliği bel ağrısına neden olan faktörler arasındadır.D vitamini, özellikle&nbsp;kasların düzenli çalışmasını sağlamada önemli bir faktör durumundadır.

D vitamini kalsiyum emilimine yardımcı olur ve bu vitaminin eksikliği kalsiyum düşüklüğüne neden olabilir. Bu da kaslara ek olarak kemikleri ve organları etkileyebilecek bir durumdur.Vücudun yetersiz su oranına sahip olması anlamına gelen dehidrasyona maruz kalan bireylerde de&nbsp;şiddetli&nbsp;kas&nbsp;ağrısı problemi&nbsp;meydana gelebilir.Vücudun düzgün çalışmasını sağlamak için yeterli su içilmesi hayati bir durumdur. Çünkü vücutta yeterli sıvı olmaması, fonksiyonların yetersiz hale gelmesine neden olabilir.&nbsp; Bu nedenle yeterli sıvı alımını bir alışkanlık haline getirmek gerekmektedir.Yetersiz uyku yada yetersiz dinlenme vücut üzerinde değişik belirtiler verebiliyor.

Bunlardan biride baş ağrısı ve genel vücut ağrısı şeklinde tezahür eder. Yetersiz uyku, insanların halsiz hissetmesine neden olabilir.Yapılan&nbsp;aşırı&nbsp;aktivite,&nbsp;kas&nbsp;zorlanmasına ve ağrılara neden olabilir. Egzersiz adet haline getirmiş olmamak, yeni bir egzersize başlamak, normalden daha yoğun veya uzun süre egzersiz yapmak, ısınma hatası veya düzgün şekilde esnememek de&nbsp;kas&nbsp;veya bel boyun ağrısına neden olabilmektedir.Kalıtsal durumlar,&nbsp;Enfeksiyonlar, diğer Hastalıklar da&nbsp;&nbsp;kas&nbsp;ağrısına neden olabilir. Anemi, Eklem iltihabı, Kronik yorgunluk sendromu, asimetrik yürüme (Topallama), Gripal enfeksiyonlar, Fibromiyalji Sendromu, miyofasiyal ağrı sendromu da diğer ağrı nedenleri arasında sayılabilir

OMUZ AĞRISI

Giyinirken ve soyunurken omuz hareketlerinde yaşanan kısıtlanma ve eli sırta götürmede zorlanmaya eşlik eden omuz&nbsp;ağrıları omuz donmasına işaret eder. Omuz çevresindeki kaslarda görülen sinir hasarına bağlı olarak oluşan omuz&nbsp;ağrılarına kas gücünde zayıflama eşlik edebilir. İç organ hastalıklarına bağlı olarak da omuz ağrısı&nbsp;gelişebilir. Göğüs hastalıkları, akciğer ve safra kesesi hastalıkları omuz ağrısına&nbsp;neden olabilir. Omuz sıkışma sendromu, kalsifik tendinit, omuzun yarı çıkıkları, omuz çevresindeki kaslara bağlı olarak gelişen zorlanma ağrıları&nbsp;miyofasiyal ağrı&nbsp;sendromu ve omuzda kireçlenme ağrılara neden&nbsp;olabiliyor.

BOYUN AĞRISI

Özellikle masa başı çalışan ve akıllı telefon kullanan bireylerde oluşan&nbsp;boyun&nbsp;fıtıkları, her yaş grubunu hatta çocukları ve gençleri daha çok etkileyen etkileyen ciddi bir sorun haline gelmiş durumda.&nbsp;Boyun&nbsp;fıtığı omurlar arasındaki kıkırdağımsı diskin ortasında ve içinde yer alan yumuşak jölemsi kısmın etrafındaki tabakalardan sızarak aşması ile dışarı yani olmaması gereken alana girmesi sonucu oluşur. Dışarı çıkan disk materyali omurga kanalının orta kısmından fıtıklaşırsa omuriliğe, kanalın yanından fıtıklaşırsa kola giden sinirlere baskı yapabilir ve ağrılı veya ağrısız halde bulunabiliyor

Orta bölümden çıkan fıtıklarda kişi ağrıyı; omuzlarda, boynunda ve kürek kemiklerinde veya sırtta hissedebilir. Yan tarafa yakın olan fıtıklaşmalarda ise hastanın kolunda&nbsp;ağrı, uyuşma, karıncalanma veya güçsüzlük hissi ile kendini belli edebilir. Ensede&nbsp;ağrı,&nbsp;boyun, omuz ve sırta vuran&nbsp;ağrılar,&nbsp;boyun&nbsp;hareketlerinde kısıtlılık, kas spazmı, kollarda ve ellerde uyuşma, uyuşukluk hissi, kollarda incelme, kol ve elde kas gücü azalması görülebilir. Tüm bu bulgular insanların yaşamını etkileyerek hayatı zorlaştırır hatta çekilmez bir hal alabilir.




 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.sovtna.net/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Günlük hayatı zorlaştıran dört ağrıya dikkat ! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 28 Feb 2025 14:20:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.sovtna.net/images/haber/01032025011315_69bb97c27de55415e4ac78035844a163.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.sovtna.net/images/haber/01032025011315_69bb97c27de55415e4ac78035844a163.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.sovtna.net/images/haber/01032025011315_69bb97c27de55415e4ac78035844a163.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Gıda güvenliği tehdit etmeye devam ediyor... Nasıl korunmalıyız?]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.sovtna.net/haber-gida-guvenligi-tehdit-etmeye-devam-ediyor-nasil-korunmaliyiz-15251.html</guid>
                    <link>https://www.sovtna.net/haber-gida-guvenligi-tehdit-etmeye-devam-ediyor-nasil-korunmaliyiz-15251.html</link>
                    <description><![CDATA[]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ İzmir’de hamburger yedikten sonra rahatsızlanan ve iki gün sonra yaşamını yitiren Servet Polat ile gündeme gelen Salmonella ile ilgili olarak Bursa Veteriner Hekimler Odası Başkanı Veteriner Hekim Melike Baysal bir açıklama yayınladı.BURSA (İGFA) - İzmir'deki yediği hamburgerden rahatsızlanan ve iki gün sonra yaşamını yitiren kişiyle gündeme gelen Salmonella’nın virüs değil, bakteri olduğunu, çok uzun yıllardır bilindiğini açıklayan Bursa Veteriner Hekimler Odası Başkanı Veteriner Hekim Melike Baysal, gıda güvenliğinin en önemli sorunlarından biri olduğunu söyledi.&nbsp;

İnsanlarda görülen zoonotik yani hayvan-insan geçişli hastalıkların büyük çoğunluğunun gıda kaynaklıolduğunu belirten Melike Baysal, Salmonella hakkında şunları söyledi:

"Salmonella, genellikle hayvansal kaynaklı gıdalarda bulunan ve insanlarda gıda kaynaklı hastalıklaraneden olan bir bakteridir. Kümes hayvanları başta olmak üzere, hemen hemen tüm hayvanlarda ve yumurta, süt, et gibi hayvansal ürünler ile Salmonella taşıyan hayvan dışkıları ile kontamine olan (dışkı ile bulaşık) bitkisel gıdalarda da yaygın olarak görülür. Salmonella enfeksiyonları dünya genelinde önemli bir halksağlığı sorunu olup, gıda güvenliği ve hijyen konularında ciddi önlemler alınmasını gerektirir. Salmonella’nın en çok bulunduğu bir diğer kaynak fare, rodent, sıçan gibi kemirgen hayvanlarındışkılarıdır. Kemirgenler, çiftlik hayvanı yemlerine Salmonella bulaştırarak bakterinin hayvanlarageçişine neden olabilir. Özellikle kentlerdeki ‘’vektör mücadelesi’’ bu nedenle çok önemlidir. Kontamine yani bakteri ile bulaşık yem tüketen hayvanlar, Salmonella’yı et,süt ve diğer hayvansal ürünler yoluyla insanlara taşıyabilir. Bu durum, hem hayvan sağlığı ve refahıhem de insan sağlığı açısından ciddi bir tehdit oluşturur"

Salmonella’nın bulaşma yollarından biri de insan portörlüğü olduğunu ifade eden Baysal, "Enfekte olmuş veya bakteriyi taşıyanancak belirti göstermeyen kişiler, gıda üretim zincirinde bulaşma kaynağı olabilir. Portör durumundakibireyler, yetersiz hijyenik koşullar nedeniyle bakteriyi işletmelere taşıyabilir ve kontaminasyon (bulaşma) zincirini başlatabilir. Bu nedenle gıda işletmelerinde çalışan kişilerin düzenli sağlık taramalarındangeçirilmesi ve kişisel hijyen kurallarına uyulması kritik öneme sahiptir" dedi.

Salmonella enfeksiyonlarının, çoğunlukla bir gıda zehirlenmesi formuyla kendini gösterdiğinive ishal, karın ağrısı, ateş, mide bulantısı ve kusma gibi belirtileri olduğunu ifade eden Baysal, Türkiye’de ise Salmonella enfeksiyonlarına bağlı ölüm vakalarına dairspesifik ve güncel istatistiklerin sınırlı olduğunu ifade ederek denetimlere dikkat çekti.



BVHO Başkanı Melike Baysal, İşletmelerde hijyen ve sanitasyon, hammadde izlenebilirliği,portör tarama ve eğitimleri gibi gıda güvenliği yönetim sistemleri ve denetimlerin, gereken şartları sağlamayan işletmelere yaptırımlar uygulanmasının, gıda kaynaklı enfeksiyonların önlenmesi ve toplum sağlığının korunması açısından kritik öneme sahipolduğunu vurguladı.

NASIL KORUNACAĞIZ?

Bursa Veteriner Hekimler Odası Başkanı Veteriner Hekim Melike Baysal alınabilecek önlemleri ise şöyle sıraladı:


 Güvenilir ve bilinen yerlerden alışveriş yapmak
 Etiketleri dikkatle okumaya ve anlamaya çalışmak
 Gıdaların saklanma ve pişirme yöntemlerine dikkat etmek
 Özellikle eti pişirirken çiğ bırakmamak
 Kesme tahtalarını kırmızı et, beyaz et ve sebze için ayrı ayrı kullanmak
 Çiğ yumurta tüketmemek
 Çiğ sütle yapılmış peynir tüketmemek
 Mutfak tezgahlarının temizliğine dikkat etmek
 Elleri sık ve doğru yıkamak



 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.sovtna.net/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Gıda güvenliği tehdit etmeye devam ediyor... Nasıl korunmalıyız? - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 22 Jan 2025 11:35:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.sovtna.net/images/haber/22012025233152_c593e2663f9bdd403be1ebef5e56da53.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.sovtna.net/images/haber/22012025233152_c593e2663f9bdd403be1ebef5e56da53.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.sovtna.net/images/haber/22012025233152_c593e2663f9bdd403be1ebef5e56da53.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Çocuklara empati kazandırmak onları daha mutlu ediyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.sovtna.net/haber-cocuklara-empati-kazandirmak-onlari-daha-mutlu-ediyor-15259.html</guid>
                    <link>https://www.sovtna.net/haber-cocuklara-empati-kazandirmak-onlari-daha-mutlu-ediyor-15259.html</link>
                    <description><![CDATA[]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Empati becerisinin sosyal ilişkiler ve toplumsal uyum için önemli olduğunu belirten uzmanlar, empatinin çocuklar için kritik bir değer olduğunu söylüyor.İSTANBUL (İGFA) - Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Çocuk-Ergen Uzman Klinik Psikolog Eda Ergür, empatinin önemi hakkında açıklamalarda bulundu ve çocuklara empati kazandırmak için ipuçları paylaştı.

Bir kişinin kendini başkasının yerine koyarak onun duygularını, düşüncelerini ve deneyimlerini anlaması durumunun empati olduğunu dile getiren Uzman Klinik Psikolog Eda Ergür, “Empati kurmak bireylerin karşısındakinin hislerine uygun bir şekilde yanıt verebilmesini de sağlayacağı için insanları birbirine yaklaştırır, çatışmaları önler ve yardımlaşmayı teşvik eder.” dedi.

Karşımızdakinin yaşadığı zorluğu ya da sevinci kavrayabildiğimizde sosyal ilişkilerin derin ve anlamlı hale geleceğini, toplumsal uyumun da artacağını aktaran Uzman Klinik Psikolog Eda Ergür, “Empati, çocukların da sosyal becerilerini geliştirmeleri açısından kritik bir değerdir. Çocuklara empati kazandırmak, onların daha sağduyulu ve anlayışlı bireyler olmalarına yardımcı olur.” şeklinde konuştu.

ÇOCUKLAR EMPATİYİ GÖZLEM YOLUYLA ÖĞRENİYOR…

Çocuklarda empatinin bebeklik döneminde başladığını ve zamanla geliştiğini hatırlatan Uzman Klinik Psikolog Eda Ergür, “Bebekler 2 yaşında başkalarının duygularını fark edebilirler, okul öncesi dönemde ise bu beceri daha belirgin hale gelir. Okul çağında empati daha karmaşık hale gelir ve çocuklar başkalarının duygularını daha iyi anlamaya başlarlar.” dedi.

Çocukların empatiyi gözlem yoluyla öğrendiklerine dikkat çeken Uzman Klinik Psikolog Eda Ergür, “Bu sebeple bakım verenlerin empatik davranışlar sergileyerek model olmaları ve de çocuklara duygu farkındalığı konusunda destek sağlıyor olmaları empati becerisi gelişimini sağlayacaktır. Çocuklarla duygular hakkında konuşmak, hem kendi duygularını fark etmelerine hem de başkalarının hislerini anlamalarına destek olacaktır. Empati, zamanla geliştirilen bir beceridir ve çocukları sosyal ve duygusal anlamda daha güçlü bireyler yapar.” dedi.

Empati becerisinin, çocuğun sosyal ve duygusal gelişimine birçok açıdan olumlu katkı sağladığını ifade eden Uzman Klinik Psikolog Eda Ergür, “Empati, çocukların başkalarının duygularını anlamalarını ve onlara uygun tepki verebilmelerini sağlayarak sağlıklı ilişkiler kurmalarına destek olur. Sağlıklı ilişkiler, çocukların özgüvenini artırır ve duygusal olarak daha dayanıklı olmalarını sağlar. Bunun yanı sıra empati çocukların duygusal farkındalık aracılığıyla etkili iletişim becerileri geliştirmelerine ve çatışmaları çözmelerine de yardımcı olur. Özetle; empati becerisi çocukların hem sosyal çevrelerinde hem de duygusal dünyalarında daha başarılı ve mutlu bireyler olmalarına yardımcı olur.” açıklamasını yaptı.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.sovtna.net/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Çocuklara empati kazandırmak onları daha mutlu ediyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 22 Jan 2025 11:20:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.sovtna.net/images/haber/22012025233158_03f3546f524e55340d8428283890b65d.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.sovtna.net/images/haber/22012025233158_03f3546f524e55340d8428283890b65d.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.sovtna.net/images/haber/22012025233158_03f3546f524e55340d8428283890b65d.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[SGK pilot uygulamada yaklaşık 130 bin parmak izini doğruladı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.sovtna.net/haber-sgk-pilot-uygulamada-yaklasik-130-bin-parmak-izini-dogruladi-15256.html</guid>
                    <link>https://www.sovtna.net/haber-sgk-pilot-uygulamada-yaklasik-130-bin-parmak-izini-dogruladi-15256.html</link>
                    <description><![CDATA[]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Sosyal Güvenlik Kurumu'nun (SGK), sağlık sektöründe yaşanan dolandırıcılıkların ve kötü niyetli uygulamaların önüne geçmek üzere Ankara'da 33 özel hastanede başlattığı parmak izi ile kimlik doğrulama hizmeti projesi başarıyla devam ediyor.İSTANBUL (İGFA) - SGK'nın 2 Ocak'ta Ankara'da 33 özel hastanede başlattığı parmak izi ile kimlik doğrulama hizmeti projesi kapsamında iki haftalık süreçte yaklaşık 130 bin doğrulama gerçekleştirildi.

Bu işlemlerin yüzde 55 civarı ise projede Kimlik Doğrulama Hizmet Sağlayıcı olarak yer alan firmalardan biri olan biOnay cihazlarıyla yapıldı.

biOnay olarak pilot uygulamada cihaz üreticisi ve hizmet sağlayıcısı olarak yer aldıklarını söyleyen biOnay'ın Kurucu Ortağı Ümit Yaşar Usta, “2020 yılının sonunda İçişleri Bakanlığı tarafından çıkarılan Elektronik Kimlik Doğrulama Sistemi (EKDS) Yönetmeliğiyle kullanımına başlanan çipli kimlik kartı ile parmak izi doğrulama uygulaması, başta tüm tapu müdürlükleri olmak üzere, 300'e yakın noterlikte, İşbank ve Ziraat Bankası gibi bankalarımızda, bazı belediyelerimizde, Ulaştırma Bakanlığı denetimindeki dershanelerimizde yaygınlaştı. 2 Ocak'tan bu yana da Ankara'daki 33 özel hastanede elektronik kimlik doğrulama yöntemi kullanılıyor. SGK pilot hastanelerde EKDS ile provizyon veriyor. Projenin en önemli çıktısı, kimlik sahteciliğinin önlenmesi. Uygulama sayesinde hem SGK'nın kayıp kaçakları azaltılarak zarar etmesi engelleniyor hem de işlemi gerçekleştiren kurum çalışanlarının sahte kimlikle kandırılması imkansız hale geliyor” dedi.



“PARMAK İZİ KEC ÜZERİNDEN SAKLANMIYOR, BİR SUNUCUYA GÖNDERİLMİYOR”

Yeni çipli kimlik kartlarının güvenlikli çipinde, sadece Nüfus İşlerinin (NVİ) yetkilendirdiği cihazlarla okunabilen parmak izlerinin olduğunu belirten Ümit Yaşar Usta, “Kart Erişim Cihazı (KEC) adı verilen NVİ onaylı bu cihazlar 2-faktör doğrulamayla öncelikle çipli kimlik kartının sahte olup olmadığını, NVİ tarafından üretilip üretilmediğini kontrol ediyor, daha sonra cihaza verdiğimiz parmak izimiz ile çipteki parmak izinin eşleşip eşleşmediğini kontrol ediyor. Parmak izi KEC üzerinden saklanmıyor, bir sunucuya gönderilmiyor, yani KVK uyumlu. 2-faktöre dayalı doğrulama olduğundan son derece güvenilir. Oluşan kanıt yasal bağlayıcı. Üstelik parmak izi çevrim dışı çip kartı ile doğrulandığı için, hem hızlı, hem doğruluk yüzdesi merkezi biyometrik sistemlere göre çok daha yüksek” diye konuştu.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.sovtna.net/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[SGK pilot uygulamada yaklaşık 130 bin parmak izini doğruladı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 22 Jan 2025 11:00:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.sovtna.net/images/haber/22012025233156_b81cdafd6b0204bc2e4083daf5ef965e.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.sovtna.net/images/haber/22012025233156_b81cdafd6b0204bc2e4083daf5ef965e.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.sovtna.net/images/haber/22012025233156_b81cdafd6b0204bc2e4083daf5ef965e.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Samandağ’da Yeni Bir Sağlık Merkezi: Diyetisyen Cansel Şahutoğlu Hizmete Başladı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.sovtna.net/haber-samandagda-yeni-bir-saglik-merkezi-diyetisyen-cansel-sahutoglu-hizmete-basladi-15008.html</guid>
                    <link>https://www.sovtna.net/haber-samandagda-yeni-bir-saglik-merkezi-diyetisyen-cansel-sahutoglu-hizmete-basladi-15008.html</link>
                    <description><![CDATA[Samandağ’da Yeni Bir Sağlık Merkezi: Diyetisyen Cansel Şahutoğlu Hizmete Başladı]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Samandağ’da Yeni Bir Sağlık Merkezi: Diyetisyen Cansel Şahutoğlu Hizmete Başladı

Samandağ halkının sağlıklı bir yaşam sürmesine katkı sağlamak amacıyla Diyetisyen Cansel Şahutoğlu, Cemal Gürsel Mahallesi’nde yeni ofisini faaliyete geçirdi.

Şahutoğlu, diyet ve reformer pilates hizmetleriyle sağlıklı yaşamın kapılarını aralarken, güler yüzlü yaklaşımı ve profesyonel ekibiyle dikkat çekiyor.

Hizmetleriyle ilgili bilgi veren Diyetisyen Cansel Şahutoğlu, yaptığı açıklamada, “Sağlıktan büyük zenginlik yoktur. Gücün ve mutluluğun temeli sağlıktır. Yeni yılın tüm halkımıza sağlık ve mutluluk getirmesini dilerim,” ifadelerini kullandı.

Ofisin Adresi:
Cemal Gürsel Mahallesi, Bahriye Üçok Caddesi, No:05, Balıkçılar Çarşısı Yolu Üzeri

Samandağ’da sağlıklı yaşamın yeni adresi olan Şahutoğlu’nun ofisi, tüm vatandaşları sağlıklı bir geleceğe adım atmaya davet ediyor. #diyet #diyetisyen ]]> </content:encoded><category domain="https://www.sovtna.net/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Samandağ’da Yeni Bir Sağlık Merkezi: Diyetisyen Cansel Şahutoğlu Hizmete Başladı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 08 Jan 2025 18:47:05 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.sovtna.net/images/haber/samandagda-yeni-bir-saglik-merkezi-diyetisyen-cansel-sahutoglu-hizmete-basladi-214947-20250108.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.sovtna.net/images/haber/samandagda-yeni-bir-saglik-merkezi-diyetisyen-cansel-sahutoglu-hizmete-basladi-214947-20250108.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.sovtna.net/images/haber/samandagda-yeni-bir-saglik-merkezi-diyetisyen-cansel-sahutoglu-hizmete-basladi-214947-20250108.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[TEKEBAŞI MAHALLESİ’NE YENİ BİR ECZANE]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.sovtna.net/haber-tekebasi-mahallesine-yeni-bir-eczane-15007.html</guid>
                    <link>https://www.sovtna.net/haber-tekebasi-mahallesine-yeni-bir-eczane-15007.html</link>
                    <description><![CDATA[TEKEBAŞI MAHALLESİ’NE YENİ BİR ECZANE]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ TEKEBAŞI MAHALLESİ’NE YENİ BİR ECZANE

Samandağ Tekebaşı Mahallesi sakinleri, sağlık hizmetlerine daha kolay erişim sağlayacak yeni bir eczaneye kavuştu. Adana Çukurova Üniversitesi Eczacılık Fakültesi mezunu Esen Çay, kendi mahallesinde "Esen Eczanesi" adıyla hizmete başladı.

Eczane sahibi Esen Çay, mahalle halkına sağlık alanında destek olmaktan mutluluk duyduğunu belirterek, "Kendi memleketime hizmet vermek benim için hem bir sorumluluk hem de büyük bir gurur kaynağı" dedi.

Esen Eczanesi’nin İletişim Bilgileri:
Adres: Tekebaşı Mahallesi, Sahil 2 Caddesi, Çay Market Yanı
Telefon: 0532 739 77 37

Tekebaşı Mahallesi sakinleri, yeni eczane sayesinde hem sağlık ihtiyaçlarına daha hızlı ulaşacak hem de güler yüzlü bir hizmet almanın keyfini yaşayacak.  ]]> </content:encoded><category domain="https://www.sovtna.net/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[TEKEBAŞI MAHALLESİ’NE YENİ BİR ECZANE - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 08 Jan 2025 17:40:06 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.sovtna.net/images/haber/tekebasi-mahallesine-yeni-bir-eczane-204112-20250108.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.sovtna.net/images/haber/tekebasi-mahallesine-yeni-bir-eczane-204112-20250108.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.sovtna.net/images/haber/tekebasi-mahallesine-yeni-bir-eczane-204112-20250108.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Omurga tümörünün tipi tedaviyi belirliyor!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.sovtna.net/haber-omurga-tumorunun-tipi-tedaviyi-belirliyor-14792.html</guid>
                    <link>https://www.sovtna.net/haber-omurga-tumorunun-tipi-tedaviyi-belirliyor-14792.html</link>
                    <description><![CDATA[]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Omurga tümörlerinin hem kemik yapıyı hem de sinir dokusunu etkileyebileceğini belirten Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahı Op. Dr. İdris Avcı, iyi huylu ve kötü huylu tümörler arasındaki farklara dikkat çekti.İSTANBUL (İGFA) - Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahı Op. Dr. İdris Avcı, omurga tümörleri, iyi ve kötü huylu tümörler arasındaki farklar, cerrahi tedavi seçenekleri ve iyileşme sürecinde dikkat edilmesi gerekenler hakkında bilgi verdi.&nbsp;

Omurga tümörlerinin, omurga kemiklerinde veya omurilik çevresindeki dokularda oluşan anormal hücre büyümeleri olduğunu dile getiren Op. Dr. İdris Avcı, “Bu tümörler, omurganın kendisinde (primer tümör) gelişebilir veya vücuttaki başka bir bölgeden (metastatik tümör) omurgaya yayılabilir.” dedi.&nbsp;Omurga tümörlerinin, omurilik ve sinir köklerine baskı yaparak ağrı, fonksiyon kaybı ve sinir hasarına yol açabileceğine dikkat çeken Op. Dr. İdris Avcı, “Omurga tümörleri, omurganın farklı bölümlerinde gelişebilir ve hem kemik yapıyı hem de sinir dokusunu etkileyebilir. Omurga tümörleri primer veya metastatik olabilir.” şeklinde konuştu.

OMURİLİĞE BASKI YAPAN TÜMÖRLER CİDDİ SEMPTOMLARA YOL AÇABİLİR!

Primer omurga tümörlerinin, omurga kemiklerinde veya omurilik çevresinde direkt olarak gelişen, metastatik omurga tümörlerinin ise vücudun başka bir yerindeki kanserin omurgaya yayılmasıyla oluşan tümörler olduğunu aktaran Op. Dr. İdris Avcı, “Primer omurga tümörleri osteoid osteoma, osteoblastom gibi iyi huylu tümörler veya kordoma gibi nadir kötü huylu tümörler primer tümörler arasında sayılabilir. Metastatik omurga tümörleri de omurgada en sık karşılaşılan kötü huylu tümörlerdir” dedi.



Omurga tümörlerinin, omuriliğe baskı yaparak ağrı, duyu kaybı, güçsüzlük ve hareket kısıtlılığı gibi ciddi semptomlara yol açabileceğini de sözlerine ekleyen Op. Dr. İdris Avcı, bu semptomların, tümörün büyüklüğüne, yerleşim yerine ve sinir yapıları üzerindeki etkisine göre değişiklik gösterebileceğine vurgu yaptı.

İyi huylu ve kötü huylu tümörler arasındaki farklara değinen Op. Dr. İdris Avcı, “İyi huylu tümörler genellikle yavaş büyür ve çevre dokulara zarar verme olasılığı daha düşüktür. Kötü huylu tümörler ise daha hızlı büyüyebilir ve çevre dokulara saldırma eğilimindedir. İyi huylu tümörler yayılmazken, kötü huylu tümörler vücudun diğer bölgelerine yayılma potansiyeline sahiptir. İyi huylu tümörlerin cerrahi olarak çıkarılması genellikle yeterli olurken, kötü huylu tümörlerde ek olarak kemoterapi veya radyoterapi gerekebilir. İyi huylu tümörler genellikle yaşamı tehdit etmez, ancak kötü huylu tümörler metastaz yaparak hayati tehlike oluşturabilir. Omurga tümörleri, iyi veya kötü huylu olsalar da sinir yapılarına baskı yaparak sinirsel semptomlara neden olabileceğinden tedavi gerektirebilir.” diye konuştu.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.sovtna.net/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Omurga tümörünün tipi tedaviyi belirliyor! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 03 Jan 2025 08:50:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.sovtna.net/images/haber/03012025201417_edecfeaa60ebb8e50f9f595509f6bf86.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.sovtna.net/images/haber/03012025201417_edecfeaa60ebb8e50f9f595509f6bf86.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.sovtna.net/images/haber/03012025201417_edecfeaa60ebb8e50f9f595509f6bf86.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[ÇOCUKLARINIZ İÇİN DİKKAT EDİN!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.sovtna.net/haber-cocuklariniz-icin-dikkat-edin-13875.html</guid>
                    <link>https://www.sovtna.net/haber-cocuklariniz-icin-dikkat-edin-13875.html</link>
                    <description><![CDATA[Vatandaşlarımızın Dikkatine!]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Vatandaşlarımızın Dikkatine!

Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan incelemelerde, bandrolsüz olarak satışa sunulan bazı yiyeceklerde sağlığa zararlı maddeler tespit edilmiştir. Uzmanlar, bu tarz ürünlerin insan sağlığını tehdit ettiğini vurgularken, vatandaşlarımızın bandrolsüz gıdalardan uzak durmaları önemle tavsiye edilmektedir. Bu tür yiyeceklerin satılmaması ve satın alınmaması halk sağlığını korumak adına büyük önem taşımaktadır.

 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.sovtna.net/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[ÇOCUKLARINIZ İÇİN DİKKAT EDİN! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 12 Nov 2024 12:14:41 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.sovtna.net/images/haber/cocuklariniz-icin-dikkat-edin-151527-20241112.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.sovtna.net/images/haber/cocuklariniz-icin-dikkat-edin-151527-20241112.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.sovtna.net/images/haber/cocuklariniz-icin-dikkat-edin-151527-20241112.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Dil ve Konuşma Terapisti uyardı! Çocuklarda kekemeliğe dikkat!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.sovtna.net/haber-dil-ve-konusma-terapisti-uyardi-cocuklarda-kekemelige-dikkat-13784.html</guid>
                    <link>https://www.sovtna.net/haber-dil-ve-konusma-terapisti-uyardi-cocuklarda-kekemelige-dikkat-13784.html</link>
                    <description><![CDATA[]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Beyaz Okyanus Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezinden dil ve konuşma alanında Terapist Nisanur Çoban, kekemelik hakkında açıklamalarda bulundu.BURSA (İGFA) - Kekemelik, konuşma akıcılığının ses, hece veya tek heceli sözcük tekrarı, seslerin uzatılması ve hava akışında veya seslemede bloklarla, olağandışı yüksek sıklıkla ve/veya uzun süreli kesintilere uğramasıdır.

“Kekemelik, ailede birden fazla bireyde görülebilir bu da genetik bir yatkınlığın rol oynayabileceğini gösterir” diyen Beyaz Okyanus Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezinden Dil ve Konuşma Terapisti Nisanur Çoban, kekemelik hakkında açıklamalarda bulundu.



Çoban, “Çocukların dil ve konuşma gelişimi sırasında, konuşma motor becerilerinin ve dil yapılarını anlamalarının olgunlaşması, bazen geçici kekemelikle sonuçlanabilir ayrıca duygusal stres, aşırı heyecan veya baskı gibi faktörler kekemeliği tetikleyebilir veya kötüleştirebilir” dedi.

Tedavide yaşın da önemli olduğunu vurgulayan Dil ve Konuşma Terapisti Çoban, “Özellikle gecikmiş konuşma vakalarında 2-4 yaş aralığı kritik bir yaş dönemdir” dedi.

Çoban, “2-4 yaş aralığında çocuklar, özellikle kelimeleri tam olarak telaffuz etmekte ya da kelimeleri doğru sırayla söylemede takılmalar yaşayabilirler. Bu genellikle dil gelişiminin bir parçasıdır. Bu yaş aralığı, kekemeliğin geçici mi yoksa kalıcı mı olacağına dair ilk göstergelerin ortaya çıkmaya başladığı bir yaştır. Eğer kekemelik 6 ay-1 yıl içinde düzelmiyorsa ya da daha kötüye gidiyorsa, profesyonel yardım alınması gerekebilir” diyerek aileleri uyardı.

Kronik kekemeliğin, kadınlara oranla erkeklerde daha fazla görüldüğünü dile getiren Çoban, “Yapılan araştırmalara göre, çocuklukta başlayan kekemelik, çocukların %5'inde gözlenebilir. Kekemelik başlangıç aşamasında cinsiyet oranlarına bakıldığında birbirine yakındır (3 kız / 4 erkek). Ancak kronik kekemeliği olan bireylerin yaklaşık olarak %75-%80’inin erkek olduğu bilinmektedir. Bu da kızlardaki kendiliğinden iyileşme oranlarının erkeklere göre daha fazla olduğunu göstermektedir” ifadelerinde bulundu.

“KEKEMELİK NASIL YÖNETİLİR?”

‘‘Her yaş dönemine özel terapi amaçları belirlense de terapilerde asıl amaç her kekeleyen bireyin etkin bir iletişimci olmalarını sağlamaktır” diyen Çoban, “Ailelere çocuklarının kekemeliği ile başa çıkabilmeleri için rehberlik sağlanabilir. Çocukların konuşmalarını teşvik etmek ve üzerlerinde baskı yaratmamak önemlidir. Kekemeliğin hayat üzerinde etkisi kişiden kişiye farklılık gösterebilir. Bu etkilenme düzeyi bireyin mizacına, ebeveyn desteğine, akran ilişkilerine, bireyin özgüveni ve kekemeliğe yönelik aldığı destek/terapi gibi birçok faktöre bağlıdır. Psikolojik destek, çocuğun duygusal yanıtlarını yönetmesine ve kendisini ifade etmesine yardımcı olabilir” açıklamalarında bulundu.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.sovtna.net/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Dil ve Konuşma Terapisti uyardı! Çocuklarda kekemeliğe dikkat! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 08 Nov 2024 12:29:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.sovtna.net/images/haber/09112024125606_7fa9223cb3e4bd1ad4199d745aceaaed.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.sovtna.net/images/haber/09112024125606_7fa9223cb3e4bd1ad4199d745aceaaed.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.sovtna.net/images/haber/09112024125606_7fa9223cb3e4bd1ad4199d745aceaaed.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Her dikkat dağınıklığı DEHB değildir]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.sovtna.net/haber-her-dikkatdaginikligi-dehbdegildir-13664.html</guid>
                    <link>https://www.sovtna.net/haber-her-dikkatdaginikligi-dehbdegildir-13664.html</link>
                    <description><![CDATA[]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Yazar Murat Tunalı, “Çocuklarda ve yetişkinlerde görülen her dikkat eksikliği ve hiperaktivite, nöropsikiyatrik gelişim bozukluğu DEHB anlamına gelmemektedir. Unutkanlık ve dikkat dağınıklığı zihinsel bir kusurdur. Ancak hastalık değildir. Sorunu netleştirmeden ilaçlı tedavi sürecine girilmemeli” dedi.Hızlı okuma seminerlerinde odaklanma eğitimleri de veren yazar Murat Tunalı, çoğu zaman DEHB gibi görülen bazı rahatsızlıkların altında yatan sebepleri ve çözüm yolları hakkında şu bilgileri verdi:&nbsp;

DEHB DEĞİL GEÇİCİ ALGISAL KÖRLÜK&nbsp;

“Her dikkat&nbsp;eksikliği ve&nbsp;dikkat&nbsp;dağınıklığı DEHB&nbsp;değildir! Yalnızca geçici bir algısal körlüktür.&nbsp;

Günümüzde yaklaşık 5 saatimiz telefon ekranına bakarak geçiyor. Şayet mesaimiz bilgisayar ekranı karşısındaysa ekrana bakarak geçirilen süre yaklaşık 12-13 saate çıkabiliyor.&nbsp;&nbsp;Bunun sonucunda göz ve beyin koordinasyonu ister istemez olumsuz etkilenebiliyor.&nbsp;Sürekli görsel veriye maruz kalan zihin bir zaman sonra seçici olmayı tercih edip algısal körlük yaşamaya başlıyor.&nbsp;

Bunun sonucunda gören ama algılamayan, duyan ama dinleyemeyen, okuyan ancak anlayamayan bir kişiye dönüşüyoruz. Tüm bu verileri algı dünyamızda saklamaya ve işlemeye fırsat bulamadan yitiriveriyoruz. Sonucunda ister istemez suçu kendimizde arayıp&nbsp;&nbsp;

HEMEN İLACA YÖNELMEYİN&nbsp;

‘Ben çok dikkatsizim, dikkatim ne kadar dağınık, galiba bende dikkat eksikliği var’&nbsp;diyerek ilaçlarla ve psikiyatrik tedavi yöntemleriyle hızlı bir tedavi sürecine ihtiyaç duyuyoruz.&nbsp;&nbsp;Aslına bakılırsa sorun tamamen bizim yaşam tarzımızla ilgili. Şayet mesleğimizde ve günlük yaşantımızda dikkat ve konsantrasyon gerektiren bir iş üzerindeyken tüm dikkatimizi verip işi halledebiliyorsak dikkat eksikliği ve hiperaktivite sorunumuz yok demektir. Önemli bir haberi izlerken okurken sinirlenmeye ya da duygulanmaya başlıyorsak ilaç kullanacak kadar algı becerimizi yitirmemişiz demektir.&nbsp;

O halde bir kavram kargaşasını ortadan kaldırmakta yarar var.&nbsp;&nbsp;

Günlük yaşantımızda yaşadığımız “Dikkat dağınıklığı ve odaklanamamak” “DEHB yani dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu” demek değildir.&nbsp;Çocuklarda ve yetişkinlerde görülen her dikkat eksikliği ve hiperaktivite, nöropsikiyatrik gelişim bozukluğu DEHB anlamına gelmemektedir.&nbsp;

Gereksiz yere ilaç kullanıp kendimize zarar vermek yerine sorunu daha basit yöntemlerle halledebilmek için basit bir benzetmeden yararlanabiliriz.&nbsp;

Kendimizi akıllı bir cep telefonu gibi görelim. Akşama kadar çok yoğun bir şekilde çalışan telefon ısınıyor, programlar üst üste çalışıyor ve bir süre sonra ağırlaşmaya başlıyor. Akşam olduğunda&nbsp;% 3&nbsp;olan batarya seviyesinde navigasyonu açmayız. Ya da biriyle uzun uzun konuşmayız. Hemen şarja takıp bataryanın dolmasını bekleriz. Bedensel ve zihinsel sağlık için de aynı şey geçerlidir. Gün boyu saatlerce ekrana bakan, okuyan, düşünen zihin bir süre sonra dinlenmeye yani şarja takılmaya ihtiyaç duyuyor. Eğer bunu yapmazsak dinlenemeyen zihin enerjisini toparlayamadığı için cep telefonu misali batarya zayıf uyarısı veriyor. Bu durumda algısal körlük yaşıyoruz. Yorum olarak da dikkatim çok dağınık, bende dikkat eksikliği var diyoruz.&nbsp;&nbsp;

Beyninizi&nbsp;yemeyin!&nbsp;

NE YEDİĞİNİZE DİKKAT EDİN&nbsp;

Algısal körlüğe neden olan sadece&nbsp;mental&nbsp;yoğunluk ve algısal körlük değildir. Beslendiğimiz gıdalar da bu soruna çanak tutuyor.&nbsp;

Peki daha dikkatli ve yüksek konsantrasyona sahip olmak için ne yapmak gerekir?&nbsp;

Raf ömrü uzatılmış ve paketlenmiş gıdaları mümkün olduğunca tüketmemek ya da az tüketmek. Düşünmeyi hızlandıran ceviz, fındık, balık, balıkyağı gibi gıdaları daha fazla&nbsp;tüketmek.&nbsp;Çünkü&nbsp;bu besinler özellikle&nbsp;omega&nbsp;3 yağ asidi bakımından zengindir. Bu yağ asidi beynin sinir hücrelerindeki elektro kimyasal tepkime sürecini hızlandırır.&nbsp;

10 GÜNLÜK EYLEM PLANI&nbsp;

Unutkanlığı ve&nbsp;dikkatsizliği&nbsp;yenmek&nbsp;için 10&nbsp;günlük&nbsp;eylem&nbsp;planı&nbsp;yapın.&nbsp;

Unutkanlık ve dikkat dağınıklığı zihinsel bir kusurdur. Ancak hastalık değildir. Hastalık gibi düşünüp bilinçsizce ilaç aldığımızda durumu daha kötü hale getirebilir zihni daha da körleştiririz. Beyni tembelleştiren faaliyetleri kontrol altına alıp azaltırsak bu faaliyetlerin yerine zihni güçlendiren gıdalar tüketip zihinsel faaliyetler içinde bulunursak farkı birkaç haftada görebiliriz.&nbsp;&nbsp;&nbsp;

Bu bağlamda dikkat dağınıklığını ve unutkanlığı yok edecek 10 günlük eylem planı yapılması halinde 10. günden sonra fark gözlemlenebilir.&nbsp;

Asla yapılmaması gerekenler:&nbsp;

20:00-24:00 arası&nbsp;tv&nbsp;izlemek, bilgisayar ve telefon ekran ilintili oyunlar oynamak.&nbsp;

Paketlenmiş gıdalar ve asitli içecekler tüketmek.&nbsp;

Alkol,&nbsp;Fast&nbsp;food&nbsp;ve şekerli gıdalar tüketmek.&nbsp;

Uzun saatler bilgisayar oyunu oynamak.&nbsp;

Sabah uyanır uyanmaz telefon ekranına bakmak.&nbsp;

Kesinlikle yapılması gerekenler:&nbsp;

Her gün sabah kahvaltıda, gün içinde gıda takviyesi niteliğinde fındık ve ceviz tüketmek.&nbsp;

10 gün içinde 4 defa balık tüketmek.&nbsp;

Güne başlarken tablet şeklinde balık yağı yutmak.&nbsp;

Brokoli, lahana ve karnabahar gibi yeşil yapraklı yemekleri daha çok tercih etmek.&nbsp;

Mümkün mertebe zeytinyağı ve zeytinyağlı besinler yemek.&nbsp;

Güne telefon ekranına bakarak değil gökyüzüne veya ufka bakarak bir iki dakika düşünerek başlamak.&nbsp;

Gün içinde minik molalar verip beynin en önemli gıdası oksijen için açık havada düşünme molaları eşliğinde bir iki dakika nefes alıp vermek.&nbsp;&nbsp;

ZİHİNSEL DİYET&nbsp;

Her şeyden evvel düşünmek beyin hücrelerinin en sevdiği eylemdir. Onları aktif hale getirip yeni nöronsal bağlantılar meydana getirmek için düşünmekle ilintili eğlenceli oyunlar oynamak. 10 gün boyunca&nbsp;tv&nbsp;izlemek, ya da akşamları telefonda oyun oynamak yerine her gün tabu, satranç, dama, tavla oynadığınızda artık 10.&nbsp;günden sonra dikkatinizin daha yoğun ve daha uyanık olduğunu hissedersiniz. Buna bir anlamda zihinsel diyet diyebiliriz.”&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.sovtna.net/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Her dikkat dağınıklığı DEHB değildir - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 06 Nov 2024 13:00:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.sovtna.net/images/haber/06112024171127_f7fcb9d6d918cdedb2f9e001f445ac12.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.sovtna.net/images/haber/06112024171127_f7fcb9d6d918cdedb2f9e001f445ac12.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.sovtna.net/images/haber/06112024171127_f7fcb9d6d918cdedb2f9e001f445ac12.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Sağlık Çalışanlarından 3 Günlük Grev Kararı ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.sovtna.net/haber-saglik-calisanlarindan-3-gunluk-grev-karari-13578.html</guid>
                    <link>https://www.sovtna.net/haber-saglik-calisanlarindan-3-gunluk-grev-karari-13578.html</link>
                    <description><![CDATA[Sağlık Çalışanlarından 3 Grev Kararı ]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[  Sağlık Çalışanlarından 3 Grev Kararı 

Sağlık çalışanları, taleplerini dile getirmek için 5-7 Kasım tarihleri arasında çeşitli noktalarda eylemler gerçekleştirecek. Program detayları şöyle:

5 Kasım Salı Saat 10.00-14.00 arasında Antakya Aksaray Mahallesi'ndeki eski Antakya Devlet Hastanesi (Sağlık Müdürlüğü) önünde oturma eylemi düzenlenecek. Saat 12.30’da yapılacak ortak basın açıklamasıyla talepler yinelenecek.

6 Kasım Çarşamba Antakya HTO-SES yerleşkesinden İskenderun’daki eyleme katılmak isteyenler için saat 10.00’da araç kaldırılacak. İskenderun Aile Sağlık Müdürlüğü önünde saat 12.30’da bir basın açıklaması gerçekleştirilecek. İskenderun’a katılmayacak olanlar ise saat 11.00-14.00 arasında Büyük Park’taki Orta Kahve’de düzenlenecek değerlendirme toplantısında bir araya gelecek.

7 Kasım Perşembe Son eylem, saat 12.00’de Defne ilçesindeki Rasim Gali ASM önünde yapılacak. Davul zurna eşliğinde oturma eylemi ve basın açıklamasının ardından bir değerlendirme toplantısıyla etkinlikler sona erecek.

Sağlık çalışanları, bu üç günlük programla sağlık alanındaki sorunlara dikkat çekmeyi ve taleplerinin karşılanmasını bekliyor.

 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.sovtna.net/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Sağlık Çalışanlarından 3 Günlük Grev Kararı  - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 04 Nov 2024 18:45:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.sovtna.net/images/haber/saglik-calisanlarindan-3-grev-karari-214631-20241104.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.sovtna.net/images/haber/saglik-calisanlarindan-3-grev-karari-214631-20241104.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.sovtna.net/images/haber/saglik-calisanlarindan-3-grev-karari-214631-20241104.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Kanser ölümlerinde 9.6 milyonluk azalma]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.sovtna.net/haber-kanser-olumlerinde-96-milyonluk-azalma-13499.html</guid>
                    <link>https://www.sovtna.net/haber-kanser-olumlerinde-96-milyonluk-azalma-13499.html</link>
                    <description><![CDATA[]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Türkiye Nükleer Tıp Derneği (TNTD) tarafından düzenlenen geleneksel Nükleer Tıp Sempozyumu, bu yıl 1-3 Kasım 2024 tarihlerinde Çeşme, İzmir’de “Nükleer Tıbbın Güncel Durumu ve Gelecek Beklentileri” ana temasıyla başladı. TNTD Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Murat Fani Bozkurt, “Dünya genelinde kanser kaynaklı ölümlerde 9,6 milyonluk bir azalma bekleniyor” Dedi.İZMİR (İGFA) - Türkiye Nükleer Tıp Derneği (TNTD) tarafından düzenlenen geleneksel Nükleer Tıp Sempozyumu, bu yıl 1-3 Kasım 2024 tarihlerinde Çeşme, İzmir’de “Nükleer Tıbbın Güncel Durumu ve Gelecek Beklentileri” ana temasıyla başladı. TNTD Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Murat Fani Bozkurt, “Dünya genelinde kanser kaynaklı ölümlerde 9,6 milyonluk bir azalma bekleniyor” Dedi.

Sempozyumun açılış konuşmasında nükleer tıp alanındaki gelişmelere ve sağladığı ekonomik katma değere vurgu yapan Prof. Dr. Murat Fani Bozkurt, “Nükleer tıp tanı ve tedavi uygulamaları sayesinde 2024-2030 projeksiyonunda dünya genelinde kanser kaynaklı ölümlerde 9,6 milyonluk bir azalma bekleniyor. Bu alan için yapılacak her 1 dolarlık yatırımın, yaklaşık 180 dolar değerinde getiri sağlayacağı öngörülüyor.” şeklinde konuştu.

Üç gün sürecek etkinlikte, nükleer onkoloji, nükleer kardiyoloji ve nükleer nöroloji gibi alanlardaki gelişmeler, toplam sekiz oturumda alanında uzman 31 konuşmacı tarafından aktarılacak. Prof. Dr. Bozkurt, nükleer tıbbın uluslararası arenada giderek artan önemi ve teknolojik ilerlemelerin klinik uygulamalara etkisi hakkında bilgi verdi. Dr. Bozkurt, sempozyumun tanı ve tedavi yöntemlerinde yeni perspektifler sunarak multidisipliner iş birliği ile nükleer tıp uygulamalarının daha da ileri taşınmasına katkı sağlayacağını ifade etti.

Sempozyumda, yeni radyofarmasötikler, yapay zeka ve makine öğreniminin sağlık sektöründeki rolü, meningioma gibi hastalıklarda radyonüklid tedavi uygulamaları ve immünoterapideki yenilikler gibi konular ele alınıyor. Yaklaşık 200 katılımcının yer aldığı bu önemli bilimsel etkinlik, nükleer tıpta yeniliklerin sağlık sektörüne entegrasyonunu hızlandırmayı hedefliyor.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.sovtna.net/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Kanser ölümlerinde 9.6 milyonluk azalma - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 02 Nov 2024 13:45:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.sovtna.net/images/haber/03112024104302_6f34633c85624d0d8eff5474f42545f5.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.sovtna.net/images/haber/03112024104302_6f34633c85624d0d8eff5474f42545f5.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.sovtna.net/images/haber/03112024104302_6f34633c85624d0d8eff5474f42545f5.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Güneş kremi sadece yazın mı kullanılır? Bursalı eczacıdan uyarılar]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.sovtna.net/haber-gunes-kremi-sadece-yazin-mi-kullanilir-bursali-eczacidan-uyarilar-13054.html</guid>
                    <link>https://www.sovtna.net/haber-gunes-kremi-sadece-yazin-mi-kullanilir-bursali-eczacidan-uyarilar-13054.html</link>
                    <description><![CDATA[]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Güneş kremleri, cildin sağlığı için vazgeçilmez ürünlerden biri. Vatandaşlar güneş kremlerini yaz aylarında kullanmayı tercih ederken, kışın kullanmıyor. Eczacılar ise güneş kremlerinin yılın her mevsiminde kullanılması gerektiği konusunda vatandaşları uyarıyor.Gülsün ARSLAN / HERKES DUYSUN

BURSA (İGFA) - Daha çok yaz aylarında cildi güneşten korumak için tercih edilen güneş kremleri hakkında bilinenlerin yanılgıdan ibaret olduğu ifade ediliyor.&nbsp;

Bursa'da Ecza teknisyeni olarak görev yapan Kazım Koçer, güneş kremleri hakkında doğru bilinen yanlışlara değindi. Koçer, "Güneş kremleri, sadece yaz aylarında değil, yılın her mevsiminde cildinizi korumanın en etkili yolu." dedi.&nbsp;



NEDEN HER MEVSİM KULLANILMALI?

Yılın her mevsiminde güneş kremi kullanılması gerektiğini söyleyen Koçer, "Bizim kronik hastalığımız aslında bu. Yani süregelen bir yanlış bilgi. Çünkü güneş ve rüzgar, yazın da var kışın da var. Bu yüzden sert havalarda da güneş kremi kullanmak oldukça önemli. Çünkü cildin elastikiyetinde ciddi eksilmeler ve nem kaybı süratle gerçekleşiyor. Dolayısıyla kuruyan ve nem kaybına uğrayan cilt, kırışmaya ve erken yaşlanmaya mahkum oluyor. Dolayısıyla güneş kremi yazın ve kışın dört mevsim insanların bir yerden bir yere giderken valizine ve çantasına koyacağı bence en önemli kişisel bakım ürünü diye düşünüyorum." şeklinde konuştu.



GÜNEŞ KREMİ SEÇİMİ NASIL OLMALI?

Güneş kremi seçerken hangi faktörlerin göz önünde bulundurulması gerektiğine de dikkat çeken Koçer, “Güneş kremlerinin cilt tipine göre uygun olanın seçilmesi gerektiği noktasında uzmanlar hemfikir. Kuru, yağlı veya karma ciltler için farklı formüllere sahip güneş kremleri bulunmaktadır. Ayrıca, güneş kreminin koruma faktörü (SPF) de önemlidir. SPF değeri ne kadar yüksekse, cilt o kadar uzun süre güneşin zararlı etkilerinden korunur. Yani bunların hepsini detaylandırıp kişilerin doğru ürünü seçmeleri çok önemli.” dedi.



KIŞIN GÜNEŞ KREMİ KULLANMANIN FAYDALARI

Kış aylarında güneş kremi kullanma bilincinin yavaş yavaş oluşmaya başladığını söyleyen Ecza teknisyeni Koçer şöyle konuştu:

“Bu bilinç yavaş yavaş oluşmaya başladı. Çünkü bizim en ağır ve en büyük organımız cildimiz. Yani en çok bakıma ihtiyacımız olan organımız, cildimiz yani yüzölçümü ve ağırlığına baktığımız zaman daha doğal, daha büyük, daha dokunuşun olması gereken bir organ. Yani bakıma sürekli ihtiyacı var. Otuzlu, otuz beşli yaşlardan sonra vücuttaki elastikiyet yıkımı, nem kaybı, doğum lekesi veya yanlış kullanmaktan dolayı oluşan yıpranmaların tamamına yakını bu tarz sıkıntılar. Bunun önüne ise iyi ve kaliteli olan ideal bir ürünle orayı absorbe edebiliriz.”&nbsp;&nbsp;



“GÜNEŞ KREMİ ŞİMDİ DAHA ÖNEMLİ”

Koçer ayrıca, “Nasıl hepimizin bir TC kimlik numarası var. Cildimizin de bir TC kimliği var. Dolayısıyla cildimizin kodları konulduktan sonra uygun ürünü kullanmak daha doğrudur ve dört mevsim sürekli kullanılması uygun. Çünkü spotlar, ekran ışıkları, rüzgar, evdeki ışıklar; artık fark etmiyor. Çağımızda her dakika tehdit edecek birçok unsur var. Dolayısıyla her zaman önemli. Hatta şimdi daha önemli.” ifadelerini kullandı.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.sovtna.net/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Güneş kremi sadece yazın mı kullanılır? Bursalı eczacıdan uyarılar - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 25 Oct 2024 14:40:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.sovtna.net/images/haber/25102024180944_e7df80344de1c7c959f4a00ec190c8a3.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.sovtna.net/images/haber/25102024180944_e7df80344de1c7c959f4a00ec190c8a3.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.sovtna.net/images/haber/25102024180944_e7df80344de1c7c959f4a00ec190c8a3.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Gerçek kaşar peyniri nasıl anlaşılır?]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.sovtna.net/haber-gercek-kasar-peyniri-nasil-anlasilir-12929.html</guid>
                    <link>https://www.sovtna.net/haber-gercek-kasar-peyniri-nasil-anlasilir-12929.html</link>
                    <description><![CDATA[]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Peynir, Türkiye’nin zengin mutfak kültürünün bir parçası olarak karşımıza çıkıyor. Özellikle kaşar peyniri, hem kahvaltılarda hem de yemeklerde sıkça tercih edilen ürünlerin başında geliyor. Ancak piyasada birçok sahte ürün bulunması, tüketicilerin gerçek kaşar peynirini sahtesinden ayırt etmelerini zorlaştırıyor.Arda Şaru / herkes duysun

BURSA (İGFA) - Gerçek kaşar peynirinin genellikle düzgün, pürüzsüz bir yüzeye sahip olduğunu belirten uzmanlar, renk tonunun sarıdan açık beyaza kadar değişebileceğini ancak homojen bir görünüm sergilemesi gerektiğini vurguluyor. Gerçek kaşar peyniri kesildiğinde içinde yağ birikmemiş olması gerektiğini ifade eden uzmanlar, kesilen kaşarın su da salmaması gerektiğini kaydediyor. Ayrıca kaşar peynirinin doku olarak yumuşak ama tok bir yapısı olması gerektiği belirtiliyor.

Uzmanlar, gerçek kaşar peynirinin kendine özgü hafif tatlı ve sütlü bir kokuya sahip olduğunu kaydederek, kesildiğinde keskin ve rahatsız edici bir koku yayıyorsa, muhtemelen kalitesiz bir ürünle karşı karşıya olduğunuz uyarısında bulunuyor.&nbsp;

Gerçek ve sahte kaşar peynirini ayırırken geleneksel yollara başvurduklarını belirten vatandaşlar ise “Sahte kaşar peyniri kestiğinizde bıçağa yapışır, gerçek olan yapışmaz. Sahte kaşar peyniri yanar ve yoğun duman çıkar, gerçek olan yanmaz ve görüntü olarak daha pürüzsüz bir yapıya sahiptir.” diyor.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.sovtna.net/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Gerçek kaşar peyniri nasıl anlaşılır? - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 23 Oct 2024 14:50:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.sovtna.net/images/haber/24102024105233_2dd4eb1fea370b23ea68ed113d272b4f.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.sovtna.net/images/haber/24102024105233_2dd4eb1fea370b23ea68ed113d272b4f.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.sovtna.net/images/haber/24102024105233_2dd4eb1fea370b23ea68ed113d272b4f.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Obezite ameliyatlarından sonra oluşan deri sarkması tedavi edilebilir mi?]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.sovtna.net/haber-obezite-ameliyatlarindan-sonra-olusan-deri-sarkmasi-tedavi-edilebilir-mi-12933.html</guid>
                    <link>https://www.sovtna.net/haber-obezite-ameliyatlarindan-sonra-olusan-deri-sarkmasi-tedavi-edilebilir-mi-12933.html</link>
                    <description><![CDATA[]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Obezite, dünyada bir milyardan fazla insanın hayatını tehdit ediyor. Türkiye’de ise her üç kişiden biri obezite ile mücadele ediyor. Aşırı kilo problemi yaşayan bireyler, obezite ameliyatı olup kilo vererek sağlıklı bireyler haline geliyor. Hızlı kilo kaybı yaşayanlar, deri sarkması problemi ile karşı karşıya kalabiliyorlar. Peki deri sarkması tedavi edilebiliyor mu?Esmanur GÜLBAHAR / HERKES DUYSUN

BURSA (İGFA) - Plastik cerrahi uzmanları, Türkiye’de her yıl en az yarım milyon kişinin bariatrik cerrahiye başvurduğuna dikkat çekerek, bu ameliyatlardan sonra oluşabilecek deri sarkmalarının operasyon ile giderilebileceğini belirtiyor.


OBEZİTE AMELİYATLARINDAN SONRA EN ÇOK SARKAN BÖLGELER: KOL, BACAK, KARIN VE GÖĞÜS

Plastik cerrahi uzmanları, cildin zamanla kilo kaybına adapte olmaya çalıştığını fakat yine de deri sarkması yaşanabileceğini belirterek, sarkmaların profesyonel bir estetik müdahale ile giderilebileceğini kaydediyor. Vücutta en sık sarkmaların karın, bacaklar, göğüs ve kol bölgelerinde gerçekleştiğini ifade eden uzmanlar, karın bölgesinde gerçekleşen sarkmanın karın germe ameliyatı (abdominoplasti) ile diğer bölgelerdeki sarkmaların ise farklı cerrahi müdahaleler ile toparlanabileceğini söylüyor.

Plastik cerrahi uzmanları, bu ameliyatların yalnızca estetik görünüm sunmakla kalmayıp hastaların yaşam kalitelerini yükselttiğini ve kendilerini daha iyi hissetmelerini sağladığını da dile getiriyor.



“BİRDEN FAZLA BÖLGENİN AYNI ANDA AMELİYAT EDİLMESİ HER ZAMAN MÜMKÜN DEĞİL”

Uzmanlar, hastaların vücutlarında birden fazla bölgede deri sarkmasıyla karşılaşabildiğini fakat bütün bölgelerin aynı anda ameliyat edilmesinin her zaman mümkün olmadığına dikkat çekiyor.

Estetik cerrahi operasyonu için hastanın obezite ameliyatı sonrası iyileşme süresinin baz alındığını belirten uzmanlar, ameliyatın kişiye özel kademeli planlanarak yapıldığını ve kişilerin dikkat etmesi gereken birçok husus bulunduğu konusunda uyarıyor.



HASTA, DERİ SARKMASI AMELİYATINDAN SONRA NELER YAPMALI?

Ameliyat sonrası hastanın oldukça dikkatli olması gerektiğini belirten uzmanlar, deri altında sıvı birikimi oluşumunu engellemek ve ödemi azaltmak için korse kullanılması gerektiğinin altını çiziyor. Korse kullanımının 6 hafta boyunca devam etmesinin önemine dikkat çeken uzmanlar, fiziksel aktivitelere başlama süresinin ise 1-2 hafta civarında olduğunu belirtiyor.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.sovtna.net/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Obezite ameliyatlarından sonra oluşan deri sarkması tedavi edilebilir mi? - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 23 Oct 2024 14:38:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.sovtna.net/images/haber/24102024105237_a11ff0952f1bef57231db81e1013d56a.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.sovtna.net/images/haber/24102024105237_a11ff0952f1bef57231db81e1013d56a.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.sovtna.net/images/haber/24102024105237_a11ff0952f1bef57231db81e1013d56a.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[ Ege Üniversitesi “Herkes İçin Sağlık Kongresi"ne ev sahipliği yapacak]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.sovtna.net/haber-ege-universitesi-herkes-icin-saglik-kongresine-ev-sahipligi-yapacak-12732.html</guid>
                    <link>https://www.sovtna.net/haber-ege-universitesi-herkes-icin-saglik-kongresine-ev-sahipligi-yapacak-12732.html</link>
                    <description><![CDATA[]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 
                    Ege Üniversitesi bir önemli kongreye daha ev sahipliği yapacak. Bölgenin sağlık üssü Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi (EÜTF) tarafından “Ege Üniversitesi Herkes İçin Sağlık Kongresi” düzenlenecek.

Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi öncülüğünde  “İyi Yaşamın Merkezi İzmir, Sağlıklı Yaşamın Öncüsü Ege Üniversitesi” teması ile yapılacak olan kongre 31 Ekim – 01 Kasım 2024 tarihleri arasında EÜTF Muhiddin Erel Amfisinde gerçekleştirilecek. Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak’ın açılış konuşmasını yapacağı kongre, farklı disiplinlerden sağlık alanında ulusal ve uluslararası platformlarda çalışmalar yürüten araştırmacıları ve akademisyenleri bir araya getirecek.

Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, “Üniversitemiz, kuruluşundan bu yana 70 yıldır sağlık temalı bir üniversite olarak, sağlık alanında eğitim-öğretim başta olmak üzere hem bilimsel çalışmalarımızla hem de vatandaşlarımıza sunduğumuz sağlık hizmetlerimizle bölgemizde önemli bir misyona sahiptir. Bu akademik tecrübemizle, 31 Ekim-1 Kasım tarihlerinde Üniversitemiz Tıp Fakültesi Muhittin Erel Amfisinde ‘Herkes için Sağlık’ kongremizi gerçekleştireceğiz. Kongre kapsamında yapılacak oturumlarda alanlarında yetkin bilim insanları sağlığın önemine dikkat çekecekler. Bilgi ve deneyimlerini paylaşılacaklar. Sağlık alanında yenilikçi yaklaşımların tartışılacağı bir platform olacağına inandığım bilgi şölenimize herkesi davet ediyorum” dedi.

“Farklı disiplinlerden bilim insanları bir araya gelecek”

Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Devrim Bozkurt, “Tam akreditasyona sahip, öğrenci odaklı araştırma üniversitemiz, tıp eğitimi alanında hem ulusal hem de uluslararası arenada öncü konumda yer alıyor. Fakültemiz ile entegre sağlık hizmeti veren hastanemiz, kapasitesi ve donanımı ile her gün binlerce hastaya şifa dağıtıyor. Tıp Fakültemiz bir yandan eğitim öğretim ve araştırma geliştirme faaliyetlerini sürdürürken bir yandan da düzenlediği etkinliklerle akademik potansiyelini bilim dünyasıyla paylaşıyor. Bu kapsamda Türkiye’nin sağlık temalı bir araştırma üniversitesi olarak, sağlığın tüm yönleri ile tartışılacağı Ege Üniversitesi Herkes İçin Sağlık Kongresini gerçekleştireceğiz. Sağlık alanında multidisipliner yaklaşımların önem kazandığı günümüzde; farklı disiplinlerden bilim insanlarını bir araya getirerek bilgi ve deneyim paylaşımını güçlendirmeyi amaçlıyoruz. Program kapsamında, fiziksel, psikososyal ve sosyal sağlık konularını içeren zengin oturumlar yer alacak. Sağlığın bütüncül bir yaklaşımla  ele alınacağı kongremiz, sağlıklı bir gelecek için atılacak adımlara, geliştirilecek stratejilere yol gösterici olacak” dedi. 

Türkiye’nin tıp eğitimindeki 70 yıllık potansiyeli

 Onursal başkanlığını Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak’ın yaptığı bilimsel programın kongre başkanlığını ise Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Devrim Bozkurt üstleniyor.  Kongre, Türkiye’nin tıp eğitimindeki 70 yıllık potansiyeli, sorumluluğu ve gelecek vizyonu doğrultusunda;   Tıp, Diş Hekimliği,  Eczacılık, Edebiyat,  Eğitim, Su Ürünleri, Sağlık Bilimleri, Güzel Sanatlar, Tasarım ve Mimarlık, Hemşirelik, Ziraat, Spor Bilimleri, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültelerinin iş birliği ile düzenlenecek.

Fiziksel, Psikososyal  ve Sosyal Sağlık

Kongre kapsamında, “Fiziksel Sağlık”, “Psikososyal Sağlık”,  “Sosyal Sağlık” ana başlıklarında düzenlenecek olan oturumlarda alanlarında yetkin bilim insanları farklı konularda sunumlar yapacak. “Fiziksel Sağlık” ana başlığı altında, Yaşam İçinde Sağlığın Korunması - Sürdürülebilmesi: Gıda Güvenliği ve Beslenme; Güncel Sorunlar ve Çözümler; Çevre ve Sağlık konuları masaya yatırılırken, “Psikososyal Sağlık” teması ile Bağımlılıklar, Duygusal Sağlık konuları tartışılacak. “Sosyal Sağlık” başlıklı oturumlarda ise Yaşam Alanlarımız, Sosyal Yaşamda Değişim İhtiyacı, Herkes İçin Sağlık - Tek Sağlık konuları ele alınacak. Ayrıca kongre kapsamında farklı konularda uydu sempozyumlar ve sözel sunumlar da yapılacak. Özellikle  ‘Herkes için Sağlık Herkes için Yapay Zeka’ konferansının ilgiyle karşılanması bekleniyor.    

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

                 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.sovtna.net/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[ Ege Üniversitesi “Herkes İçin Sağlık Kongresi"ne ev sahipliği yapacak - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 22 Oct 2024 07:53:03 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.sovtna.net/images/haber/22102024165735_752f62961f0d8cd676cadef4bae9ad4a.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.sovtna.net/images/haber/22102024165735_752f62961f0d8cd676cadef4bae9ad4a.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.sovtna.net/images/haber/22102024165735_752f62961f0d8cd676cadef4bae9ad4a.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[65 yaş üstü kadınlar her yıl kemik ölçümü yaptırmalı!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.sovtna.net/haber-65-yas-ustu-kadinlar-her-yil-kemik-olcumu-yaptirmali-12612.html</guid>
                    <link>https://www.sovtna.net/haber-65-yas-ustu-kadinlar-her-yil-kemik-olcumu-yaptirmali-12612.html</link>
                    <description><![CDATA[]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Osteoporozun, yaşam süresinin uzaması ve sağlıksız yaşam tarzları nedeniyle her geçen gün daha fazla görüldüğünü kaydeden uzmanlar, ileri yaş kadınlarda hormon değişikleri sonucu daha şiddetli görüldüğünü söyledi.İSTANBUL (İGFA) - Osteoporoz yaşam süresinin uzamasıyla birlikte daha sık görülüyor

Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahı Op. Dr. İdris Avcı, 20 Ekim Dünya Osteoporoz Günü nedeniyle kemik sağlığı ile ilgili kadınlara tavsiyelerde bulundu.

Osteoporozun, sedanter yaşam tarzı, kötü beslenme alışkanlıkları ve yaşam süresinin uzamasıyla birlikte daha sık görüldüğüne dikkat çeken Op. Dr. İdris Avcı, “Erkek ve kadınlarda osteoporoz oluşma riski vardır, fakat ileri yaş kadınlarda hormon değişikleri sonucu daha şiddetli olarak karşımıza çıkıyor. Uzun süreli steroid kullanımı, diyaliz ve organ nakli geçmişi olan immünsüpresif insanlarda (bağışıklık sisteminin aktivasyonu veya etkinliği azalan) daha genç yaşta osteoporoz görülebilir. Kemik yoğunluğu azaldıkça, vücudumuzu taşıyan kemiklerin ve özellikle omurga, kalça ve diz eklemlerindeki yükler artar. Şiddetli sırt, bel ve kalça ağrıları, yürüme mesafesinde azalma ve basit travmalar sonucu bile kemik kırıkları ortaya çıkabilir. Bu nedenle kemik sağlığımızı korumak için erkenden yol almamız gerekecektir.” dedi.

Her insanın yaşlandıkça kemik yoğunluğunun azaldığını ve osteoporoza aday olduğunu ifade eden Op. Dr. İdris Avcı, “Çocukluk çağından itibaren kalsiyum ve magnezyumdan zengin beslenerek (ıspanak gibi yeşil yapraklı sebzeler, brokoli, domates, patates, süt ve süt ürünleri)&nbsp; depolarımızı arttırabiliriz. Düzenli egzersizler ile kilo alımına dikkat ederek kemiklerimize binecek yükü azaltıp, kas sistemimizi güçlendirebiliriz. Vitamin D eksikliği de osteoporoza zemin hazırladığı ispatlanmıştır. Bu nedenle olabildikçe dışarda temiz havada vakit geçirmemiz ve güneş ışığından faydalanmamız gerekecektir. Ofis çalışanları gibi günün çoğunu kapalı alanda geçiren insanlar için D vitamini içeren gıda takviyesi kullanabilirler.” şeklinde konuştu.

65 YAŞ ÜSTÜ KADINLAR YILLIK KEMİK DANSİTOMETRİSİ ÖLÇÜMÜ YAPTIRMALI

&nbsp;Osteoporoz tanısı alan kişilerin mutlaka omurga cerrahisi ve endokrinoloji hekimlerine muayene olması gerektiğine de işaret eden Op. Dr. İdris Avcı, “Osteoporoz araştırma ve önleme topluluğu, 65 yaş üstü kadınların yıllık kemik dansitometrisi ölçümü yaptırmalarını öneriyor. Diyabeti olan, uzun süreli steroid kullanan ve immünsüpresif insanlar için endokrinoloji ve omurga cerrahisinin belirlediği risk oranına göre daha erken yaşlarda kemik ölçüm taramaları öneriliyor. Erkeklerde ise o kadar keskin veriler bulunmuyor ve rutin olarak kemik dansitometri ölçümü yapılması sadece özellikli durumlarda tavsiye ediliyor” şeklinde sözlerini tamamladı.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.sovtna.net/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[65 yaş üstü kadınlar her yıl kemik ölçümü yaptırmalı! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 20 Oct 2024 10:54:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.sovtna.net/images/haber/21102024113646_4d538a2726ccd981dfdcf3e43ce32c8d.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.sovtna.net/images/haber/21102024113646_4d538a2726ccd981dfdcf3e43ce32c8d.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.sovtna.net/images/haber/21102024113646_4d538a2726ccd981dfdcf3e43ce32c8d.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Soğuk Havalarda Oluşabilecek Hastalıklara Dikkat!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.sovtna.net/haber-soguk-havalarda-olusabilecek-hastaliklara-dikkat-12545.html</guid>
                    <link>https://www.sovtna.net/haber-soguk-havalarda-olusabilecek-hastaliklara-dikkat-12545.html</link>
                    <description><![CDATA[Soğuk Havalarda Oluşabilecek Hastalıklara Dikkat!
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Soğuk Havalarda Oluşabilecek Hastalıklara Dikkat!

Kış mevsimi, düşen sıcaklıklar ve değişen hava koşulları ile birlikte insan sağlığı üzerinde önemli etkilere sahiptir. Soğuk hava, özellikle bağışıklık sistemini zayıflatan faktörlerle birleştiğinde çeşitli hastalıklara zemin hazırlar. Bu dönemde en yaygın görülen hastalıklar ve alınması gereken önlemler şunlardır:

1. Soğuk Algınlığı ve Grip

Soğuk havalarda en sık karşılaşılan hastalıklar arasında soğuk algınlığı ve grip bulunur. Her iki hastalık da viral enfeksiyonlardan kaynaklanır ve genellikle burun akıntısı, boğaz ağrısı, öksürük, baş ağrısı ve halsizlik gibi belirtilerle kendini gösterir. Grip, soğuk algınlığına göre daha ağır seyreder ve yüksek ateş, kas ağrıları gibi ek semptomlarla da belirginleşir.

Önlemler:

Ellerin sık sık sabunla yıkanması ve yüzeylerin dezenfekte edilmesi,

Bağışıklık sistemini güçlendirmek için dengeli ve vitamin açısından zengin beslenmek,

Kalabalık ve kapalı ortamlardan mümkün olduğunca kaçınmak,

Grip aşısı olmak, özellikle risk grupları (yaşlılar, çocuklar ve kronik hastalığı olanlar) için önemlidir.


2. Bronşit ve Zatürre

Soğuk hava, solunum yollarında enfeksiyonlara neden olarak bronşit ve zatürre gibi daha ciddi hastalıkları tetikleyebilir. Özellikle astım ya da KOAH gibi solunum yolu hastalıkları olan kişilerde bu durum daha yaygındır. Bronşit, bronşların iltihaplanması sonucu ortaya çıkar ve uzun süreli öksürük, balgam üretimi gibi semptomlarla karakterizedir. Zatürre ise akciğerlerin iltihaplanması olup yüksek ateş, nefes darlığı ve şiddetli öksürükle kendini gösterir.

Önlemler:

Soğuk havalarda dışarı çıkarken ağız ve burnu kapatacak şekilde giyinmek,

Sigara içmemek ve sigara dumanından uzak durmak,

Bol sıvı tüketmek, özellikle ılık içecekler solunum yollarını rahatlatır,

Soğuk algınlığı ya da grip belirtileri görüldüğünde tedaviyi aksatmamak, ilerlemesini önlemek için bir doktora başvurmak.


3. Sinüzit

Sinüzit, sinüslerin iltihaplanmasıyla ortaya çıkan bir hastalıktır ve soğuk havalarda sinüs kanallarının tıkanmasıyla daha sık görülür. Özellikle sık sık soğuk algınlığı geçiren bireylerde sinüzit riski artar. Baş ağrısı, yüz bölgesinde basınç hissi, burun tıkanıklığı ve sarı-yeşil burun akıntısı gibi belirtilerle kendini gösterir.

Önlemler:

Burun içini düzenli olarak tuzlu suyla temizlemek,

Nemli ortamlarda bulunmak, kuru hava sinüs kanallarını daha fazla tıkayabilir,

Soğuk havalarda baş ve yüz bölgesini koruyacak şekilde giyinmek,

Tedaviye yönelik ilaçları doktor kontrolünde kullanmak.


4. Soğuk Yanığı ve Donma

Aşırı soğuk hava, cildin donmasına ve soğuk yanıklarına neden olabilir. Özellikle kulaklar, burun, parmaklar ve yanaklar gibi açıkta kalan bölgeler bu duruma daha yatkındır. Donma, ciltte beyazlaşma, uyuşma ve sertleşme gibi belirtilerle başlar ve tedavi edilmezse ciddi hasarlar verebilir.

Önlemler:

Soğuk havalarda vücudu tamamen kapatan, katmanlı kıyafetler giymek,

El, ayak ve baş bölgesini ekstra koruyucu giysilerle muhafaza etmek,

Uzun süre dışarıda kalmamaya özen göstermek, soğuk ortamlarda çalışıyorsanız molalar vererek iç mekanlarda ısınmak,

Alkol tüketiminden kaçınmak, alkol damarları genişleterek vücut ısısının hızla kaybolmasına neden olabilir.


5. Romatizmal Hastalıklar

Soğuk hava, özellikle romatizmal hastalıklara sahip bireylerde eklem ağrılarının artmasına yol açabilir. Düşük sıcaklıklar kas ve eklemleri olumsuz etkileyerek sertleşme ve ağrı şikayetlerini artırır.

Önlemler:

Düzenli egzersiz yapmak, soğuk havalarda dahi kas ve eklem hareketlerini sürdürmek,

Sıcak ortamlarda bulunmak ve eklemleri sıcak tutacak giysiler giymek,

Beslenme düzenine dikkat ederek D vitamini ve kalsiyum açısından zengin besinler tüketmek,

Gerektiğinde ağrı kesici ya da romatizma ilaçlarını kullanmak.


Sonuç

Soğuk havalarda vücudun bağışıklık sistemi zayıflayabilir ve bu dönemde daha fazla hastalıkla karşılaşılabilir. Ancak uygun önlemler alındığında bu riskler büyük ölçüde azaltılabilir. Dengeli beslenme, düzenli egzersiz, hijyen kurallarına dikkat etme ve uygun kıyafetlerle korunma, kış hastalıklarına karşı en etkili savunma yöntemlerindendir. Sağlıklı bir kış geçirmek için bağışıklık sistemini güçlendirecek adımlar atmak ve vücut sinyallerini dikkate almak büyük önem taşır.

 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.sovtna.net/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Soğuk Havalarda Oluşabilecek Hastalıklara Dikkat! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 19 Oct 2024 20:19:08 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.sovtna.net/images/haber/soguk-havalarda-olusabilecek-hastaliklara-dikkat-232101-20241019.jpeg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.sovtna.net/images/haber/soguk-havalarda-olusabilecek-hastaliklara-dikkat-232101-20241019.jpeg"/>
                    <enclosure url="https://www.sovtna.net/images/haber/soguk-havalarda-olusabilecek-hastaliklara-dikkat-232101-20241019.jpeg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[KALP KRİZİNİN BELİRTİLERİ NELERDİR?]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.sovtna.net/haber-kalp-krizinin-belirtileri-nelerdir-12481.html</guid>
                    <link>https://www.sovtna.net/haber-kalp-krizinin-belirtileri-nelerdir-12481.html</link>
                    <description><![CDATA[KALP KRİZİNİN BELİRTİLERİ NELERDİR?]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ KALP KRİZİNİN BELİRTİLERİ NELERDİR?
Kalp krizi, kalp kasına yeterince oksijen gitmediğinde meydana gelir. 
Kalp krizinin belirtileri şunlar olabilir:
*Göğsün ortasında veya sol tarafında baskı, sıkışma, dolgunluk veya yanma hissi. Bu ağrı genellikle birkaç dakikadan uzun sürer veya gelip geçer.
*Kol, sırt, boyun, çenede ağrı. Ağrı yalnızca göğüste kalmayıp bu bölgelerde de hissedilebilir.
*Özellikle efor sarf etmeden aniden nefes almakta zorlanma.
*Soğuk terleme şeklinde aniden gelişen terleme.
Baş dönmesi veya bayılma hissi: Ani baş dönmesi, bayılacakmış gibi hissetme.
*Mide bulantısı, hazımsızlık veya kusma hissi.
*Özellikle kadınlarda belirgin olan, nedeni açıklanamayan ani ve yoğun yorgunluk.
Kalp hastalıklarının erken teşhisi için düzenli kalp kontrolleri yapmak önemlidir. Kalp krizi belirtileri kişiden kişiye farklılık gösterebilir ve bazı kişilerde ağrı hafif olabilir. Özellikle belirtiler aniden ortaya çıkarsa acil tıbbi yardım alınması önem arz etmektedir.
Uzm. Dr. Cuma KURTDERE
Kardiyoloji Uzmanı @uzm.dr.cuma_kurtdere ]]> </content:encoded><category domain="https://www.sovtna.net/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[KALP KRİZİNİN BELİRTİLERİ NELERDİR? - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 18 Oct 2024 17:20:56 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.sovtna.net/images/haber/kalp-krizinin-belirtileri-nelerdir-202303-20241018.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.sovtna.net/images/haber/kalp-krizinin-belirtileri-nelerdir-202303-20241018.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.sovtna.net/images/haber/kalp-krizinin-belirtileri-nelerdir-202303-20241018.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[PANİK ATAKTA NEFES EGZERSİZLERİNİN ÖNEMİ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.sovtna.net/haber-panik-ataktanefes-egzersizlerininonemi-12196.html</guid>
                    <link>https://www.sovtna.net/haber-panik-ataktanefes-egzersizlerininonemi-12196.html</link>
                    <description><![CDATA[PANİK ATAKTA NEFES EGZERSİZLERİNİN ÖNEMİ]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ PANİK ATAKTA NEFES EGZERSİZLERİNİN ÖNEMİ

Samandağ Belediyesi Toplum Merkezi’ne bağlı Psikolojik Danışmanlık Birimi deprem sonrası toplumumuzda sık görülen bir bozukluk olan panik ataka dikkat çekti.

Panik atakta nefes egzersizlerinin önemine değinen Samandağ Belediyesi Toplum Merkezinde görevli Uzm. Psk. Ali Toprak yaptığı açıklamada; öncelikle Samandağ Belediyesi Toplum Merkezi’ni hayata geçiren Samandağ Belediye Başkanı Emrah Karaçay’a teşekkür ederek, ücretsiz olarak hizmet veren Samandağ Belediyesi Toplum Merkezinin ihtiyaç halinde her zaman vatandaşlarımızın yanında olacağını belirtti. 

PANİK ATAKTA NEFES EGZERSİZLERİNİN ÖNEMİ
Panik atak, birçok insanın yaşayabileceği bir hastalıktır. Aniden başlayan bu hastalığı başta anlamlandırmak zor olsa da neler olduğunu öğrendikçe başa çıkmak kolaylaşır. Panik atak genellikle “ölecekmiş hissi” ile tanımlanır. Ansızın gelen ataklarda; nefes darlığı, kalp çarpıntısı, titreme, karıncalanma, aklını kaçırma korkusu gibi semptomlar en yaygın görülen belirtilerdir. 
Panik Atağın Diğer Belirtileri
Çarpıntı
Göğüs ağrısı veya göğüste sıkıntı hissi
Nefes darlığı, boğulacakmış gibi olma
Aşırı terleme
Titreme, sarsılma, silkelenme duygusu
Bulantı, karın ağrısı
Ani üşüme, ani ürperme, ateş basması
Başta/beyinde uyuşma, karıncalanma
Baş dönmesi, sersemlik hissi, düşecekmiş veya bayılacakmış gibi olma duygusu
Gerçekdışılık duyguları... yani yaşadıkları gerçek mi değil mi gibi çelişkiler yaşama
Benliğe yabancılaşma
Ölüm korkusu, kalp krizi geçiriyormuş duygusu
Kontrolünü kaybedeceği ya da delireceği korkusu

Panik atak anları, atakların yoğunluğuna ve sıklığına göre değişse dahi son derece yorucu ve zorlayıcı olabilir. Ataklarda yaşanan fiziksel semptomlar sonrasında yoğun bir halsizlik ya da uyku hali görülmesi normaldir. Panik atak hastalığıyla baş etmek istiyorsak öncelikle bu durumun fizyolojik değil psikolojik bir durum olduğunun farkında olmamız gerekir.
Nefes darlığı, en sık görülen ve en zorlayıcı panik atak semptomların başında gelir. Ataklarda nefes almak bazen o kadar zordur ki bu nefes alamama hali ölüm korkusuna kadar ilerler. Bu evre atak yaşayan kişiyi daha büyük bir kaosa sürükler ve bu aslında panik ataklarda en istenmeyen durumdur. Unutmayın panik atak yaşıyor olsanız dahi aslında nefes almanıza engel olacak fiziksel bir sebep yoktur. Yani bu durum aslında nefes alamayacağınız düşüncesinin çok yoğun ve gerçekçi olmasından kaynaklanmaktadır. Bu sebeple o anlarda rahatlamayı sağlayabilecek en önemli yollardan birisi nefes egzersizleridir. 
Nefes Egzersizi Nedir?
Şimdi derin bir nefes alın ve bu nefesi yavaşça verin. Birkaç kez tekrarladığınızda rahatladığınızı hissetmeye başlayacaksınız. Panik atakta nefes egzersizleri çok büyük önem taşır. Çünkü panik atak esnasında solunum çok hızlı ve sıktır. Bu da atakları tetikler ve nefes alamadığınız düşüncesini yoğunlaştırır. 
Nefes egzersizi temelde vücuda giren oksijen miktarını arttırmak ve kan basıncını dengelemeyi sağlar. Nefes alma hızımızı azaltarak vücut ritmini düzenlemeyi amaçlarız. Yeterli miktarda ve gereken sürede alıp verebileceğimiz derin nefeslerle birlikte, kalp atışı yavaşlar, kan basıncı dengelenir, vücutta titreme azalır, kaygı ve korku gibi duygular hafifler. Zaten bunlar panik atak anlarında yaşanılan belirtilerin büyük bir kısmıdır. Nefes egzersizi sayesinde panik atak semptomlarını azaltabilecek döngüyü başlatmış oluruz aslında. Yani panik atak yaşamaya başladığınızı fark ettiğiniz anda yapacağınız nefes egzersizleri ile atakları daha başındayken hafifçe atlatabilirsiniz.
Panik Atak İçin Nefes Egzersizleri Nasıl Yapılır?
Nefes egzersizinde amaç; mümkün olduğu kadar bol miktarda, yani mümkün olduğunca derin nefes alabilmek ve o nefesi bir süre vücutta tuttuktan sonra yavaş yavaş vermektir. Burundan yavaşça alınan derin nefesi birkaç saniye bekledikten sonra daha yavaş bir şekilde yumuşatarak ağızdan veriyor olmalıyız. Aslında son derece basit ve pratik bir egzersizdir. Bu noktada işinize yarayabilecek bir diğer husus, nefesleri diyafram nefesi şeklinde alıp vermek olabilir. Diyafram nefesi kullandığınızı anlamanın yolu, nefes alma ve verme anında karnınızın hareketlerine bakmaktır. Bunun için elinizi karnınızın üzerine koymayı deneyebilirsiniz. Nefes aldığınızda eliniz yukarı kalkmalı yani karnınız şişmeli ve nefes verdiğinizde eliniz aşağı inmeli yani karnınız sönmeli. Diyafram nefesine alışmak için günlük rutin egzersizler yapmanız faydalı olacaktır. Atak anlarında, rahatladığınızı hissedene kadar nefes egzersizlerine devam etmelisiniz. Bir süre sonra vücut ritminizin tekrar düzene girdiğini fark edersiniz. Bu sayede panik atakları daha kısa sürede ve daha hafif şekilde atlatmak mümkün olabilir.
Ancak egzersizlere rağmen panik ataklarla başa çıkamadığınızı düşünüyorsanız mutlaka bir uzman desteğine başvurmalısınız. Uzman eşliğinde başlatacağınız süreç, panik atağın altında yatan sebebi bulmanızı, tetikleyen ve söndüren durumları keşfetmenizi ve başa çıkma yolları geliştirmenizi sağlayacaktır. Bizler Samandağ Belediyesi Toplum Merkezimizde tüm Samandağ halkına ücretsiz olarak psikolojik destek hizmeti vermekteyiz. Bu hizmetten faydalanmak isteyen tüm vatandaşlarımızı merkezimizde ağırlamaktan mutluluk duyarız. Sağlıkla kalın…


 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.sovtna.net/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[PANİK ATAKTA NEFES EGZERSİZLERİNİN ÖNEMİ - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 07 Oct 2024 19:06:53 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.sovtna.net/images/haber/panik-ataktanefes-egzersizlerininonemi-220746-20241007.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.sovtna.net/images/haber/panik-ataktanefes-egzersizlerininonemi-220746-20241007.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.sovtna.net/images/haber/panik-ataktanefes-egzersizlerininonemi-220746-20241007.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Bakırköy Belediyesi Tıp Merkezi yenileniyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.sovtna.net/haber-bakirkoy-belediyesi-tip-merkezi-yenileniyor-12132.html</guid>
                    <link>https://www.sovtna.net/haber-bakirkoy-belediyesi-tip-merkezi-yenileniyor-12132.html</link>
                    <description><![CDATA[]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Vatandaşların istedikleri hizmete daha konforlu alanda ulaşabilmesi için çalışmalarını sürdüren Bakırköy Belediyesi, bünyesindeki Tıp Merkezi’nde bakım onarım ve tadilat çalışmaları gerçekleştirerek yepyeni binasıyla hizmet verecek.İSTANBUL (İGFA)&nbsp;- Bakırköy Belediye Başkanı Doç. Dr. Ovalıoğlu’nun göreve gelmesinin ardından, vatandaşların bolca vakit geçirdiği açık alanların yanı sıra belediye bünyesindeki binalarda da yenileme çalışmaları hız kazandı. Vatandaşların daha konforlu bir şekilde sağlık hizmeti alabilmesi için harekete geçen belediye ekipleri, Bakırköy Belediyesi Tıp Merkezi’nde bakım, onarım ve tadilat çalışması gerçekleştiriyor. Polikliniklerde başlayan yenileme çalışmaları, Bakırköylülerin hizmetlerden geri kalmaması adına tek tek yapılacak. Tıp merkezi genelindeki bakım, onarım ve tadilat çalışmaları bittiğinde vatandaşlar daha konforlu bir alanda sağlık hizmetleriyle buluşacak.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.sovtna.net/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Bakırköy Belediyesi Tıp Merkezi yenileniyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 03 Oct 2024 09:13:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.sovtna.net/images/haber/04102024102757_3ab0615b718866203d117fdec1cdf1f7.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.sovtna.net/images/haber/04102024102757_3ab0615b718866203d117fdec1cdf1f7.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.sovtna.net/images/haber/04102024102757_3ab0615b718866203d117fdec1cdf1f7.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Sıcak suyla duş almak cildi kurutabilir]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.sovtna.net/haber-sicak-suyla-dus-almak-cildi-kurutabilir-10462.html</guid>
                    <link>https://www.sovtna.net/haber-sicak-suyla-dus-almak-cildi-kurutabilir-10462.html</link>
                    <description><![CDATA[]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Banyo yapmanın vücuttaki kir, ter, yağ ve ölü deri hücrelerini temizlemesinin yanı sıra kişiye rahatlama ve tazelenme hissi de verdiğini belirten İç Hastalıkları ve Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Nevrez Koylan, "Düzenli banyo yapma alışkanlığı, bakteri ve mikropların birikmesini önleyerek enfeksiyon riskini azaltır" dedi.İSTANBUL (İGFA) - Banyo yapma sıklığına dair bilimsel araştırmalar, her bireyin ihtiyaç duyduğu aralığın farklı olduğunu gösteriyor.

Banyo yapma sıklığının bireysel ihtiyaçlara, yaşam tarzına ve sağlık durumuna göre değişiklik gösterebildiğini paylaşan&nbsp; İç Hastalıkları ve Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Nevrez Koylan, “Genel olarak haftada 2-3 kez banyo yapmak cilt sağlığını korumak için yeterli olur. Ancak fiziksel olarak aktif olan veya sıcak iklimlerde yaşayan kişiler daha sık banyo yapabilirler. Önemli olan banyo yaparken cildi koruyacak ürünler kullanmak ve banyo sonrası cildi nemlendirmek” dedi.

BANYO SÜRESİ 15 DAKİKAYI GEÇMEMELİ

Banyoda cilt tipine uygun, sabun içermeyen ve pH dengeli temizleyiciler kullanmanın önemli olduğunu hatırlatan İç Hastalıkları ve Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Nevrez Koylan, “Her gün banyo yapmak, cildin doğal yağlarını ve mikroorganizmaları yok ederek cilt bariyerini zayıflatabilir. Bu durum cildin kurumasına, kaşınmasına ve tahriş olmasına yol açabilir. Ayrıca aşırı temizlik cilt florasını bozarak zararlı bakterilerin üremesine zemin hazırlayabilir. Uzun süre banyoda kalmak da cildi kurutabilir. Bu yüzden banyo süresi 10-15 dakika ile sınırlandırılmalı. Banyodan sonra cildi nemlendirmek de çok önemli ancak kişinin cilt tipine uygun bir nemlendirici ürün seçmesi gerekir.”



PROF. DR. NEVREZ KOYLAN, BANYO YAPMA SIKLIĞINI ETKİLEYEN 4 FAKTÖRÜ ŞÖYLE SIRALADI:

Yaşam tarzı ve aktivite düzeyi: Fiziksel olarak aktif olan bireyler, ter ve kir birikimini daha fazla yaşayacakları için daha sık banyo yapma ihtiyacı hissedebilirler. Sporcular, fiziksel ağırlıklı işlerde çalışanlar ve düzenli egzersiz yapan kişiler genelde günlük banyo yapmayı tercih ederler.

Cilt tipi: Cilt tipi, banyo yapma sıklığını belirlemede önemli bir faktördür. Kuru cilde sahip kişiler ciltlerini korumak için daha az sıklıkla banyo yapmalıdır. Aksi halde cildin doğal yağı azalacağı için kuruluk ve tahriş daha kolay oluşabilir. Yağlı ciltliler ise daha sık banyo yaparak fazla yağ birikimini kontrol altında tutabilirler.

İklim ve çevresel faktörler: Sıcak ve nemli iklimlerde yaşamak, terlemeyi dolayısıyla da banyo yapma ihtiyacını artırır. Soğuk ve kuru iklimlerde ise banyo sıklığı azaltılabilir, çünkü cilt daha fazla kuruma eğilimindedir.

Sağlık durumu ve hijyen ihtiyaçları: Bazı sağlık koşulları banyo yapma sıklığını etkileyebilir. Örneğin egzama veya sedef hastalığı gibi cilt rahatsızlıkları olan bireyler, doktorlarının önerdiği sıklıkta banyo yapmalı. Ayrıca bağışıklık sistemi zayıf olan kişiler, enfeksiyon riskini azaltmak için kişisel hijyenlerine daha fazla dikkat etmeli.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.sovtna.net/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Sıcak suyla duş almak cildi kurutabilir - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 24 Jul 2024 13:51:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.sovtna.net/images/haber/24072024193922_7cd150eb068cfe4fabc3372bf389710a.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.sovtna.net/images/haber/24072024193922_7cd150eb068cfe4fabc3372bf389710a.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.sovtna.net/images/haber/24072024193922_7cd150eb068cfe4fabc3372bf389710a.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Yüksek sıcaklıklar neden sinirlendirir?]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.sovtna.net/haber-yuksek-sicakliklar-neden-sinirlendirir-10342.html</guid>
                    <link>https://www.sovtna.net/haber-yuksek-sicakliklar-neden-sinirlendirir-10342.html</link>
                    <description><![CDATA[]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Yaz aylarının yüksek sıcaklıklarının, birçok insanın duygusal durumunu olumsuz etkileyebildiğini dile getiren uzmanlar, vücut ısısını dengede tutmada yaşanan zorluğun, zihinsel ve duygusal stresi artırdığını söylüyor.İSTANBUL (İGFA) - Uzman Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, sıcak havaların sinirlilik ve öfke duygularını nasıl artırdığı konusunu değerlendirdi.

Yüksek sıcaklıkların bireylerin duygusal dalgalanmalar yaşamasına neden olabileceğini belirten Uzman Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Yüksek sıcaklıklar, vücutta fizyolojik bir strese neden olabilir. Bu durum, kortizol gibi stres hormonlarının seviyelerini artırarak gerginlik ve öfke duygusunu tetikleyebilir. Ayrıca, sıcak havalarda terleme ve su kaybı rahatsızlık hissine yol açarak bireylerin sabırsız ve huzursuz hissetmelerine neden olabilir. Termal konforun bozulması, yani vücut ısısını dengede tutmada yaşanan zorluk, zihinsel ve duygusal stresi artırır.” dedi.

UYKU KALİTESİNİ DE OLUMSUZ ETKİLİYOR

Ayrıca, sıcak havanın, uyku kalitesini de olumsuz etkilediğini dile getiren Uzman Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Yetersiz ve kalitesiz bir uyku düzenine sahip olan kişiler, duygusal dengelerinin olumsuz etkilenmesi nedeniyle kolayca sinirlenebilirler. Genel olarak, sıcak havaların bireylerin sinir sistemine doğrudan veya dolaylı olarak etkisi, sinirlilik düzeylerini artırabilir.” şeklinde konuştu.

Uzman Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Yüksek sıcaklıklar bireylerin duygusal dalgalanmalarını etkileyebilir. Araştırmalar, bu durumun fizyolojik strese yol açtığını ve bunun sonucunda anksiyete, depresif belirtiler ve saldırganlık gibi duygusal durumların arttığını göstermektedir. Ayrıca, sıcak hava bireylerin günlük yaşamlarında daha sabırsız ve toleranssız olmalarına da neden olabilir.” dedi.

Fizyolojik ve psikolojik faktörlerin kombinasyonunun, sıcak hava ile sinirlilik arasındaki bağlantıyı etkileyebildiğini dile getiren Uzman Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Yüksek sıcaklıklar, vücutta doğrudan bir stres yaratır. Bu stres, vücut ısısının düzenlenmesi için daha fazla enerji harcanmasına yol açar ve bu da bireylerin daha çabuk yorulmasına ve sinirlenmesine neden olabilir. Terleme ve su kaybı, vücutta rahatsızlık hissine yol açar ve bu durum, kişinin sabrını ve tahammülünü azaltabilir. Psikolojik açıdan, sıcak havanın beyindeki serotonin seviyelerini düşürebileceği düşünülmektedir. Serotonin, ruh hali düzenlemesinde önemli bir rol oynar ve düşük seviyeleri sinirlilik ve agresif davranışları tetikleyebilir. Ayrıca, sıcak hava, insanların günlük rutinlerini ve rahatlıklarını bozarak stres seviyelerini artırabilir.” diye konuştu.

YAŞLILAR VE ÇOCUKLAR SICAK HAVADAN DAHA FAZLA ETKİLENİYOR!

Daha savunmasız yaş gruplarında (yaşlılar ve çocuklar gibi) veya belirli koşullarda bulunan bireylerde sinirliliğin daha belirgin olabileceğine dikkat çeken Uzman Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Yaşlıların vücut ısı düzenleme mekanizmaları daha az etkili olduğu için sıcak havalarda daha fazla fizyolojik stres yaşanabilir. Bu durum, onların daha çabuk yorulmalarına ve gergin hissetmelerine yol açabilir. Çocuklar da metabolizmalarının hızlı çalışması ve vücutlarının daha fazla su kaybetmesi nedeniyle sıcak havaya karşı daha hassas olabilirler, bu da gerginlik düzeylerini artırabilir. Kalp rahatsızlığı, diyabet veya solunum sorunları gibi kronik hastalıkları olan bireyler de sıcak havanın etkilerine karşı daha hassas olabilirler; bu, stres ve rahatsızlık hissini artırarak daha gergin hissetmelerine neden olabilir. Ayrıca, açık havada çalışan işçiler veya uzun süre dışarıda kalan kişiler, fazla su kaybı nedeniyle sıcak havanın olumsuz etkilerini daha yoğun yaşayabilirler.” şeklinde bilgi verdi.



Empati göstermek önemli



Sıcak havalarda sağlıklı iletişim kurabilmek için önerilerde de bulunan Uzman Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Serin ortamlarda kalmak, bol su içmek, derin nefes almak, meditasyon ve gevşeme egzersizleri gibi stres yönetimi tekniklerini uygulamak, günün en sıcak saatlerinde dışarıda olmaktan kaçınmak, aktiviteleri sabah erken veya akşam geç saatlere planlamak, sıcak havanın herkes üzerinde benzer etkiler yaratabileceğini unutmamak ve diğer insanlara karşı empati göstermek önemlidir. Ayrıca, aşırı fiziksel aktivitelerden kaçınarak hafif egzersizler yapmak hem fiziksel hem de zihinsel sağlığınızı korumanıza yardımcı olabilir.”
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.sovtna.net/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Yüksek sıcaklıklar neden sinirlendirir? - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 23 Jul 2024 10:26:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.sovtna.net/images/haber/23072024200911_46e90985496a231f8b722a27f44a9ca4.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.sovtna.net/images/haber/23072024200911_46e90985496a231f8b722a27f44a9ca4.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.sovtna.net/images/haber/23072024200911_46e90985496a231f8b722a27f44a9ca4.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Sağlık turizminde yeni soluk... Doktorların dijital ikizleri konuşuyor!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.sovtna.net/haber-saglik-turizminde-yeni-soluk-doktorlarin-dijital-ikizleri-konusuyor-10229.html</guid>
                    <link>https://www.sovtna.net/haber-saglik-turizminde-yeni-soluk-doktorlarin-dijital-ikizleri-konusuyor-10229.html</link>
                    <description><![CDATA[]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Sağlık turizminde Türkiye’ye gelerek tedavi olmak isteyen hastalar doktorların dijital ikizlerinin verdiği tıbbi bilgilendirmelerle seçimlerini yapabilecekler.İSTANBUL (İGFA) - Yapay zeka destekli dijital ikizler sağlık sektöründe devrim yaratmada hayati bir rol oynamaya hazırlanıyor.&nbsp;&nbsp;

Sağlık turizminde Türkiye’ye gelerek tedavi olmak isteyen hastalar artık doktorların dijital ikizlerinin verdiği tıbbi bilgilendirmelerle seçimlerini yapabilecekler. Rotary Örsçelik Balkan Yapay Zeka Ödülü’nü kazanan Metaentry firmasının yeni projesi ile artık doktorlar sanal kopyaları ile hastalarına seslenebilecekler.

MetaEntry Yönetim Kurulu Başkanı Nihat Özkurt, sağlık turizminde dijital ikizlerin kullanımına yönelik yenilikçi projeleri ile dijital ikizlerin, doktorların fiziksel video çekimlerinin yerine geçerek tıbbi tedavileri çeşitli dillerde anlatabileceğini belirtti.



DİJİTAL İKİZLER İLE ÇOK DİLLİ HİZMET VERİLEBİLECEK

MetaEntry’nin geliştirdiği projeler sayesinde, doktorların dijital ikizleri İngilizce başta olmak üzere birçok dünya dilinde hizmet verebilecek. Yapay zeka destekli dil modelleme ve çeviri teknolojileri kullanılarak, dijital ikizler çeşitli aksan ve tonlarda gerçekçi konuşmalar yapabilecek. Özkurt, dijital ikizlerin tıbbi tedavi süreçlerini anlatan videolar hazırlayarak hastaların doktorlarını ve tedavi süreçlerini daha iyi anlamalarını sağlayacağını ifade etti. Bu videolar, farklı dillerde hazırlanarak uluslararası hastaların tedavi hakkında detaylı bilgi edinmelerine yardımcı olacak. Hazırlanan metinler ilgili doktorun onayından geçtikten sonra yapay zeka tarafından yine doktorun sesi ile hastalarına ulaştırılacak.

Dijital ikizlerin, farklı kültürel arka planlardan gelen hastalara uyum sağlayabilecek şekilde programlandığını belirten Özkurt, bu sayede hastaların kendilerini daha rahat hissedeceğini söyledi. Ayrıca, dijital ikizlerin sanal danışmanlık hizmetleri sunarak, hastaların sorularını yanıtlayabileceği ve endişelerini giderebileceği de vurgulandı.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.sovtna.net/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Sağlık turizminde yeni soluk... Doktorların dijital ikizleri konuşuyor! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 22 Jul 2024 11:26:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.sovtna.net/images/haber/22072024153319_453557eda02d5d68e74074f097638cd0.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.sovtna.net/images/haber/22072024153319_453557eda02d5d68e74074f097638cd0.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.sovtna.net/images/haber/22072024153319_453557eda02d5d68e74074f097638cd0.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Aile Hekimleri'nden TBMM'ye açık çağrı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.sovtna.net/haber-aile-hekimlerinden-tbmmye-acik-cagri-10213.html</guid>
                    <link>https://www.sovtna.net/haber-aile-hekimlerinden-tbmmye-acik-cagri-10213.html</link>
                    <description><![CDATA[]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Aile Hekimliği Çalışanları Sendikası (AHESEN) Başkanı Dr. Ahmet Kandemir, TBMM'ye açık çağrı yaptığı açıklamasında,  Toplu Sözleşme İkramiyesi Meclis'ten geçmesi halinde yeniden AYM yolunu tutacaklarını söyledi.ANKARA (İGFA) - Geçtiğimiz aylarda Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen 'toplu sözleşme ikramiyesi' yeniden meclise taşındı.

'Vergi Kanunları ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi', TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu tarafından kabul edildi. Genel Kurul'da da kabul edilmesi durumunda, Resmi Gazete'de yayımlanarak tekrar yürürlüğe girecek.

Aile Hekimliği Çalışanları Sendikası (AHESEN) Genel Başkanı Dr. Ahmet Kandemir, yetkili sendika toplu sözleşmelerde bugüne kadar memurların şartlarının bu kadar kötüleşmesine onay verdiğine dikkati çekerek, "Bakanlık görüşmelerinde, masa başında, memurların enflasyon altında ezilmesine müsaade etmiştir. Bunlara sebep oldukları yetmiyor gibi, şimdi de kendilerine üye olanlara rüşvete benzer ödeme yapılmasını talep ediyorlar. Yüce meclisin bu oyuna gelmeyeceğine inanmak istiyoruz. Liyakat sahibi vekillerimiz, Anayasa Mahkemesi'nin reddettiği yani Anayasamıza aykırı olduğu açık olan bu yasayı meclisten geçirmemelidir. Birkaç sendikaya üye olanlara ikramiye verip diğerlerine vermemek devlet geleneğine, hakka, hukuka ve vicdana uygun değildir. Verilecekse tüm memurlarımıza ayırt etmeden verilmelidir. Devletin herhangi bir sendikayı teşvik etmesi anlamına gelebilecek bir yasa kabul edilemez. Yasa geçse dahi yine aynı gerekçeyle Anayasa Mahkemesi'nden iptal edileceği açıktır." diye konuştu.

BARAJ HAKSIZLIĞINA SON VERİLMELİ!

Bu duruma 80’den fazla sendika ile birlikte tepki verdiklerini belirten Dr. Kandemir,&nbsp; sendikalı kamu görevlilerinin toplu sözleşme ikramiyesinden faydalanmasının önüne geçen baraj düzenlemesi, bazı sendikalara üye olanlara ikramiye verilip diğerlerine verilmemesi ile devlet geleneğine, hakka, hukuka ve vicdana aykırı bir durumu ortaya koyduğunu söyledi. "Baraj içinde olan sendikalar, memurların enflasyon altında ezilmesine izin verdiler" diyen Dr. Kandemir, "Şimdi ise bu durumu tekrar gündeme getirerek, kendilerine üye olanlara 'rüşvet' algısı yaratan ödemeler talep ediyorlar. Bu durumun kabulü, devletin herhangi bir sendikayı teşvik etmesi anlamına gelecektir. İnanıyoruz ki liyakat sahibi vekillerimiz, Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen ve Anayasamıza açıkça aykırı olan bu yasayı meclisten geçirmeyecektir." dedi.

AİLE HEKİMLİĞİ ÇALIŞANLARI VE TÜM MEMURLARA!

AHESEN Genel Başkanı Dr. Ahmet Kandemir, tüm memurlara da açık bir çağrıda bulunarak, "Mevcut enflasyon ortamında bizleri yoksulluğa ve açlığa mahkum eden, şartlara itiraz etmeyen hatta onay veren yetkili sendikalardan istifa etmek, sizleri bu şartlara iten herkese net bir cevap olacaktır. Meslektaşlarımız rüşvet veya sadaka değil, hakkımız olan ücreti tek kalemde hakedişlerimize istiyoruz. Üyelerimiz ve sistem dışında kalan tüm meslektaşlarımız rahat olsun. Bu yasa geçse dahi, daha önce olduğu gibi iptali için gerekli tüm mücadeleyi vereceğiz. Sürecin, tüm memurlara ayrım yapılmadan eşit işlemesi ve hukuki haklarının korunması için daima taraf olacağız. Her türlü yasal sendikal mücadeleye ve sorumlularından hesap sormaya devam edeceğiz." diye konuştu.


 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.sovtna.net/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Aile Hekimleri'nden TBMM'ye açık çağrı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 22 Jul 2024 06:19:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.sovtna.net/images/haber/22072024094722_dc8dedd0b4c2081578c838518f9132a3.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.sovtna.net/images/haber/22072024094722_dc8dedd0b4c2081578c838518f9132a3.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.sovtna.net/images/haber/22072024094722_dc8dedd0b4c2081578c838518f9132a3.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Sıcak hava depresyonu tetikliyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.sovtna.net/haber-sicak-hava-depresyonu-tetikliyor-10192.html</guid>
                    <link>https://www.sovtna.net/haber-sicak-hava-depresyonu-tetikliyor-10192.html</link>
                    <description><![CDATA[]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Havanın güneşli veya kapalı olması psikolojiyi etkiliyor. Sıcak havaların; isteksizlik, aşırı yorgunluk hissi, tahammülsüzlük veya çabuk öfkelenme gibi problemlere sebep olabiliyor.İSTANBUL (İGFA) - Kişinin yemek hazırlamaya üşenerek sağlıksız gıdalara yönelmesinin veya aşırı sıcaklar sebebiyle iştahsız olmasının yaşam kalitesini düşüren etkenlerden olduğunu söyleyen Uzman Psikolog Ezgi Dokuzlu Tezel, “Aşırı sıcak havalar kişide çarpıntı, nefes darlığı, bayılma hissi, bunalma veya panik hali yaratabilir. Sıcak havaya maruz kalan panik bozukluğu olan hastalar deneyimledikleri bu durumu yanlış yorumlayabilir, rahatsızlıklarından dolayı bu durumu yaşadıklarını düşünüp olumsuz etkilenebilirler. Eğer çevrenizde bu sorunu yaşayanlar varsa empati çerçevesinde açıklama yapabilir ve yaşadığı sıkıntının herkesin yaşayabileceği normal bir durum olduğunu anlatabilirsiniz” dedi.

Birçok bilimsel araştırmaya göre aşırı sıcak havaların depresyonu tetikleyebildiğini paylaşan Uzman Psikolog Ezgi Dokuzlu Tezel, “Kötü ve rahatsız hissedildiğinde veya baş edilemeyen durumlarda uzman desteği almaktan kaçınılmamalı. Psikiyatrik tedavi sürecinde kullanılan birtakım ilaçlar bazen dolaylı olarak aşırı sıcaklarda kişiyi olumsuz etkileyebilir. Ya da kişi kendini daha iyi hissetmek için bilinçsizce ilacı veya tedavi yöntemini değiştirmeye kalkabilir. Bu yanlış davranışlar yerine akla takılan bütün soru işaretleri için mutlaka bir doktora danışılmalı” diye konuştu.

BU DURUMUN GEÇİCİ OLDUĞU UNUTULMAMALI

Bu dönemde aşırı sıcağa maruz kalmaktan kaçınmanın, düzenli uyumaya ve bol sıvı tüketimine özen göstermenin, iş yerinde, evde veya sosyal ortamlarda daha fazla empati ile ilişkilerin sürdürülmesine dikkat etmenin psikolojik sağlık için çok önemli olduğunu vurgulayan Uzman Psikolog Ezgi Dokuzlu, “Sıcak ve bunaltıcı hava sebebiyle; daha gergin daha tahammülsüz ve daha huzursuz hissedebiliriz ama sağlımız için yapmamız gereken, bu duyguların geçici olduğunu bilerek yaşadığımız sıkıntının herkesi olumsuz etkilediğini unutmadan birbirimize karşı daha anlayışlı olmak” dedi.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.sovtna.net/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Sıcak hava depresyonu tetikliyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 21 Jul 2024 13:12:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.sovtna.net/images/haber/21072024175423_ff74377a7d39ff571efab537a877913c.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.sovtna.net/images/haber/21072024175423_ff74377a7d39ff571efab537a877913c.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.sovtna.net/images/haber/21072024175423_ff74377a7d39ff571efab537a877913c.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Sağlıklı yaş alma okuluna kayıtlar başlıyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.sovtna.net/haber-saglikli-yas-alma-okuluna-kayitlar-basliyor-10168.html</guid>
                    <link>https://www.sovtna.net/haber-saglikli-yas-alma-okuluna-kayitlar-basliyor-10168.html</link>
                    <description><![CDATA[]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Sanat Meslek Eğitim Kursları (ESMEK) tarafından 60 yaş ve üzeri bireyler için spor, eğlence ve hareket atölyelerini kapsayan Sağlıklı Yaş Alma Okuluna kayıtlar 22 Temmuz’da başlıyor.ESKİŞEHİR (İGFA) -&nbsp;300 binin üzerinde vatandaşa ücretsiz hizmet vererek eğitimde markalaşan ESMEK 7’den 70’e tüm bireyler için faaliyetlerini sürdürüyor. Bu kapsamda ESMEK tarafından 60 yaş ve üzeri bireyler için spor, eğlence ve hareket atölyelerini barındıran&nbsp;Sağlıklı Yaş Alma Okuluna&nbsp;kayıtlar başlıyor.

“Gold pilates, zumba, yağlı boya resim, mandala, miyoki, kara kalem resim, ingilizce konuşma kulübü, yaratıcı drama, dijital vatandaşlık, miyuki takı tasarımı, yaratıcı yazarlık, akıl ve zeka oyunları”&nbsp;gibi 31 farklı branşta verilecek eğitimlerle 60 yaş üzeri vatandaşlar yaz dönemini eğlenceli programlarla değerlendirme fırsatı bulacak.

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi ESMEK yetkilileri,&nbsp;Sağlıklı Yaş Alma Okulu&nbsp;eğitimlerinin 5 Ağustos’ta başlayıp 27 Eylül’de biteceğini bildirdiler.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.sovtna.net/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Sağlıklı yaş alma okuluna kayıtlar başlıyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 21 Jul 2024 07:15:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.sovtna.net/images/haber/21072024145902_18d404bbdf7b1190c7f5c98ef11debe6.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.sovtna.net/images/haber/21072024145902_18d404bbdf7b1190c7f5c98ef11debe6.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.sovtna.net/images/haber/21072024145902_18d404bbdf7b1190c7f5c98ef11debe6.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Küresel Barış Projesi'nden Türkiye'ye ambulans]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.sovtna.net/haber-kuresel-baris-projesinden-turkiyeye-ambulans-9906.html</guid>
                    <link>https://www.sovtna.net/haber-kuresel-baris-projesinden-turkiyeye-ambulans-9906.html</link>
                    <description><![CDATA[]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Güney Kore ve ABD, Küresel Bağış Projesi kapsamında Türkiye’ye hasta nakil ambulansı bağışladı.  Proje kapsamında alınan 80 bin 540 dolarlık nakil ambulansı Ufuk Üniversitesi Dr. Rıdvan Ege Hastanesi’ne törenle teslim edildi.ANKARA (İGFA) -&nbsp;Ankara'da Kavaklıdere Rotary Kulübü Dönem Başkanı Esen Çaltuğ, &nbsp;hasta nakil ambulansı için Güney Kore ve ABD dışında Türkiye’den de 11 kulübün destekleri ile bağışın gerçekleştirildiği duyurdu.

2023-2024 döneminde gerçekleştirdikleri önemli proje olduklarını kaydeden&nbsp;Çaltuğ, Güney Kore Rotary bölgelerinin anlamlı desteği ile Ufuk Üniversitesi Dr. Rıdvan Ege Hastanesi’ne hasta nakil ambulansı bağışladıklarını, Küresel Bağış Projesi kapsamındaki bağışın törenle teslim edildiğini söyledi.&nbsp;

Ambulans bağışı projesinin koordinasyonunda Rotary 2430 Bölge Guvernörü Teoman Kaynar ve 2430 Bölge Vakıf Komitesi Başkanı Geçmiş Dönem Guvernörü (GDG) Canan Ersöz'ün önemli destekleri olduğuna dikkat çekilen açıklamada &nbsp;projenin, yalnızca Güney Kore ve Amerikan Rotary bölgelerinden değil, aynı zamanda Türkiye'den Ankara Kavaklıdere Rotary Kulübü ve 2430. Bölge’nin 11 kulübünden de destek aldı.



Destek veren kulüpler arasında Adana Güney, Ankara Bahçelievler, Ankara Beysukent, Ankara Çayyolu, Ankara Emek, Ankara Gazi, Ankara Kızılay, Ankara Tunalı Hilmi, Ankara Tandoğan Rotary kulüpleri bulunduğunu belirten Çaltuğ,&nbsp;bağışlanan hasta nakil ambulansı ile hastanenin hasta nakil hizmetlerinin daha da güçlendiği söyledi.


 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.sovtna.net/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Küresel Barış Projesi'nden Türkiye'ye ambulans - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 16 Jul 2024 12:12:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.sovtna.net/images/haber/16072024223506_7ed12a45c6b5e07a7401ca7b16cbe650.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.sovtna.net/images/haber/16072024223506_7ed12a45c6b5e07a7401ca7b16cbe650.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.sovtna.net/images/haber/16072024223506_7ed12a45c6b5e07a7401ca7b16cbe650.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[TÜSÇAD’dan “Sağlıkçılara muayene önceliğini çok görmeyin” önerisi]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.sovtna.net/haber-tuscaddan-saglikcilara-muayene-onceligini-cok-gormeyin-onerisi-9909.html</guid>
                    <link>https://www.sovtna.net/haber-tuscaddan-saglikcilara-muayene-onceligini-cok-gormeyin-onerisi-9909.html</link>
                    <description><![CDATA[]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Tüm Sağlıkta Çalışanlar Derneği (TÜSÇAD) Genel Başkanı Metin Altundal, sağlıkta çalışanlara hastanelerde muayene önceliği hakkının yıllar önce geri alındığını, bu hakkın yeniden geri verilmesi gerektiğini söyledi.BURSA (İGFA) - Sağlık alanında emek veren doktor, hemşire ve diğer sağlıkta çalışanlar, hastalara şifa olmaya çalışırken, başka zorluklarla da karşı karşıya kalıyor. Sağlık çalışanlarının hasta ve hasta yakınlarından şiddet gördüğü görüntüler her gün gündeme gelirken, sağlıkta çalışanlara tanınan bazı haklar geri verilmiyor.



“DEĞERLERİMİZİN ÜZERİNDEN SİLİNDİR GİBİ GEÇTİLER”
Mesleğin gittikçe değersizleştirildiğini, bunun yanı sıra verilen hakların da gasp edilmeye başladığını dile getiren Tüm Sağlıkta Çalışanlar Derneği (TÜSÇAD) Genel Başkanı Metin Altundal, “30 yıllık sağlık çalışanıyım, bu kadar değersizleştirildiğimiz başka bir dönem hatırlamıyorum.” dedi. &nbsp;Altundal, “‘Sağlıkta dönüşüm’ diyerek başlayan ancak liyakatsiz yöneticiler, siyasilere ve yöneticilere yaranmak için görevini unutarak makam elde etmek adına takla atan sendikacılar ve alacağı üç beş oy uğruna vatandaşlarla bizleri karşı karşıya getiren siyasetçiler, değerlerimizin üzerinden silindir gibi geçti ve geçmeye de devam ediyor.” dedi.



“ÜZERİMİZDEN PRİM YAPMAYA DEVAM EDİYORLAR”
Kurumlarda muayene önceliğinin bazı kesimleri kapsadığı halde sağlıkta çalışanlara verilen hakkın yıllar önce kaldırıldığını belirten Altundal, “Her konuda olduğu gibi bu konuda da pısırık pısırık ortalıkta dolaşan sendikacılar, idareci diye koltuk dolduranlar ve daha önceden var olan muayene önceliğimizi elimizden alan kanun koyucular, bizlerin üzerinden prim yapmaya hız kesmeden devam ediyor.” ifadelerini kullandı.



“KENDİ KURUMUNDA ÖNCELİĞİ OLMAYAN TEK MESLEK GURUBUYUZ”
&nbsp;Muayene önceliğinin çalıştıkları kurumda bile kendilerinde olmayışından bahseden Altundal, “Kendi kurumunuzda bile muayene önceliğinizin olmayışı bizlerin ayıbı değil, bizleri ötekileştirme gayretine giren sendikaların ve ‘Kanunda yeri yok’ bahanesine sığınan bazı yöneticilerin ayıbıdır. Aynı gemide olduklarını, başka birimlere işi düşünce hatırlayan şahısların tutundukları tavır, kanuni değil kişinin insani ve ahlaki yapısıyla alakalıdır.” dedi.



“ARKADAŞLIK DUYGUSU YÖNETİCİLER TARAFINDAN ÇÖPE ATILDI”
Kurumlarda kaybolmaya yüz tutan meslektaşlık olgusu ve mesai arkadaşlığı duygusunun yöneticiler tarafından çöpe atıldığını vurgulayan Altundal, sözlerine şu şekilde devam etti:
“Hiçbir meslek grubunun meslektaşını geri çevirdiği veya yardımcı olmadığı görülen bir durum değildir. Bizler bırakın diğer sağlık kurumlarını, kendi çalıştığımız kurumlarda bile ikinci sınıf vatandaş muamelesi görüyoruz. Bir tebessümü, bir ‘Merhaba’yı söylemekten aciz, bir derde derman olmaktan korkacak kadar da yozlaşmış durumdayız. İş kıyafeti ile kapının önünde bekletmek, ‘Randevunuz var mı’ diye sormak sizlere madalya taktıracak bir durum değil, insanlığınızı sorgulatacak bir harekettir. Zaten bizlere gereksiz gözüyle bakan pek çok kanun koyucu varken, bir de kendi içimizde aramıza mesafe koymak ne huzur bıraktı ne de aşk.” şeklinde konuştu.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.sovtna.net/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[TÜSÇAD’dan “Sağlıkçılara muayene önceliğini çok görmeyin” önerisi - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 16 Jul 2024 12:08:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.sovtna.net/images/haber/16072024223508_2c4ef6193949b7029de95d4e7f681c91.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.sovtna.net/images/haber/16072024223508_2c4ef6193949b7029de95d4e7f681c91.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.sovtna.net/images/haber/16072024223508_2c4ef6193949b7029de95d4e7f681c91.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[555 bin kişi yararlanıyor... Ağustos'ta da evde bakım destekleri artışlı yatırılacak]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.sovtna.net/haber-555-bin-kisi-yararlaniyor-agustosta-da-evde-bakim-destekleri-artisli-yatirilacak-9905.html</guid>
                    <link>https://www.sovtna.net/haber-555-bin-kisi-yararlaniyor-agustosta-da-evde-bakim-destekleri-artisli-yatirilacak-9905.html</link>
                    <description><![CDATA[]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Hali hazırda 555 bin vatandaşın yararlandığı Evde Bakım Yardımı'nda bu ay toplam 4,1 milyar liralık yardım hesaplara yatırıldı.ANKARA (İGFA) - Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, bakanlık tarafından sunulan en önemli aile odaklı bakım hizmet modellerinden biri olan Evde Bakım Yardımı’nın 2006 yılında engelli bireylerin öncelikle aile yanında desteklenmeleri düşüncesiyle başlatıldığını anımsattı.&nbsp;Bakan Göktaş, engelli vatandaşlarımızın aile bütünlüklerini muhafaza edecek şekilde bakımlarının evde yapılmasını öncelediklerini belirterek, ""Evde Bakım Yardımı ile engellilerin yaşadığı ortamdan ayrılmadan, ailesi veya yakınlarıyla birlikte yaşayarak aile birliğinin korunmasına ve güçlenmesine destek oluyoruz" dedi.

Bakan Göktaş, bakanlık olarak engelli bireylerin eğitim, sağlık, güvenlik, istihdam gibi temel haklarına tam olarak ulaşmaları için hak temelli bir bakış açısıyla politikalar geliştirdiklerini belirterek, geliştirdikleri bütüncül ve adil sosyal hizmet modelleri ile toplumun her bir ferdine ulaşmaya çalıştıklarını söyledi.&nbsp;

Evde Bakım Yardımı kapsamında hak sahibi başına 2024 yılı Ocak-Temmuz döneminde aylık 7 bin 608 TL ödeme yapılırken, Temmuz ayı memur maaş katsayısındaki yeni düzenlemeyle yardımın 9 bin 77 TL’ye çıkarıldığını belirten Göktaş, ödemelerin Ağustos ayında hak sahiplerinin hesaplarına artışlı şekilde yatırılacağını bildirdi. Bakan Göktaş,&nbsp;“Evlerinde bakılan tam bağımlı vatandaşlar ve aileleri için bu ay toplam 4,1 milyar TL Evde Bakım Yardımı’nı hesaplara yatırdık. Hali hazırda 555 bin vatandaşımız Evde Bakım Yardımı’ndan yararlanıyor. Türkiye Yüzyılı Vizyonumuz çerçevesinde bakanlık olarak engellilik alanındaki hak temelli sosyal yardımların şeffaf bir anlayışla sürdürülebilir olması için çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Ödemelerin tüm engelli vatandaşlarımıza ve ailelerine hayırlı olmasını diliyorum.” dedi.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.sovtna.net/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[555 bin kişi yararlanıyor... Ağustos'ta da evde bakım destekleri artışlı yatırılacak - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 16 Jul 2024 12:07:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.sovtna.net/images/haber/16072024223505_ab5801a70562e0a38a4df6d49f555d94.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.sovtna.net/images/haber/16072024223505_ab5801a70562e0a38a4df6d49f555d94.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.sovtna.net/images/haber/16072024223505_ab5801a70562e0a38a4df6d49f555d94.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Beylikdüzü'nde sağlıklı yaşama dikkat çekildi]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.sovtna.net/haber-beylikduzunde-saglikli-yasama-dikkat-cekildi-9772.html</guid>
                    <link>https://www.sovtna.net/haber-beylikduzunde-saglikli-yasama-dikkat-cekildi-9772.html</link>
                    <description><![CDATA[]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Beylikdüzü’nde sağlıklı yaşamın ve sporun önemine dikkat çekmek için gerçekleştirilen ‘Yoga Etkinliği’ vatandaşlar tarafından büyük ilgi gördü. Beylikdüzü Yaşam Vadisi 1. Etap’ta düzenlenen etkinliğe gelen yoga severler, doğayla iç içe yapılan yoga etkinliğinde hem spor yapmanın hem de bir arada olmanın keyfini çıkardı.İSTANBUL (İGFA) -&nbsp;Beylikdüzü Yaşam Vadisi 1.Etap’ta ücretsiz olarak düzenlenen ‘Yoga Etkinliği’ spor yapmak isteyenler tarafından yoğun ilgi gördü. Beylikdüzü Belediyesi Gençlik ve Spor Hizmetleri Müdürlüğü tarafından Yaşam Vadisi manzarası eşliğinde düzenlenen yoga seansı, katılımcılara hem fiziksel hem de zihinsel bir yenilenme sağladı. Buket Görgü’nün eğitmenliğinde doğayla iç içe yapılan yoga egzersizlerini ziyaretçiler de ilgiyle izledi. Eğitmen eşliğinde çeşitli yoga pozisyonları ve nefes teknikleri uygulandı. Yin yoga, kahkaha yogası ve enerji çalışmalarının yapıldığı yoga etkinliği sonrasında ise vatandaşların; vücut kitle indeksi, vücut ölçümleri ve duruş analizleri ücretsiz olarak yapıldı. Ölçümlerin ardından spor eğitmenleri, kişilerin daha sağlıklı bir yaşam sürmeleri adına dikkat etmeleri gereken noktaları paylaştı.





“YAŞAM VADİSİ YOGA YAPMAK İÇİN ÖNEMLİ BİR YER”

Üç yıldır Yaşam Vadisi’nde düzenli olarak yoga etkinliklerinin yapıldığını belirten Yoga Uzmanı Buket Görgün,&nbsp; “İstanbul içinde yoga yapılabilecek en güzel yerlerden biri Yaşam Vadisi diyebiliriz. Katılım harika ve Beylikdüzü halkı yogayı çok seviyor. Bugün hep birlikte bir araya geldik. Sabah erken saatlerde güne başlamak için harika bir deneyim oldu. Burada yoga yapan arkadaşlar güne harika bir şekilde başlıyorlar. Yoga sadece bedensel bütünlük için değil aynı zamanda ruhsal ve zihinsel bir bütünlük için yapılan bir metot. Önemli olan burada yaptıklarımızın hayata huzur veriyor olmasıdır. Hayattan keyif almak çok önemli ve bugün burada emeği geçen ve katılım sağlayan herkese çok teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu.




 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.sovtna.net/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Beylikdüzü'nde sağlıklı yaşama dikkat çekildi - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 13 Jul 2024 13:35:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.sovtna.net/images/haber/14072024101337_906e3b1fcdb45a678be5ff8eb9ce1f2a.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.sovtna.net/images/haber/14072024101337_906e3b1fcdb45a678be5ff8eb9ce1f2a.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.sovtna.net/images/haber/14072024101337_906e3b1fcdb45a678be5ff8eb9ce1f2a.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Düzenli bakımları yapılan klimalar hastalığa neden olmuyor!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.sovtna.net/haber-duzenli-bakimlari-yapilan-klimalar-hastaliga-neden-olmuyor-9526.html</guid>
                    <link>https://www.sovtna.net/haber-duzenli-bakimlari-yapilan-klimalar-hastaliga-neden-olmuyor-9526.html</link>
                    <description><![CDATA[]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Klima bakımlarının hem hijyenik açıdan, hem de cihaz performansı ve kullanım ömrünün uzun olması açısından uzman yetkili servislerce yapılmasının önemine vurgu yapan uzmanlar, evlerde kullanılan klimaların filtrelerinin daha basit ve ulaşılır olduğu için son kullanıcı tarafından aylık olarak temizlenmesi gerektiğini söyledi.İSTANBUL (İGFA) - Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekan Yardımcısı, İş Sağlığı ve Güvenliği Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Nuri Bingöl, klimaların düzenli bakımlarının yapılması konusunu iş sağlığı ve güvenliği açısından değerlendirdi.

İş Sağlığı ve Güvenliği Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Nuri Bingöl, iklimlendirme cihazlarının genellikle iç ortam havası üzerinden ısıtma/soğutma yaptığı için çalıştığı ortamdaki gözle görülmeyen tozlar ve partiküllerin, klima önünde bulunan filtrelerden geçtiğini ve zamanla iç ünite üzerine yapışarak reçine halini aldığını kaydederek, “İç ünite drenaj tavasında uzun süre kaldığında da lejyoner hastalığı olarak bilinen bakterinin oluşması için en uygun zemini hazırlar. Bu hastalık yüksek ateş ile ölümcül sonuçlara neden olabiliyor. Periyodik bakımların düzenli yapılması ile bu durumun önüne geçilebiliyor ve aynı zamanda cihaz performansı, dolayısıyla enerji tüketimi de direkt olarak etkileniyor.” dedi.

BAKIMLARI UZMAN YETKİLİ SERVİSLER YAPMALI&nbsp;

İş Sağlığı ve Güvenliği Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Nuri Bingöl, klima bakımlarının hem hijyenik açıdan hem de cihaz performansı ve kullanım ömrünün uzun olması açısından uzman yetkili servislerce yapılmasının önemine vurgu yaparak, “Aksi halde; cihazlardan alınan verim düşer, cihazların tükettiği enerji artar, kötü koku oluşumlarına neden olur, kirliliğe bağlı klimanın gaz çevrimi etkilenerek, yüksek basınca bağlı düzensiz çalışmalar nedeniyle arıza maliyetleri artar ve klima kullanım ömrünün azalması gibi sorunlar yaşanır. Drenaj sisteminde oluşan tıkanmalar su sızıntılarına neden olur. Masraflı tadilatlara yol açar.” diye konuştu.



EVLERDEKİ KLİMALAR HER AY TEMİZLENMELİ

Evlerde kullanılan klimaların filtreleri daha basit ve ulaşılır olduğu için son kullanıcı tarafından aylık olarak temizlenmesi gerektiğini de ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Nuri Bingöl, “Cihazların genel bakımları ise her mevsim başında uzman yetkili servisler tarafından yapılmalıdır. İş yerlerinde kullanılan bireysel veya endüstriyel klimalar ise uzman yetkili servisler tarafından her mevsim geçişinde yine uzman yetkili servisler tarafından yapılmalıdır. Tabii burada işyerinin ortamı da önemlidir. Örnek olarak ofis ortamı ile atölye ortamındaki hava kirliliği farklı olduğu için klima bakımlarının da bu yönde değerlendirilerek bakım periyodlarının planlanması lazım. Bu periyodların sıklığı için uzman yetkili servisten bir görüş alınmasında fayda vardır.” dedi.

İç ortam kadar dış ünitelerin bulunduğu ortamın da değerlendirilmesi gerektiğini, özellikle endüstriyel tip cihazların ana ünitelerinin dış ortamda bulunduğunu ve bu cihazların ortam özelliklerine göre bakım programının belirlenmesi gerektiğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Nuri Bingöl, “Araç klimaları ise hem yaz ve kış sezon girişlerinde hem de araçların genel bakımları sırasında kontrol ve bakımlarının uzman yetkili servisler tarafından yapılması gerekir.” diye konuştu.&nbsp;

HAVA KALİTESİNİ ARTIRMAK İÇİN NELERE DİKKAT EDİLMELİ?

Klimaların, modern teknolojiyle donatılmış filtreleme sistemleri sayesinde havadaki toz, polen ve diğer alerjenleri etkili bir şekilde filtreleyerek iç mekân hava kalitesini artırdığını da söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Nuri Bingöl, “Bu özellik, özellikle alerji hastaları ve solunum yolu rahatsızlıkları olan kişiler için büyük bir avantaj sağlar. Temiz hava, yaşam kalitesini artırırken, daha sağlıklı bir yaşam alanı sunar. Ayrıca, klimaların nem kontrolü özelliği de hava kalitesine olumlu katkı sağlar.” diye konuştu.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.sovtna.net/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Düzenli bakımları yapılan klimalar hastalığa neden olmuyor! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 10 Jul 2024 12:35:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.sovtna.net/images/haber/10072024184837_16e89574c93fef6e48ab73fbbb50849b.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.sovtna.net/images/haber/10072024184837_16e89574c93fef6e48ab73fbbb50849b.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.sovtna.net/images/haber/10072024184837_16e89574c93fef6e48ab73fbbb50849b.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[2023 yılında en çok ölüm, hangi hastalıktan kaynaklandı?]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.sovtna.net/haber-2023-yilinda-en-cok-olum-hangi-hastaliktan-kaynaklandi-9450.html</guid>
                    <link>https://www.sovtna.net/haber-2023-yilinda-en-cok-olum-hangi-hastaliktan-kaynaklandi-9450.html</link>
                    <description><![CDATA[]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ TÜİK, Türkiye’de 2023 yılı içerisinde en çok ölüme sebep olan hastalıkları ve vefat eden kişi sayısını verilere döktü. Buna göre ülkemizde geçtiğimiz yıl en çok kalp damar tıkanıklığı kaynaklı ölümler gerçekleşti.BURSA (İGFA) - Türkiye İstatistik Kurumu, 2023 yılında yaşanan ölümler ile ilgili kapsamlı bir istatistik yayımladı. Bu istatistikte yaş, cinsiyet, yıl ve hastalıklara göre&nbsp;ölüm istatistikleri&nbsp;raporlandı.



DOLAŞIM SİSTEMİ HASTALIKLARI

Türkiye’de geçtiğimiz yıl vefat eden vatandaşların çoğunluğu dolaşım sistemi hastalıklarından dolayı hayatını kaybetti. Ülkede 1 senede toplam dolaşım sistemi hastalıklarından 175 bin 509 kişi hayatını kaybetti. Bu kapsamda en çok ölüme neden olan alt&nbsp;hastalık&nbsp;ise 74 bin 477 ile iskemik kalp hastalığı yani kalp damar tıkanıklığı oldu.



TÜMÖRLER

2023’te iyi ve kötü huylu&nbsp;tümörler&nbsp;79 bin 76 kişinin hayatını kaybetmesine yol açtı. Bu oranın büyük çoğunluğu bilindiği üzere kötü huylu tümörlerden kaynaklandı. 77 bin 67 kişi kötü huylu tümörler nedeniyle hayatını kaybetti.



SOLUNUM SİSTEMİ HASTALIKLARI

2023 yılında 69 bin 319 kişi&nbsp;solunum sistemi&nbsp;hastalıkları kaynaklı ölümler gerçekleşti. Bu hastalıkların alt kategorisinde en çok ölümler ise 39 bin 988 ile Pnömoni yani zatürre hastalığında gerçekleşti.



DIŞSAL YARALANMA VE ZEHİRLENME

2023’te toplam 64 bin 540 dışsal yaralanma ve zehirlenme kaynaklı ölüm yaşandı. Bu kategoride en çok ölümlerin gerçekleştiği alt kategori ise ‘kazalar’ oldu.



BESLENME, ENDOKRİN VE METABOLİZMAYLA İLGİLİ HASTALIKLAR

Geçtiğimiz yıl, iç salgı bezini ilgilendiren hastalıklarda 22 bin 175 ölüm gerçekleşti.&nbsp; Bu kapsamda en çok ölüme yol açan alt hastalık ise 15 bin 977 ile diyabet (şeker) hastalığı oldu.



ENFEKSİYON VE PARAZİT HASTALIKLARI

Enfeksiyon hastalıkları toplamda 19 bin 591 kişinin ölümüne neden oldu. Bu hastalık grubunun alt kategorisinde ise 17 bin 881 ile en çok Septisemi (bakteri) hastalığı can aldı.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.sovtna.net/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[2023 yılında en çok ölüm, hangi hastalıktan kaynaklandı? - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 09 Jul 2024 14:04:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.sovtna.net/images/haber/09072024223157_fe855f902766aa8c414a276bbd01a326.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.sovtna.net/images/haber/09072024223157_fe855f902766aa8c414a276bbd01a326.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.sovtna.net/images/haber/09072024223157_fe855f902766aa8c414a276bbd01a326.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[9.Uludağ Meme Kanseri Sempozyumu’na bilim insanlarından büyük ilgi]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.sovtna.net/haber-9uludag-meme-kanseri-sempozyumuna-bilim-insanlarindan-buyuk-ilgi-9447.html</guid>
                    <link>https://www.sovtna.net/haber-9uludag-meme-kanseri-sempozyumuna-bilim-insanlarindan-buyuk-ilgi-9447.html</link>
                    <description><![CDATA[]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 9. Uludağ Meme Kanseri Sempozyumu, meme kanseri konusunda etkin çalışmaları olan çok sayıda bilim insanın katılımıyla gerçekleştirildi.BURSA (İGFA) -&nbsp;Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi, Pittsburgh Üniversitesi, Breast Health Working Group International (BHWGI), Meme Dernekleri Federasyonu, Türk Kanser Araştırma ve Savaş Kurumu Derneği'nin de katkılarıyla yapılan sempozyumda erken tanı, önleme ve tedavi alanındaki gelişmelere ilişkin çarpıcı bilgiler paylaşıldı.



Başta Uludağ Onkoloji Dayanışma Derneği (ONKO-DAY) olmak üzere Sivil Toplum Örgütleri, çok sayıda bilim insanı,&nbsp; hekim ve hemşireler de büyük ilgi gösterdi.



Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen sempozyumun eş başkanlığını Pittsburgh Üniversitesi &nbsp; Meme Cerrahisi Ana Bilim Dalı Direktörü Prof. Dr. Atilla Soran ve Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Türkkan Evrensel yaptı.



“MEME KANSERİNDE ÖLÜM ORANLARI AZALDI”

Sempozyuma ilişkin ortak açıklama yapan Prof. Dr. Atilla Soran ve Prof. Dr. Türkkan Evrensel, Onkoloji pratiğinin baş döndürücü bir hızla değiştiği günümüzde, üretilen bilginin de aynı hızda muhataplarına ulaştırılmasının, nitelikli bir sağlık hizmeti için elzem olduğuna vurgu yaparak;

“Ülkemizde bu amaca hizmet eden birçok nitelikli toplantının düzenlenmesi görmek gelecek adına umut vericidir. Sempozyumda bilimsel paylaşımların yanısıra, Multidisipliner bir uygulama alanı olan onkoloji pratiğinde birlikte çalıştığımız diğer Bilim dallarından uzmanların da, uzmanlık katıldığı oturumlar ile günlük uygulamalar sırasında yaşanan sorunlara yönelik çözüm yolları tartışıldı. Meme kanseri ülkemizde de dünyada olduğu gibi en sık görülen kadın kanseridir. Ancak erken tanı, önleme ve tedavi alanındaki gelişmeler ile ölüm oranları azalmıştır. Hastalıktan kurtulan bireylerin yaşamlarını kaliteli sürdürmek adına komplikasyonların önlenmesi ve giderilmesi üzerinde ciddiyetle durulması gereken temel sorunlardan biridir. Sempozyumda bu konu üzerine de tartışılmıştır. Dokuzuncusunu düzenlediğimiz ve gelenekselleşen sempozyumumuza katkıda bulunan değerli bilim adamlarına, destek veren sivil toplum kuruluşlarına, yerel yönetim yetkililerine tek tek teşekkür ederiz.”ifadelerine kullandılar.



Öte yandan sempozyumda, Güzin Abraş’ın hazırladığı "Kanser Hayat Ritminizi Bozar" sunumu, Elif Sanat Kültür ve Kadın Dayanışma Derneği Ritim Grubu tarafından ONKO-DAY ile birlikte, Halk Dansları Antrenörü Hanımşah Işıkcan önderliğinde ritim gösterisine dönüştürülmesi katılımcılara neşeli anlar yaşattı.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.sovtna.net/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[9.Uludağ Meme Kanseri Sempozyumu’na bilim insanlarından büyük ilgi - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 09 Jul 2024 13:16:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.sovtna.net/images/haber/09072024223154_dc2a0e5777a8a70356a4a6cc558277d7.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.sovtna.net/images/haber/09072024223154_dc2a0e5777a8a70356a4a6cc558277d7.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.sovtna.net/images/haber/09072024223154_dc2a0e5777a8a70356a4a6cc558277d7.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[İzmir'de Çiğli Meclisi'nden SMA’lı Doruk’a anlamlı destek]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.sovtna.net/haber-izmirde-cigli-meclisinden-smali-doruka-anlamli-destek-9360.html</guid>
                    <link>https://www.sovtna.net/haber-izmirde-cigli-meclisinden-smali-doruka-anlamli-destek-9360.html</link>
                    <description><![CDATA[]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Çiğli Belediyesi Temmuz ayı olağan meclis toplantısının ikinci birleşimi Başkan Onur Emrah Yıldız idaresinde gerçekleşti. Başkan Yıldız ve meclis üyeleri, Temmuz Ayı huzur haklarını tedavi sürecine 27 gün kalan 9 yaşındaki SMA hastası Doruk Çukurcu’nun kampanyasına bağışladı.İZMİR (İGFA) -&nbsp; Çiğli Belediyesi Meclis Salonu’nda gerçekleştirilen toplantıda ilçenin ihtiyaçlarına yönelik gündem maddelerinin görüşülmesinin ardından Başkan Onur Emrah Yıldız, adaylık sürecinden itibaren kampanyasına destek verdiği SMA hastası Doruk için destek çağrısında bulundu. Meclis üyelerinin tamamı, Başkan Yıldız’ın çağrısı ile Temmuz ayı huzur haklarını tedavi sürecinin tamamlanmasına kısa bir süre kalan Doruk’un kampanyasına bağışladı.

Başkan Yıldız mecliste yaptığı konuşmada, “Doruk, Çiğlimizin biricik evladı. Tedavi sürecinde son 27 güne girildi. Meclis üyelerimizle birlikte Temmuz ayı huzur haklarımıza evladımızın kampanyasına bağışladık. Çiğlimize yakışan birlik ve beraberlik tutumundan dolayı tüm meclis üyelerimize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Çiğlili vatandaşlarımızın da Doruk’umuzun tedavisi için aynı hassasiyeti göstereceğine yürekten inanıyorum. El ele vererek dayanışmamızı büyütelim. Doruk, önce sağlığına sonra hayalini kurduğu yarınlara kavuşsun” diye konuştu.

Öte yandan meclis görüşmesinde Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği’ne üye seçimi gerçekleştirildi. Birliğin doğal üyesi olan Başkan Onur Emrah Yıldız’ın yanı sıra; Cumhuriyet Halk Partisi’nden Yakup Yenice ve CHP Grup Başkanvekili Bülent Bingöl birliğe seçildi.




 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.sovtna.net/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[İzmir'de Çiğli Meclisi'nden SMA’lı Doruk’a anlamlı destek - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 08 Jul 2024 14:14:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.sovtna.net/images/haber/08072024212405_2cfaa71a153042d299912470af0f5dcd.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.sovtna.net/images/haber/08072024212405_2cfaa71a153042d299912470af0f5dcd.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.sovtna.net/images/haber/08072024212405_2cfaa71a153042d299912470af0f5dcd.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Şeker hastalarına bu gıdalar iyi geliyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.sovtna.net/haber-seker-hastalarina-bu-gidalar-iyi-geliyor-9357.html</guid>
                    <link>https://www.sovtna.net/haber-seker-hastalarina-bu-gidalar-iyi-geliyor-9357.html</link>
                    <description><![CDATA[]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Şeker hastalığı çağımızın hastalığı olarak dünya genelinde milyonlarca insanı etkiliyor. Hastalık, vücut üzerinde bıraktığı tahrip edici etki nedeniyle farklı rahatsızlıklara sebebiyet verebiliyor. Şeker hastalığına iyi gelecek gıdaları ve doğru beslenme yöntemlerini sizler için inceledik.Oğuzhan Osman BİLGİN&nbsp;/ HERKES DUYSUN

BURSA (İGFA) - Diyabet&nbsp;yani&nbsp;şeker hastalığı&nbsp;olan insanların doğru ve dengeli beslenmelerinin yanında fiziksel aktiviteye de önem vermeleri gerekiyor.

Doğru beslenmenin yanına fiziksel aktivite de eklendiğinde sağlıklı kan basınç oranına sahip olmak mümkün.

Uzun süreli aç kalma, aralıklı oruç gibi yöntemler şeker hastası olanlar için risk oluşturabilir. Bu nedenle öğünlere dikkat ederek beslenmek şeker hastaları için organlara gelecek zararın önüne geçmiş olacaktır.&nbsp;



ŞEKER HASTALARININ UZAK DURMASI GEREKEN BESİNLER

Kan şekerini&nbsp;bozan tereyağı, iç yağ, kuyruk yağı, salam, sosis, sakatat, yağlı besinler ve kızartmalar şeker hastaları tarafından tüketilmemelidir. Paketli ve işlenmiş gıdalar sağlıklı bir insana da zarar verebileceği gibi şeker hastalarında çok daha ciddi zarara yol açmaktadır.

Tatlı, pasta, kek, börek gibi içerisinde basit şeker bulunan gıdalar tüketilmemeli ve tuzdan uzak durulmalıdır.&nbsp;

ŞEKER HASTALARI HANGİ GIDALARI TERCİH ETMELİ?

Kan şekerini&nbsp;dengeleyebilmek için öğün içerisinde mutlaka yoğurt, ayran, cacık gibi besinlere yer verilmelidir.

Bu şekilde kan şekerinin aşırı hızlı yükselmesi kontrol altına alınabilir.

Meyveler içerisinde de pirinç pilavı yerine bulgur pilavı, üzüm yerine de elma tüketilebilir.

Brokoli, havuç , biber ve domates gibi sebzelere ek olarak portakal, çilek, yaban mersini, karadut, mandalina ve elma gibi meyveler tüketilebilir.&nbsp;



YÜKSELEN KAN ŞEKERİ NASIL DÜŞER?

Kan şekerini&nbsp;yükselten sebeplerin başında yanlış beslenme alışkanlıkları gelmektedir.

Glisemik indeksi düşük olan yoğurt, ayran, balık, nişastasız besinler, greyfurt, erik, elma, fındık, ceviz, gibi ürünler öğün içerisinde tercih edilebilir.&nbsp;

Kan şekerini düşürmek için bol sıvı tüketmek, brüksel lahanası, avokado, brokoli gibi lifli gıdalar tüketmek, ekmek, makarna, şekerli ve gazlı içecekler gibi karbonhidratı bol gıdaları sınırlandırmak, egzersiz yapmak ve stresten uzak durmak faydalı olacaktır.&nbsp;


 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.sovtna.net/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Şeker hastalarına bu gıdalar iyi geliyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 08 Jul 2024 14:06:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.sovtna.net/images/haber/08072024212402_aa9fd6920f82a178b5d76235621370f6.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.sovtna.net/images/haber/08072024212402_aa9fd6920f82a178b5d76235621370f6.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.sovtna.net/images/haber/08072024212402_aa9fd6920f82a178b5d76235621370f6.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Sıcak havalarda gıda zehirlenmeleri arttı!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.sovtna.net/haber-sicak-havalarda-gida-zehirlenmeleri-artti-9355.html</guid>
                    <link>https://www.sovtna.net/haber-sicak-havalarda-gida-zehirlenmeleri-artti-9355.html</link>
                    <description><![CDATA[]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Yurt genelinde hava sıcaklıklarının mevsim normallerinde üzerinde seyretmesi gıda zehirlenmelerinin artmasına neden oldu. Peki, gıda zehirlenmesine karşı neler yapmalıyız?Zübeyde ÖZLÜ / HERKES DUYSUN

BURSA (İGFA) - Artan sıcaklıklarla birlikte&nbsp;gıda zehirlenmesi&nbsp;vakaları da ciddi oranda arttı.&nbsp;Uzman Diyetisyen Miray Yağmur,&nbsp;artış gösteren gıda zehirlenmesi hakkında&nbsp;Herkes Duysun’a açıklamalarda bulundu.



SICAK HAVALARDA GIDA ZEHİRLENMELERİ NEDEN ARTIYOR?

Sıcak havalarda gıda zehirlenmelerinin artmasının nedenlerinde bahseden&nbsp;Uzman Diyetisyen Miray&nbsp;Yağmur,“Sıcak havalarda gıda&nbsp;zehirlenmelerinin artmasının birkaç temel nedeni vardır. İlk olarak, yüksek sıcaklıklar bakterilerin, virüslerin ve diğer patojenlerin çoğalması için ideal koşullar sağlar. Özellikle Salmonella, E. coli ve Listeria gibi bakteriler sıcak ortamlarda hızla üreyebilir. Gıdaların uygun şekilde saklanmaması veya yeterince pişirilmemesi durumunda bu patojenler kolayca çoğalır ve gıda zehirlenmesine neden olabilir. Ayrıca, sıcak havalarda insanlar daha sık piknik yapar, dışarıda yemek yer ve yiyecekleri açık havada uzun süre bırakabilirler. Bu durum, yiyeceklerin uygun sıcaklıkta saklanmasını zorlaştırır ve bakterilerin üremesi için elverişli bir ortam yaratır. Özellikle mayonez, süt ürünleri, et, tavuk ve deniz ürünleri gibi hassas gıdalar, sıcak havalarda daha hızlı bozulma riski taşır. Son olarak, sıcak havalarda su tüketimi artar ve bazen kontamine su kaynaklarından su içme riski de söz konusu olabilir. Kirli veya mikroplu su tüketimi, bağırsak enfeksiyonlarına ve gıda zehirlenmelerine yol açabilir.” dedi.



GIDA ZEHİRLENMELERİNİN ÖNÜNE NASIL GEÇEBİLİRİZ?

Gıda zehirlenmelerinin&nbsp;önüne geçmek için çeşitli önlemler alınabileceğinin altını&nbsp;çizen Dyt. Yağmur, şu ifadeleri kullandı:

“Öncelikle, ellerin yemek hazırlamadan önce ve sonra sabun ve suyla yıkanması, çapraz bulaşmayı önlemek için çiğ et, tavuk, deniz ürünleri ve yumurtaların diğer yiyeceklerden ayrı tutulması ve mutfak yüzeylerinin, kesme tahtalarının ve aletlerin düzenli olarak temizlenmesi çok önemlidir. Yiyeceklerin doğru saklanması da hayati önem taşır. Buzdolabının 4°C veya daha düşük, dondurucunun ise -18°C veya daha düşük sıcaklıkta tutulması, artan yemeklerin 2 saat içinde buzdolabına konulması ve 3-4 gün içinde tüketilmesi gerekmektedir. Gıdaların güvenli şekilde pişirilmesi, et, tavuk, balık ve yumurtaların iç sıcaklıklarının uygun seviyeye gelene kadar pişirilmesi ile sağlanır ve bu noktada bir gıda termometresi kullanmak faydalıdır. Güvenilir kaynaklardan alışveriş yapmak, taze ve son kullanma tarihi geçmemiş ürünler tercih etmek, ambalajı hasar görmüş ürünleri almaktan kaçınmak da önemlidir. Eğitim ve farkındalık da gıda güvenliğinin sağlanmasında kritik rol oynar. Bu yüzden gıda güvenliği hakkında bilgi sahibi olmak ve bu bilgileri paylaşmak, gıda etiketlerini okuyup saklama koşullarını ve pişirme talimatlarını dikkate almak gerekir. Bu önlemler, gıda zehirlenmesi riskini önemli ölçüde azaltacaktır ve düzenli olarak uygulanmaları, hem kendi sağlığınızı hem de sevdiklerinizin sağlığını korumanıza yardımcı olur.”
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.sovtna.net/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Sıcak havalarda gıda zehirlenmeleri arttı! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 08 Jul 2024 13:57:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.sovtna.net/images/haber/08072024212401_12d6f11ebf96be2fd07b76b8f83e2cac.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.sovtna.net/images/haber/08072024212401_12d6f11ebf96be2fd07b76b8f83e2cac.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.sovtna.net/images/haber/08072024212401_12d6f11ebf96be2fd07b76b8f83e2cac.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Mutfakta bu hataları asla yapmayın]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.sovtna.net/haber-mutfakta-bu-hatalari-asla-yapmayin-9340.html</guid>
                    <link>https://www.sovtna.net/haber-mutfakta-bu-hatalari-asla-yapmayin-9340.html</link>
                    <description><![CDATA[]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Besin zehirlenmesi ülkemizde ve dünya genelinde özellikle yaz aylarında daha sık görülen önemli bir sağlık sorunu.İSTANBUL (İGFA) - Kış mevsiminde hastanelerde yaygın görülen influenza ve gribin yerini; yaz aylarında Stafilokok, Salmonella, E.Coli gibi bakteriler ile Rotavirüs ve Norovirüs gibi virüslerin yol açtığı besin zehirlenmeleri alıyor.&nbsp;İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Murat Karakoç,&nbsp; Dünya Sağlık Örgütü ve diğer sağlık otoriteleri tarafından yapılan tahminlere göre, dünya genelinde her yıl yaklaşık 600 milyon kişinin besin zehirlenmesi yaşadığına dikkat çekerek, “Besin zehirlenmeleri nedeniyle yılda yaklaşık 420 bin kişi de hayatını kaybediyor; bunların çoğunu çocuklar, yaşlılar ve kemoterapi veya immünoterapi gibi bağışıklığı zayıflatan ilaç kullanan hastalar oluşturuyor” diyor. Sağlık Bakanlığı verilerine göre; ülkemizde de 2015-2020 yılları arasında besin kaynaklı hastalıklar nedeniyle hastanelere 18 milyon 314 bin 239 kişi başvurmuş ve 1714 kişi yaşamını yitirmiş.&nbsp;



&nbsp;SICAK HAVADA MİKROPLAR HIZLA ÇOĞALIYOR

İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Murat Karakoç, besin zehirlenmesinin yaz aylarında daha sık görülmesinde hava sıcaklığının büyük etkisi olduğuna işaret ederek “Yaz mevsiminde hava sıcaklıklarının artması nedeniyle &nbsp; bakteri, virüs ve parazitler gibi mikroplar daha hızlı çoğalmakta ve besinlere daha kolay bulaşmaktadır. Ayrıca yaz aylarında piknik, barbekü, plaj gezileri gibi açık hava etkinliklerinin artması, özellikle turistik ve kalabalık bölgelerde hijyen koşullarına uyulmaması, çiğ ve az pişmiş gıdaların tüketilmesi de besin zehirlenmesi sıklığını arttırmaktadır” diyor. &nbsp;&nbsp;



BU BELİRTİLERDE ASLA ZAMAN KAYBETMEYİN!&nbsp;

Besin zehirlenmesinin belirtileri, bozulmuş gıdaların tüketiminden sonra birkaç saat veya birkaç gün içinde ortaya çıkıyor. İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Murat Karakoç, belirtilerin hafif veya şiddetli olabileceğine işaret ederek, sözlerine şöyle devam ediyor: “Hafif belirtiler bulantı, günde 5’ten daha az sıklıkta oluşan kusma ve ishal, karın ağrısı ve kramplar, hafif ateş, baş ağrısı, halsizlik, yorgunluk ile iştahsızlık gibi sorunlardır. Şiddetli bulgularda ise sürekli kusma, şiddetli karın ağrısı ve kramplar, 38°C'nin üzerinde seyreden yüksek ateş, kanlı ishal, şiddetli dehidratasyona bağlı azalmış idrar, ağız kuruluğu, &nbsp;baş dönmesi, bayılma, nefes darlığı ve göğüs ağrısı gibi semptomlar görülebilir”&nbsp;&nbsp;



KALICI SAĞLIK SORUNLARINA YOL AÇMASIN!&nbsp;

İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Murat Karakoç, şiddetli belirtiler görüldüğünde zaman kaybetmeden en yakın sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiği uyarısında bulunarak, “Çünkü besin zehirlenmesi önemli bir problemdir. Ciddi tablolarda özellikle çocuklar, yaşlılar ve bağışıklık sistemi zayıf olan kişilerde ölümle sonuçlanabilir. Bazı patojenler ciddi ve kalıcı sağlık problemlerine neden olabilir. Örneğin, E. Coli bakterisinin O157 suşunun yol açtığı besin zehirlenmesi sonrasında kalıcı böbrek yetmezliği gelişebilir ve hastanın ömür boyu diyaliz tedavisi alması gerekebilir. Yersina enterocolitica, Shigella, Salmonella bakterisi gibi bazı patojenlerin sebep olduğu enfeksiyonların ardından reaktif artrit gibi çeşitli eklem romatizmaları gelişebilir” diyor. &nbsp;&nbsp;

&nbsp;

&nbsp;

BESİN ZEHİRLENMESİNE KARŞI 10 ETKİLİ ÖNLEM!&nbsp;

İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Murat Karakoç,&nbsp;besin zehirlenmesine karşı almamız gereken önlemleri şöyle anlatıyor:&nbsp;

Besinleri satın alırken dikkat!&nbsp;

Alışveriş yaparken bazı kurallara dikkat etmeniz büyük bir öneme sahip. İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Murat Karakoç, alışveriş sırasında almanız gereken önlemleri şöyle özetliyor: “Son kullanma tarihi geçmiş gıdaları satın almayın. Paketli ürünlerin ambalajlarının sağlam ve hasarsız olduğundan emin olun. Şişmiş veya hasar görmüş konserve ürünlerini kullanmayın. Et ve et ürünlerini güvenilir yerlerden satın alın. Kırık, çatlak, dışkıyla kirlenmiş yumurtalardan kaçının. Özellikle et, et ürünleri ve tavuk gibi sık besin zehirlenmesi yapan ürünlerin üretildikleri yerden depolara ve satış noktalarına sevkiyatı sırasında -18°C altında muhafaza edilerek soğuk zincirin korunması önemli.&nbsp;Dondurulmuş besinlerin soğuk zincirinin kırılmamış olmasına dikkat edin.”



ÇİĞ ETE VE YUMURTAYA DOKUNDUKTAN SONRA MUTLAKA…

Yemek hazırlamadan önce ellerinizi sabunlu sıcak suyla en az 20 saniye yıkamaya özen gösterin. Tırnaklarınızı kısa ve temiz tutmayı alışkanlık edinin. Çiğ veya az pişmiş kırmızı et, beyaz et ve balıkla temas sonrası özellikle ellerinizdeki çatlaklar aracılığıyla parazitler ve bakteriler bulaşarak kist hidatik, toxoplazma, brusella, tüberküloz, camylobacter ve salmonella gibi çeşitli enfeksiyonlara yol açabiliyor. Bu nedenle çiğ et ve balığa dokunduktan sonra ellerinizi yine &nbsp;sabunlu sıcak suyla yıkamayı asla ihmal etmeyin.&nbsp;



MUTFAK GEREÇLERİNİ SICAK SUYLA YIKAYIN&nbsp;

Mutfak tezgahlarını, kesme tahtalarını ve diğer mutfak ekipmanlarını sıcak su ve sabunla düzenli olarak temizlemeniz çok önemli. Her kullanımdan sonra, özellikle de çiğ et, yumurta ve balık ile temasın ardından tüm araç ve gereçler ile tezgah yüzeylerini deterjanlı sıcak suyla iyice yıkamalısınız.



ÇİĞ ETLERİ PİŞİRMEDEN ÖNCE YIKAMAYIN

Kırmızı eti, balığı ve tavuk etini pişirmeden önce yıkamayın. Özellikle tavuk etinde fazla miktarda mikroorganizma bulunuyor. Yıkama esnasında lavaboya, tezgah yüzeyine, musluğa ve ellerimize bulaşan bu mikroorganizmalar enfeksiyona yol açabiliyor. İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Murat Karakoç, balıkları da pişirme öncesinde yıkamanın doğru olmadığına dikkat çekerek, “Çünkü balığı yıkamak Salmonella ve E.Coli gibi enfeksiyonları etrafa bulaştıracağı gibi, sağlığımız açısından önemli olan ve balıkta çok bulunan Omega-3 gibi yağ asitlerinin ve faydalı enzimlerin kaybına yol açar. Ayrıca balıkta bulunan ve pişirme sırasında lezzeti arttıran doğal sıvıların da kaybına neden olur” diye konuşuyor.&nbsp;



BU BESİNLERİ ASLA TEMAS ETTİRMEYİN!&nbsp;

Farklı besinlerin birbiriyle temas halindeyken çeşitli mikroorganizmaların ve zararlı maddelerin geçiş yapmaslarına çapraz bulaş deniyor. Çapraz bulaşı önlemek için çiğ besinleri pişmiş yiyeceklerden ayrı tutmanız gerekiyor. Ayrıca çiğ kırmızı et, tavuk eti, yumurta, balık ve kabuklu deniz ürünlerini de sebzeler ile asla temas ettirmemeniz gerektiği uyarısında bulunan İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Murat Karakoç, “Bu sayede etlerde bulunan zararlı mikroorganizmaların sebzelere geçmesini engellemiş olursunuz” diyor.



ET VE SEBZELERİ AYNI BIÇAKLA KESMEYİN

Besin zehirlenmesine karşı almanız gereken bir başka önlem ise etleri, et ürünleri ile sebzeleri ayrı tezgahlarda ve farklı bıçaklarla kesmek olmalı. Etler ile temas eden bıçakları, tezgahı, mutfak araçlarını da sıcak ve sabunlu suyla yıkamalısınız.



BESİNLERİ DOĞRU SICAKLIKTA PİŞİRİN

Et, tavuk, balık ve yumurta gibi besinlerin yeterince pişmiş olmaları da besin zehirlenmesinden korunmada büyük öneme sahip. Bu besinlerin iç sıcaklıklarının bir termometre ile kontrol edilmesi gerektiğini belirten Dr. Murat Karakoç, “Örneğin besinlerdeki iç sıcaklık tavuk için en az 74°C, kırmızı et için de en az 63°C olmalıdır. Besinlerin her tarafının iyice piştiğinden emin olunmalı, büyük tencerelerde pişirilen yemekler sık sık karıştırılarak sıcaklığın her tarafa yayılması sağlanmalıdır” diyor.&nbsp;



ODA SICAKLIĞINDA EN FAZLA 2 SAAT TUTUN

Yiyecekleri piştikten sonra oda sıcaklığında en fazla iki saat tutun, özellikle et ürünlerini daha sonra buzdolabında 4°C altında saklamaya özen gösterin. Bunların yanı sıra pişmiş yiyecekleri buzdolabında çiğ besinlerden uzak tutmanız da çok önem taşıyor.&nbsp;



ODA SICAKLIĞINDA ÇÖZÜLMEYE BIRAKMAYIN

Dondurulmuş besinleri özellikle de et ürünlerini oda sıcaklığında çözülmeye bırakmamanız gerektiği uyarısında bulunan İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Murat Karakoç,&nbsp;“Böyle durumlarda çözülen yüzey kısımlarda &nbsp;Salmonella, E.Coli, Stafilokokkus aures gibi çeşitli bakteriler kolay bir şekilde üremekte ve besinlerle kontamine olarak besin zehirlenmesine yol açmaktadır” diyor. Ayrıca dondurulmuş besinleri sıcak su altında çözmeye çalışmak da tehlike oluşturuyor. Bu ürünleri buzluktan aldıktan sonra buzdolabının alt raflarında çözülmeye bırakmalı veya mikrodalga fırınlar kullanmalısınız.



KURU GIDALARI KARANLIKTA SAKLAYIN

Bulgur, buğday, pirinç, nohut, fasulye gibi bakliyatlar ve kuru gıdalar sıcak ve nemli ortamda saklanmamalı. Bakliyatlar ile kuru gıdaları güneş görmeyen karanlık bir yerde ve 20°C sıcaklığın altında, ağzı hava almayan kapalı cam kaplar içinde saklamaya dikkat edin. Özellikle pirinç içeren yemekleri bir günde tüketilecek miktarda yapmanız gerektiğine işaret eden Dr. Murat Karakoç, “Pirinçli yemek tekrar tüketilecekse en fazla &nbsp;bir defa daha ısıtma yapılarak yenilebilir. Böylece Bacillus cereus gibi bakterilerin yol açacağı gıda zehirlenmesinden de korunmuş olunur” diyor. &nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.sovtna.net/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Mutfakta bu hataları asla yapmayın - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 08 Jul 2024 07:18:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.sovtna.net/images/haber/08072024161521_f5cea6d8e01b333df85c717b8b5ac9ad.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.sovtna.net/images/haber/08072024161521_f5cea6d8e01b333df85c717b8b5ac9ad.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.sovtna.net/images/haber/08072024161521_f5cea6d8e01b333df85c717b8b5ac9ad.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Diyabette beslenmenin payı büyük]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.sovtna.net/haber-diyabette-beslenmenin-payi-buyuk-9255.html</guid>
                    <link>https://www.sovtna.net/haber-diyabette-beslenmenin-payi-buyuk-9255.html</link>
                    <description><![CDATA[]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Diyabetin, vücuttaki birçok organı etkileyen kronik bir hastalık olduğunu belirten uzmanlar, diyabet tedavisinin amacının kan şekerini normal sınırlarda tutarak, sağlık sorunlarının ortaya çıkışını engellemek olduğunu söylüyor.İSTANBUL (İGFA) - Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, diyabetli bireylerin beslenmede sık yaptıkları hatalar ve dikkat edilmesi gerenler hakkında bilgi verdi.

Diyabetin, vücuttaki birçok organı etkileyen, çoğunlukla kan şekeri yüksekliği (hiperglisemi) ile karakterize kronik bir hastalık olduğunu hatırlatan Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, “Diyabette tedavinin amacı kan şekerini normal sınırlarda tutarak, sağlık sorunlarının ortaya çıkışını engellemek veya önlemektir. Bu nedenle diyabetin tedavisinde beslenmenin payı büyüktür. İyi kontrol edilmeyen kan şekeri, ilerleyen yaşlarda gözlerde, böbreklerde metabolik sorunlara ve sinir hücrelerinde harabiyete sebep olabilmektedir.” dedi.



“TİP 2 DİYABETLİ BİREYLERİN ÇOĞU FAZLA KİLOLU”

Diyabetin Tip 1 ve Tip 2 başta olmak üzere farklı türleri olduğunu belirten Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, Tip 1 diyabette insülin üretiminin olmadığını, bu nedenle dışarıdan enjekte edildiğini aktardı. Tip 2 diyabette ise insülin üretiminin olduğunu ifade eden Hülya Yiğit, “Ancak vücut bazı nedenlerden dolayı, insülini kullanamaz. Tip 1 diyabette insülin enjekte edildiği zaman dışarıdan verilen insülinin etki süresine göre öğün sayılarının, öğün saatlerinin, alınması gereken karbonhidrat miktarının düzenlenmesi oldukça önemlidir. Tip 2 diyabetli bireylerde ise öğün araları ve öğün sayıları daha esnek olabilmektedir. Tip 2 diyabetli bireylerin çoğu fazla kiloludur. Birçok klinik çalışma yüzde 10 kilo kaybının, tip 2 diyabet gelişme riskini yüzde 50 oranında azalttığını bildirmektedir.” şeklinde konuştu.

Diyabetli bireylerin beslenme programlarının vücut ağırlığına, fiziksel aktivite durumuna, sosyoekonomik durumuna ve beslenme alışkanlıklarına göre diyetisyen tarafından düzenlenmesi gerektiğine dikkat çeken Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, “Diyabetli bireyler, bir besini tüketirken, o besinin&nbsp;&nbsp; kan şekerini yükseltme hızına yani glisemik indeksine ve yediği miktara yani glisemik yüküne dikkat etmeli. Ana öğünlerinin karbonhidrat ve protein içeriği dengeli olmalı. Çoğu diyabetli birey pilav ve makarnayı daha az tüketmesi gerektiğini bilir ancak aralarda tükettiği galetaları, kepekli bisküvileri, şekersiz etiketi ile sunulan tatlandırıcılı diyet tatlıları rahat tüketilebileceğini düşünür. Bunların da kan şekerini olumsuz etkileyebileceği, dengeyi bozabileceği unutulmamalı. Diyabetli bireyler tarafından karbonhidratsız olduğu düşüncesi ile bir öğünde büyük porsiyonda kırmızı et tüketimi de oldukça yaygın görülür. Ancak büyük porsiyonlarda tüketilen kırmızı etin de kan şekerini, tatlılar kadar hızlı olmasa da yükseltebileceği göz ardı edilmemeli.” diye konuştu.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.sovtna.net/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Diyabette beslenmenin payı büyük - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 07 Jul 2024 11:04:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.sovtna.net/images/haber/07072024184908_ffc4f5f783b238bf3e11f4ed10b53cc7.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.sovtna.net/images/haber/07072024184908_ffc4f5f783b238bf3e11f4ed10b53cc7.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.sovtna.net/images/haber/07072024184908_ffc4f5f783b238bf3e11f4ed10b53cc7.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Muğla'da HPV aşı uygulaması çalışmalarına başlandı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.sovtna.net/haber-muglada-hpv-asi-uygulamasi-calismalarina-baslandi-9231.html</guid>
                    <link>https://www.sovtna.net/haber-muglada-hpv-asi-uygulamasi-calismalarina-baslandi-9231.html</link>
                    <description><![CDATA[]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Muğla Büyükşehir Belediyesi ücretsiz Rahim Ağzı Kanseri aşı uygulaması için çalışmaları başlattı.MUĞLA (İGFA ) Türkiye’de önemli bir halk sağlığı sorunu olan HPV (İnsan Papilloma Virüsü) virüsü kaynaklı kanser vakaları son yıllarda artma eğilimi göstermesinden dolayı Muğla Büyükşehir Belediyesi 9-30 yaş aralığındaki kız çocuklarına ve kadınlara yönelik rahim ağzı kanseri aşısı yapmak için çalı- şmaları başlattı.

HPV Aşısı ilk etapta Muğla il sınırları içinde ikamet eden, ekonomik yoksunluk içinde bulunduğu için sosyal yardım alan ailelerin ve yüzde 40 üzeri engelli raporu bulunan&nbsp; 9-26 yaş aralığındaki kız çocuklarına ve kadınlara yapılacak. Aşı için başvurular 5 Temmuz-31 Temmuz arasında https://mugla.bel.tr/hpvasiformu adresinden yapılabilecek.



“HPV AŞISI, HEM BİREYSEL HEM DE TOPLUM SAĞLIĞI İÇİN ÖNEMLİ BİR KORUYUCU TEDBİRDİR.”

Muğla Büyükşehir Belediyesi Sağlık ve Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı doktorlarından Ozan Ziya Sayın HPV aşısı ile ilgili şunları söyledi; “HPV aşısını neden yaptırmalıyız. HPV rahim ağzı kanseri başta olmak üzere, anüs, penis, vajina, vulva ve orofaringeal (boğaz) kanserlere neden olabilir. HPV aşısı, bu kanser türlerinin büyük çoğunluğuna karşı koruma sağlar. HPV, genital siğillere de neden olabilir. Aşı, bu siğillere karşı da koruma sağlar. HPV, cinsel temas yoluyla kolayca yayılabilir. Aşı, virüsün yayılmasını engelleyerek toplum sağlığını korumaya yardımcı olur. HPV aşısı, en etkili şekilde 11-12 yaşlarında, cinsel aktivitenin başlamasından önce yapıldığında koruma sağlar. Ancak, daha ileri yaşlarda da faydalı olur. Araştırmalar, HPV aşısının güvenli ve etkili olduğunu göstermektedir. Aşı, dünya genelinde milyonlarca insana uygulanmıştır ve ciddi yan etkileri bulunmamaktadır. HPV aşısı, hem bireysel hem de toplum sağlığı için önemli bir koruyucu tedbirdir. HPV aşısını 9-26 yaş arasındaki kız çocuklara ve kadınlara öneriyoruz. Emziren kadınlar yaptırabilir. Bununla birlikte hamile kadınlara önermiyoruz.” dedi.



HPV NEDİR?

HPV (İnsan Papilloma Virüsü) insandan insana bulaşan bir virüstür. HPV virüsü deri ve mukoza zarlarını etkileyen birden fazla virüs türünden oluşan bir ailedir. HPV’nin çeşitli varyasyonları vardır ve bazıları enfeksiyonlara sebep olabilirken, bazıları ise hiçbir şikayete neden olmayabilir. En yaygın belirtisi genital bölgede oluşan siğillerdir. Bununla birlikte bazı türleri ciddi anlamda kanserojen olup, özellikle kadınlarda rahim ağzı gibi kanser türlerinin en önde gelen sebebidir. Ayrıca anüs kanserine, erkeklerde penis kanserlerine sebep olabilmektedir. Hatta yapılan çalışmalarda sebep olduğu kanser türlerinin genital bölge ile sınırlı kalmadığı; baş ve boyun kanserleri ile boğaz kanserine de yol açabildiği gözlenmektedir.



HPV NASIL BULAŞIR?

Cinsel Temas:&nbsp;Cinsel yolla bulaşan HPV tipleri genellikle cinsel temas sırasında bulaşır. Virüs, cinsel organların derisi veya mukoz membranları yoluyla temasla geçer. Cinsel ilişki sırasında deri teması, HPV’nin yayılmasına neden olabilir.

Cilt Teması:&nbsp;HPV’nin bazı tipleri, cilt teması yoluyla bulaşabilir. Bu, özellikle genital bölge dışındaki ciltte meydana gelen siğillerle ilişkilidir. Siğillerin olduğu bölgelere dokunmak veya temas etmek, virüsün bulaşmasına yol açabilir.

Doğum Sırasında:&nbsp;Bir HPV taşıyıcısı anne, doğum sırasında virüsü bebeğine geçirebilir. Bu durum genellikle doğum kanalındaki enfekte dokuların bebeğin gözleri, ağızı, boğazı veya cildiyle temas etmesi sonucunda gerçekleşir.

Cinsel Siğiller:&nbsp;HPV’nin düşük riskli tipleri cinsel siğillere neden olabilir. Cinsel siğillerin olduğu bölgelere dokunmak, virüsün bulaşmasına sebep olabilir.

Kişisel Temas ve Ortak Kullanım:&nbsp;HPV’nin bulaşma riski, kişisel temas ve ortak kullanılan eşyalar yoluyla minimaldir. Ancak bu yollarla bulaşma olasılığı sıfır değildir.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.sovtna.net/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Muğla'da HPV aşı uygulaması çalışmalarına başlandı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 06 Jul 2024 13:13:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.sovtna.net/images/haber/07072024105354_f4adfb8570d30b26d735730f877f197d.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.sovtna.net/images/haber/07072024105354_f4adfb8570d30b26d735730f877f197d.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.sovtna.net/images/haber/07072024105354_f4adfb8570d30b26d735730f877f197d.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[‘Hayır diyememek’ özsaygıyı zedeliyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.sovtna.net/haber-hayir-diyememek-ozsaygiyi-zedeliyor-9156.html</guid>
                    <link>https://www.sovtna.net/haber-hayir-diyememek-ozsaygiyi-zedeliyor-9156.html</link>
                    <description><![CDATA[]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Birçok kişi çoğu zaman yapmak istemediği şeylere evet demek zorundaymış gibi hissediyor. Hayır denilemeyen şeyler, kişiyi mutlu etmediği gibi özgüvenini ve özsaygısını da zedeliyor.Esmanur GÜLBAHAR/ HERKES DUYSUN

BURSA (İGFA) - Herkese evet demek ve hayır diyememek, birçok insanın karşılaştığı yaygın bir sorun. Ancak, bu durumun farkına varmak ve çözüm yollarını uygulamak, kişinin kendine ve başkalarına karşı daha sağlıklı ve dengeli bir yaşam sürdürmesine yardımcı olabilir. Kendinizi ve sınırlarınızı tanımak, hem kişisel hem de sosyal hayatınızda daha tatmin edici ve dengeli ilişkiler kurmanıza olanak sağlar.



Uzman Psikolog Uğur Kartum, ‘hayır diyememe’ psikolojisini Herkes Duysun’a anlattı. Kartum, hayır diyememenin bir kaygı üzerinden gerçekleştiğini dile getirdi.



‘HAYIR DİYEMEMEK’ UZUN VADEDE SIKINTI YARATIYOR

Bazı insanların aşırı derece iyi olma hali içerisinde olduklarını belirten Psikolog Kartum, “Bazı kişiler, ailesine, arkadaşlarına, çevresine karşı istemedikleri bir şey olsa da hep evet diyorlar. Bu kişiler hayır demeyi bilmiyorlar. Bu genellikle bir kaygı üzerinden oluyor. İnsanların bir kendini takdir etme, onaylama duygusu var. Bu tarz insanlar aşırı verici oldukları için kendi isteklerini hep göz ardı ederler, kendi duygularını hep geri planda bırakırlar. Bu ona uzun vadede çok büyük sıkıntılar yaratabilir.” dedi.



“İNSANLARIN İSTEKLERİNİ SÜREKLİ YAPMAK MÜMKÜN DEĞİL”

“Hep iyi olmak zorunda değilsiniz, bazen hayır demeyi bilmelisiniz.” diyen Uzman Psikolog Uğur Kartum şu ifadeleri kullandı:

“İnsanların isteklerini sürekli yapmak mümkün değildir. O yüzden bazen kendi duygularınıza dönüp kendi isteklerinizi diğer insanlara karşı açık bir şekilde ifade etmeniz gerekiyor.”
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.sovtna.net/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[‘Hayır diyememek’ özsaygıyı zedeliyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 05 Jul 2024 12:38:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.sovtna.net/images/haber/05072024191940_7f46947a1c89bd11797ac07f4cc035e3.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.sovtna.net/images/haber/05072024191940_7f46947a1c89bd11797ac07f4cc035e3.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.sovtna.net/images/haber/05072024191940_7f46947a1c89bd11797ac07f4cc035e3.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Sıcak havalarda bu yemeklerden uzak durun]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.sovtna.net/haber-sicak-havalarda-bu-yemeklerden-uzak-durun-9125.html</guid>
                    <link>https://www.sovtna.net/haber-sicak-havalarda-bu-yemeklerden-uzak-durun-9125.html</link>
                    <description><![CDATA[]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Haziran ayı ile birlikte yaz sıcakları kendini iyice gösterdi. Sıcaklık rekorlarının kırıldığı bu günlerde sağlığımızı korumak adına beslenmemize dikkat etmeliyiz. Peki, sıcak havalarda neler tüketilmeli? Nelerden uzak durulmalı? İşte cevabı…ZÜBEYDE ÖZLÜ/HERKES DUYSUN

BURSA (İGFA) -&nbsp;Sıcak havalarda doğru beslenmenin oldukça önemli olduğunu vurgulayan&nbsp;Diyetisyen Miray Yağmur,&nbsp;yaz aylarında nasıl beslenilmesi gerektiği hakkından&nbsp;Herkes Duysun’a açıklamalarda bulundu.



Sıcak havalarda doğru beslenmek, vücudun sıvı dengesini korumak ve serin kalmak için büyük önem taşıdığını söyleyen&nbsp;Diyetisyen Miray Yağmur,&nbsp;“İlk olarak, yeterli miktarda su içmek hayati önem taşır; günde en az 8-10 bardak su içmek, terleme yoluyla kaybedilen sıvıyı geri kazanmanıza yardımcı olur. Hafif ve serinletici yiyecekler tercih edilmelidir. Salatalar, soğuk çorbalar, yoğurt, taze meyve ve sebzeler hem serinletici hem de besleyicidir. Dengeli öğünler tüketmek, özellikle hafif protein kaynaklarına yönelmek de önemlidir.” dedi.



YAĞLI YİYECEKLER VE KIZARTMALARDAN UZAK DURUN!

Yağlı ve kızartmalardan uzak durulması gerektiğinin altını çizen&nbsp;Dyt. Yağmur,&nbsp;“Yağlı ve kızartılmış yiyeceklerden kaçınarak, ızgara veya buğulama yöntemleriyle pişirilmiş hafif yiyecekler tercih edilmelidir. Gün boyunca sık sık ve küçük porsiyonlar halinde yemek yemek, sindirimi kolaylaştırır ve enerji seviyesini dengede tutar. Taze meyve ve sebzeler, vitamin, mineral ve antioksidan açısından zengindir ve yaz aylarında sağlıklı kalmanıza yardımcı olur.” ifadelerini kullandı.



“ŞEKERLİ İÇECEKLER VE ALKOL TÜKETMEYİN”

Dyt. Yağmur, yazın en çok ihtiyaç duyulanların ise sıvı içecekler olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Şekerli ve gazlı içecekler yerine, taze meyve suları, bitki çayları ve ayran gibi doğal içecekler tercih edilmelidir. Alkol tüketimi dehidrasyona neden olabileceğinden, sıcak havalarda alkol alımını sınırlamak veya tamamen kaçınmak gereklidir. Yoğurt ve ayran gibi probiyotik içeriği yüksek süt ürünleri, hem sindirimi destekler hem de serinletici etkisi vardır. Bu beslenme önerileri, sıcak havalarda vücudunuzu serin tutmanıza ve genel sağlığınızı korumanıza yardımcı olacaktır.”
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.sovtna.net/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Sıcak havalarda bu yemeklerden uzak durun - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 05 Jul 2024 12:08:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.sovtna.net/images/haber/05072024191901_f5bbf6c760f84658b1a03493f406f300.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.sovtna.net/images/haber/05072024191901_f5bbf6c760f84658b1a03493f406f300.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.sovtna.net/images/haber/05072024191901_f5bbf6c760f84658b1a03493f406f300.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Elektronik sigaralar tehlike saçıyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.sovtna.net/haber-elektronik-sigaralar-tehlike-saciyor-9095.html</guid>
                    <link>https://www.sovtna.net/haber-elektronik-sigaralar-tehlike-saciyor-9095.html</link>
                    <description><![CDATA[]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Uzmanlar, elektronik sigaranın sanıldığı kadar masum olmadığını vurgulayarak, bu cihazların potansiyel tehlikelerine karşı vatandaşları uyarıyor.Reyhan ÖZBAKIR / HERKES DUYSUN

BURSA (İGFA) - Sigarayı bırakmak isteyen vatandaşlar, sigaranın yerine koyabilecekleri alternatiflere başvururken elektronik sigaraları da oldukça yoğun bir şekilde tercih ediyor.&nbsp;

Fakat uzmanlar, elektronik sigaraların da sağlık açısından ciddi riskler barındırdırdığı ve birçok hastalığa kapı araladığını vurguluyor.



SANILDIĞI KADAR MASUM DEĞİL
Son yıllarda geleneksel sigaraya alternatif olarak popüler hale gelen elektronik sigaralar, sağlıklı bir seçenek olarak tanıtılıyor. Ancak, uzmanlar bu cihazların da ciddi sağlık riskleri taşıdığı konusunda uyarılarda bulunuyor. Uzmanlar elektronik sigaraların içerdiği kimyasalların ve nikotinin, uzun vadede kalp ve damar sağlığı üzerinde olumsuz etkiler yaratabileceğini belirtiyor. Öte yandan elektronik sigaraların içindeki sıvıların akciğerlere yapıştığını kaydeden uzmanlar, elektronik sigara kullanımının zamanla solunum yolu hastalıklarına sebep olduğunu belirtiyor.



‘’BAĞIMLILIK YAPICI ÖZELLİKLERİNİ KORUYOR’’
Elektronik sigaraların, içerdikleri nikotin sayesinde bağımlılık yapıcı özelliklerini koruduğunu ifade eden uzmanlar, bunun yanı sıra bu cihazların içindeki likitlerde bulunan kimyasalların solunmasının, akciğerler ve kalp üzerinde zararlı etkilere neden olduğunu kaydediyor. Özellikle kullanmaya genç yaşta başlayan kullanıcılar için bu risklerin daha da yüksek olduğunu belirtiyor.



‘’AKCİĞER İÇİN BÜYÜK TEHDİT’’

Uzman isimler, elektronik sigara kullanımının akciğer sağlığı üzerinde ciddi tehditler oluşturduğunu da vurguluyor.&nbsp;

Elektronik sigaraların, sıvı halindeki kimyasalların ısıtılarak buharlaştırılması prensibiyle çalıştığını hatırlatan uzmanlar, bu buharın solunmasının akciğer dokusuna ciddi şekilde zarar vererek çeşitli solunum yolu hastalıklarına yol açtığını ve son yıllarda artan vaka sayılarının, elektronik sigara kullanımının akciğer hastalıkları ile olan bağlantısını açıkça gösterdiğini söylüyor.



AROMALAR DA TEHDİT UNSURU

Ayrıca, elektronik sigaraların içerisinde yer alan aroma maddelerinin de ciddi sağlık riskleri taşıdığını kaydeden uzmanlar, bu aromaların çoğunun yüksek sıcaklıkta toksik bileşikler oluşturduğunu ve bu bileşiklerin solunmasının solunum yollarında tahrişe, iltihaplanmaya ve uzun vadede ciddi hastalıklara neden olduğunu vurguluyor.&nbsp;
Uzmanlar, geleneksel sigaraya alternatif olarak piyasaya sürülen ve sağlıklı bir tercih olduğu iddia edilerek bu yönde reklamı yapılan elektronik sigaraların kullanıcılar için büyük sağlık riskleri taşıdığı konusunda vatandaşları uyarıyor ve sağlıklı bir gelecek için tüm sigara kullanıcılarını sigarasız bir hayata davet ediyor.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.sovtna.net/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Elektronik sigaralar tehlike saçıyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 05 Jul 2024 10:31:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.sovtna.net/images/haber/05072024142726_f6ab0e3f292f9cf7ad6ee8e97b410642.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.sovtna.net/images/haber/05072024142726_f6ab0e3f292f9cf7ad6ee8e97b410642.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.sovtna.net/images/haber/05072024142726_f6ab0e3f292f9cf7ad6ee8e97b410642.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Havuz ve deniz keyfine gölge düşmesin!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.sovtna.net/haber-havuz-ve-deniz-keyfine-golge-dusmesin-9082.html</guid>
                    <link>https://www.sovtna.net/haber-havuz-ve-deniz-keyfine-golge-dusmesin-9082.html</link>
                    <description><![CDATA[]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Yaz mevsiminin gelmesiyle birlikte serinlemek amacıyla kendimizi sık sık deniz ve havuzun serin sularına bırakıyoruz. Ancak gerekli önlemleri alınmadığında sağlık sorunları gelişebiliyor. İşte havuz ve deniz keyfine gölge düşmemesi için uzmanından önemli uyarılar...İSTANBUL (İGFA) - Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Dr. Esin Özlem Atmış, dış kulak yolunun ıslak kalması dolayısıyla enfeksiyonlara açık hale geldiğine dikkati çekti. Kulağın kuru kalmasının önemli olduğunu belirten Dr. Atmış,&nbsp;"Bunun için dikkat edilmesi gereken en önemli kural ise yüzdükten veya banyodan sonra kulakta oluşan ıslaklığı dışarıdan yumuşak bir havlu veya bez ile kurutmaktır. Ayrıca gerekirse 30 santim uzakta tutulan düşük ayarlı saç kurutma makinesiyle de kulağı kurutmaya destek olunabilir” dedi.

Kulak enfeksiyonları dış ve orta kulak enfeksiyonları olarak ayrı ayrı ele alındığına dikkati çeken Dr. Esin Özlem Atmış, klulak zarından kulak kepçesine doğru uzanan alanda oluşan enfeksiyonlar dış kulak yolu enfeksiyonları olarak nitelendirildiğini belirtti.

Yaz aylarında daha yaygın görülen bu hastalığın dış kulak yolunda ve kulak kepçesinde yerleşen zararlı mantar veya bakteriler nedeniyle oluştuğuna işaret eden Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Dr. Esin Özlem Atmış, “Özellikle hijyeni iyi sağlanamamış havuz veya kirli deniz sularında bu mikroorganizmalara daha çok rastlanır. Bu nedenle hastalık yaz mevsiminde oldukça sık görülür. Tedavi edilmeyen dış kulak yolu enfeksiyonları; kemik iltihabı, yüz felci, beyin zarı iltihabı, beyin apsesi gibi beyin ile ilişkili ciddi sorunlar oluşturabilir. Dolayısıyla kulak kepçesinde dokunulmayla oluşan ağrı, kulakta tıkanıklık ve işitmede azalma gibi şikayetler başladığında gecikmeden hekime başvurmak çok önemlidir” diye konuştu.

KULAK ENFEKSİYONUNA KARŞI 6 ETKİLİ ÖNLEM! &nbsp;

Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Dr. Esin Özlem Atmış, yaz aylarında dış kulak yolu enfeksiyonundan korunmanız için almanız gereken önlemleri şöyle sıraladı:&nbsp;


 Kirli veya temizliğinden şüphe duyduğunuz sularda yüzmeyin
 Doktorunuz önerdiyse, yüzerken su geçirmeyen kulak tıpalarından faydalanın.&nbsp;
 Yüzdükten sonra mutlaka duş alın&nbsp;
 Duş sonrasında kulaklarınızı iyi kurutmanız gerekiyor. Dış kulağınızı asla kulak pamuğu gibi materyaller ile temizlemeye çalışmayın. Dışarıdan yumuşak bir havlu veya bez ile kurutun. Gerekirse, kulağınızdan 30 santim uzakta tuttuğunuz düşük ayardaki saç kurutma makinesiyle kurutmaya destek olabilirsiniz.&nbsp;
 Buşon (kulak kiri) probleminiz varsa tatil öncesinde kulak temizliği için kulak, burun ve boğaz uzmanı bir hekime başvurun.&nbsp;
 Kulağınız kaşındığı zaman tırnaklarınızı dış kulağınız ile temas ettirmeyin. Zira yabancı sert bir cisimle kaşımak da kulağı enfeksiyona açık hale getiriyor. Çok kaşıntı olması durumunda parmağınızı dış kulak kıkırdağına bastırarak kaşımanız daha güvenli olacaktır.&nbsp;

 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.sovtna.net/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Havuz ve deniz keyfine gölge düşmesin! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 05 Jul 2024 07:42:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.sovtna.net/images/haber/05072024142710_4439a0b4125d06358c867ea695f7d012.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.sovtna.net/images/haber/05072024142710_4439a0b4125d06358c867ea695f7d012.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.sovtna.net/images/haber/05072024142710_4439a0b4125d06358c867ea695f7d012.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Omuriliğine yerleştirilen pil sayesinde sağlığına kavuştu]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.sovtna.net/haber-omuriligine-yerlestirilen-pil-sayesinde-sagligina-kavustu-8881.html</guid>
                    <link>https://www.sovtna.net/haber-omuriligine-yerlestirilen-pil-sayesinde-sagligina-kavustu-8881.html</link>
                    <description><![CDATA[]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 2014 yılında geçirmiş olduğu trafik kazası sonucu omurilik felci geçiren Okan Kurt (51), yıllarca tekerlekli sandalyeye bağımlı yaşadı. Okan Kurt, omuriliğine yerleştirilen pil sayesinde sağlığına tekrar kavuştu.İSTANBUL (İGFA) -&nbsp;Trafik kazası sonucu C5-6 omurilik hasarı meydana gelen Okan Kurt, hayatının en güzel yıllarında engellerle boğuşmak zorunda kaldı. Omuriliğinde meydana gelen hasar sebebiyle, ellerini dahi kullanmayan Kurt, hayatının uzun bir süresini fizik tedavi alarak geçirdi.

2023 yılında araştırmaları sonucu ulaştığı Beyin ve Sinir Cerrahi Op. Dr. Aslıhan Çevik ile Kurt’a yeni bir tedavi planı yapıldı. Dr. Çevik kısa vadede kaybedilen hissiyatın yeniden gelmesi, istemli kas hareketlerinin tekrar başlaması için omurilik pili uygulamaya karar verdi.

Bu tedavi omuriliğe yerleştirilen özel bir pil ve hastaya özgü haritalama ile sinir uyarımını gerçekleştirerek kaybedilen hareket yeteneğini geri kazanmaya yardımcı olmaktadır. Dr. Çevik, bu yöntemin kullanımıyla birçok hastanın yaşamında önemli iyileşmeler sağladığını belirtiyor.



Ameliyatın üzerinden henüz 4 ay geçmesine rağmen Dr. Çevik’in kliniğinde yapılan kontrolde Okan Kurt, desteksiz walker yürüteç ile rahat bir şekilde yürümeyi başardı. Ameliyatın hemen ardından yavaş yavaş ayaklarına his geldiğini anlatan Kurt, “His gelmesiyle başlayan süreçte başta ufak hareketler geldi, kaslarım kasıldı. Hocamın haritalandırmaları sayesinde ilk adımlamalarım başladı ve akabinde tuvalet sorunum sona erdi. Ailem, hocam bu süreçte benimle yakından ilgilendi. Hepsine ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Her geçen gün daha da güçleniyorum, ilerliyorum. Bu uzun bir süreç ama güzel bir süreç”dedi.

"İYİLEŞMEYE DEVAM EDİYOR"

Op. Dr. Aslıhan Çevik, Okan Kurt’un tedavisinin devam ettiğini belirterek, “Bu tedavi de yüksek moral, iyileşme isteği ve tabi ki en büyük destecimiz ailemiz bize çok yardımcı oldu. Hastamızın hisleri giderek artıyor. Güçlenmeye devam ettikçe yürüyüşümüz daha da ilerleyecek, ilk başta amaç walker yürüteç ile desteksiz yürümekti ama şimdi hedef yürüteç olmadan yürümek” diye&nbsp;konuştu.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.sovtna.net/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Omuriliğine yerleştirilen pil sayesinde sağlığına kavuştu - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 02 Jul 2024 15:36:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.sovtna.net/images/haber/03072024000354_5f2cbd88e5eac3f6f6a3fdb217878b53.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.sovtna.net/images/haber/03072024000354_5f2cbd88e5eac3f6f6a3fdb217878b53.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.sovtna.net/images/haber/03072024000354_5f2cbd88e5eac3f6f6a3fdb217878b53.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[KOCA'dan YENİ ATANAN BAKANLARLA İLGİLİ AÇIKLAMA ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.sovtna.net/haber-kocadan-yeni-atanan-bakanlarla-ilgili-aciklama-8864.html</guid>
                    <link>https://www.sovtna.net/haber-kocadan-yeni-atanan-bakanlarla-ilgili-aciklama-8864.html</link>
                    <description><![CDATA[KOCA'dan YENİ ATANAN BAKANLARLA İLGİLİ AÇIKLAMA ]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ KOCA'dan YENİ ATANAN BAKANLARLA İLGİLİ AÇIKLAMA 
Sağlık Bakanlığı'ndaki değişikliğin ardından açıklamada bulunan Fahrettin Koca şu ifadelere yer verdi:
Sn. Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı görevine atanan Sn. Murat Kurum’u tebrik ediyor, bu görevi kendisine devreden Sn. Mehmet Özhaseki’ye milletimize hizmetleri için teşekkür ediyorum. Sağlık Bakanlığı görevini üstlenen Sn. Kemal Memişoğlu’nu kutluyor, başarılar diliyorum.
Hayırlı olsun. ]]> </content:encoded><category domain="https://www.sovtna.net/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[KOCA'dan YENİ ATANAN BAKANLARLA İLGİLİ AÇIKLAMA  - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 02 Jul 2024 12:11:30 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.sovtna.net/images/haber/kocadan-yeni-atanan-bakanlarla-ilgili-aciklama-151236-20240702.jpeg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.sovtna.net/images/haber/kocadan-yeni-atanan-bakanlarla-ilgili-aciklama-151236-20240702.jpeg"/>
                    <enclosure url="https://www.sovtna.net/images/haber/kocadan-yeni-atanan-bakanlarla-ilgili-aciklama-151236-20240702.jpeg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Sağlıkçılar vefa gecesinde coştu]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.sovtna.net/haber-saglikcilar-vefa-gecesinde-costu-8796.html</guid>
                    <link>https://www.sovtna.net/haber-saglikcilar-vefa-gecesinde-costu-8796.html</link>
                    <description><![CDATA[]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Tüm Sağlıkta Çalışanlar Derneği (TÜSÇAD), ‘Sağlıkta Çalışanlara Vefa Gecesi’ etkinliği düzenledi.BURSA (İGFA) -&nbsp;‘Sağlıkta Çalışanlara Vefa Gecesi’, Magazin AVM’de bulunan Nilüfer Sahnesi’nde gerçekleşti. Sağlıkta çalışanlar, ‘Hafif Meşrep Tiyatro Gösterisi’, TÜSÇAD Halk Oyunları Ekibi’ ve ‘TÜSÇAD Türk Halk Müziği Korosu’ ile doyasıya eğlendiler.

TÜSÇAD Genel Başkanı Metin Altundal, etkinlik öncesi açılış konuşması gerçekleştirdi. Başkan Altundal, 1-7 Temmuz tarihlerinin ‘Sağlıkta Çalışanlar Haftası’ olarak kutlanmasını teklif ettiklerini belirtti.

&nbsp;

TÜM SAĞLIKTA ÇALIŞANLARI KUCAKLAYAN YEGANE KURULUŞ: TÜSÇAD

Tüm Sağlıkta Çalışanlar Derneği’nin, sağlıkta çalışanların birlik ve beraberliğini sağladığını vurgulayan Başkan Altundal, derneğin Türk bayrağının altında yaşamaktan rahatsız olmayan, şoföründen hemşiresine, doktorundan, güvenlik görevlisine, tüm sağlıkta çalışanları kucaklayan bir kuruluş olduğunu belirtti.



“1-7 TEMMUZ ‘SAĞLIKTA ÇALIŞANLAR HAFTASI’ OLSUN”

1-7 Temmuz haftasının ‘Sağlıkta Çalışanlar Haftası’ olmasını istediklerinin altını çizen Tüm Sağlıkta Çalışan Derneği(TÜSÇAD) Yönetim Kurulu Başkanı Metin Altundal, “Bu konuyla ilgili gerekli yerlere müracaatlarımızı yapıyoruz. 2020 yılında başlayan pandemi süreci en çok sizleri yordu. Başkalarının canları için kendini feda eden pandemi şehitlerimizi ve tüm şehitlerimizi rahmetle anıyoruz. 2012 yılında kurmuş olduğumuz bu ailenin ferdi olmaktan mutluyum.” dedi.



TÜSÇAD HER ZAMAN SAĞLIKTA ÇALIŞANLARIN YANINDA

TÜSÇAD’ın her anlamda sağlıkta çalışanların yanında olduğunu belirten Başkan Altundal sözlerine şöyle devam etti:

“TÜSÇAD her alanda siz sağlık çalışanlarının yanında oldu ve olmaya devam edecektir. Hiç bir kurum ve kuruluşun arka bahçesi olmayan yapımızla sizlere fayda sağlamaya gayret gösteriyoruz. Şehir hastanesinin Doğanköy bölgesine yapılacağını öğrendiğimizde harekete geçtik ve imar işlemlerini bekledik ardından 7 yıllık süreç sonunda hayata projemizi geçirdik.“
































 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.sovtna.net/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Sağlıkçılar vefa gecesinde coştu - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 02 Jul 2024 06:09:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.sovtna.net/images/haber/02072024100451_16d6805992b16ce47eda4fc7dc6c1951.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.sovtna.net/images/haber/02072024100451_16d6805992b16ce47eda4fc7dc6c1951.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.sovtna.net/images/haber/02072024100451_16d6805992b16ce47eda4fc7dc6c1951.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item></channel></rss>